Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Başbakanlık kaynaklarına göre, Fırat Nehri kıyısındaki yerleşkesinden PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan PYD’nin denetimindeki Suriye Eşmesi mevkiine taşınan Süleyman Şah Türbesi bir daha eski yerine nakledilmeyecek
AKP Hükümeti’nin 92 yıllık Cumhuriyet tarihine ‘kara bir leke ve bariz bir hezimet’ olarak geçen Şah Fırat Operasyonu’nun yeni boyutları ortaya çıkmaya devam ediyor. ‘Kaçış ya da tahliye’ olarak isimlendirilen operasyonla cumhuriyet tarihinde ilk defa Türk toprağı parçası elden çıkarıldı. Üstelik vatan toprağı, egemen bir devlete karşı değil, AKP Hükümeti’nin eğitip silahlandırdığı bir terör örgütüne terkedildi. Dahası Süleyman Şah Türbesi de bizzat Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın ‘terör örgütü’ olarak nitelendirdiği PYD’nin etkin olduğu Kobani bölgesine naklediliyor.
Eski yerine nakledilmeyecek
İki büyük hata birden
PYD operasyonun her aşamasında vardı
AKP Hükümeti, Şah Fırat Operasyonu ile yağmurdan kaçarken doluya tutuldu. Besleyip büyüttüğü terör örgütü IŞİD’den kaçarken, bu kez Suriye’nin kuzeyinde özerk bir devlet kurmak için çaba sarfeden Kürdistan Birlik Partisi’ne (PYD) sığındı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, “PYD bizim için bir terör örgütüdür” derken, sınırın hemen ötesinde Süleyman Şah Türbesi’nin nakledileceği Suriye Eşmesi’nden çekilen her fotoğraf karesinde PYD militanları poz veriyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan PKK’nın önemli isimlerinden Murat Karayılan’a kadar çok sayıda kişi de operasyonda PYD’nin aktif rolü olduğunu seslendiriyor.
AKP nerede hata yaptı?
Suriye’de 1921 yılından bu yana ‘vatan toprağı’ olarak addedilen Süleyman Şah Türbesi ve müştemilatının terkine yol açan hatalar zinciri bundan 4 yıl önce başladı. Kendini büyük bir gururla ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eş başkanı olarak adlandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Mart 2011’de Suriye Batılı güçler tarafından karıştırılmaya başlanınca Washington’ın talebiyle ilk aşamada dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu Şam’a göndererek, Beşar Esad’a ‘görevini bırak’ mesajını iletti. Erdoğan, ikinci aşamada bu haksız talebi reddeden Beşar Esad’ı düşman ilan etti. Bununla da yetinmeyen Erdoğan, İstanbul ve Ankara’da sayısız organizasyonların düzenlenmesini sağlayarak, Suriye içinde silahlı örgütlerin oluşmasına destek verdi. Dahası hükümeti, dünyanın dört bir köşesinden militanların Suriye’ye akmasına öncülük ve rehberlik etti. Sonuçta istikrarlaşan Suriye’de Rakka’da IŞİD, Kobani’de PYD özerk yapılar oluşturdu. Eğer AKP Hükümeti, Suriye’yi istikrarsızlaştırmasaydı, bugün bu ülkede ne 250 bin Müslüman hayatını yitirmiş olacaktı, ne 7 milyon Suriyeli evini terketmek zorunda kalacaktı, ne de Süleyman Şah Türbesi yerle bir edilerek Fırat Nehri’nden uzak bir noktaya nakledilmiş olacaktı. Kısaca AKP’nin Batılı güçlere yaslanarak Suriye stratejisini hatalı kurgulaması hem Suriyeliler açısından büyük insani facialara, hem de Türkiye’nin yurtdışındaki tek toprak parçasının kaybedilmesine yol açtı.