21 Mart 2016 - 02:12
Suriye’deki Belirsizliğin Çözümü Federalizm mi?

Suriye’de istikrarın yeniden sağlanmasının yolunun federalizm olduğunu savunanlar, ülkedeki çatışmaların ancak, ülkenin; Kürtler, Sünniler, Şiiler gibi bölgelere ayrılması ve bu bölgelerin idaresinin de o gruplara verilmesi ile son bulacağına inanmaktadır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Hatırlanacağı üzere, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da yakın zaman önce konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamasında şunları söylemişti:

“Belki bir federal devlet, Suriye’deki birlik ve özgürlüğün korunması noktasında uygun bir yol olabilir. Burada varsayım şudur ki, Suriye’deki belirsizlik ülkede bulunan kabilelerin ve grupların çatışmasından kaynaklanmaktadır. Suriye’nin bu gruplar ve kabileler arasında paylaştırılması ile onlar razı edilebilir ve sakinleştirilebilir.”

Suriye gerçeklerine bakacak olursak şunu söylemeliyiz ki, bu önerinin zayıf noktası bir varsayımda gizlidir. Her ne kadar yapılmasına   göz yummak mümkün olmasa da,  Suriye’de toplumun bir kısmı hükümetin yaptıklarına karşıdır ancak  tüm kabile ve grupların bu itirazlarını kaynağını gösteren hiçbir somut işaret yoktur.

Öte yandan, Suriye’de bölgesel ve bölge dışı müdahalelerin artması ile, ülkenin durumu iç değişkenlerden daha çok dış değişkenlerin etkisinde kalmıştır.  Örnek olarak; Suriye hükümetinin karşısında yer alan 2 önemli ve güçlü grup IŞİD ve El- Nusra’dır ki asıl kaynağı Suriye dışındadır. Hatta bu grupların mensuplarından bir kısmı da Suriyeli değildir. Bununla birlikte oyunculuk içeren çatışma sahnelerinin büyük bir kısmı yabancı kaynaklıdır. Ülke için Federalite gibi öneriler kolaylıkla verilemez çünkü bu konuda da ülkedeki halkın istekleri gözetilerek bir plan oluşturulmalıdır.

Fedaraliteye sahip birçok ülkede çok eski zamanlardan bu yana özerk yönetime istek duyulmaktadır. Suriye’de Fedaralizm kurulması fikri öyle bir durumda dile getirilmiştir ki, Suriye’de son on yıl içinde böyle bir konu hiçbir zaman gündeme gelmemiştir. Suriye toplumun özgünlüğü ile zıt olan böyle bir önerinin uygulanabilmesi uzak bir ihtimaldir ve birçok soru işareti barındırmaktadır.

Suriye gibi sürekli merkezi hükümet sistemi ile yönetilmiş olan ülkelerin Fedaralizme dönüşmesi ülkenin dağılması yolunda bir adım atmak anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle bu süreç bir toplumun fertlerini bir araya toplamak yerine sonrasında ülkenin bölünmesinin yolunu açacak merkezi bir bölünme için adım atmak anlamına gelmektedir.

Bu tehlike sadece Suriye için değil sürekli olarak merkezi sistemle yönetilmiş tüm ülkeler için söz konusudur. Ortadoğu’nun kavimler ve gruplara göre parça parça olması bu tür kutuplaşma ve polarizasyonu artıracaktır çünkü mezhepçiliğin uyandırılması ve ön plana çıkarılması, bunun  milli benliklere işlenmesi bölgede ayrılıkçı rekabeti artıracaktır. Bu durum sürekli bu konulardan zarar gören Ortadoğu için büyük tehlike arz etmektedir.

Suriye’nin Fedaralize olması her şeyden önce Siyonist Rejim gibi bazı dış güçlerin menfaatine olabilir öyle ki bu ülkeler her zaman bölgede en büyük devlet olma arzusu taşımış ve daha küçük ve daha zayıf ülkelerle komşu olmayı tercih etmişlerdir. Elbette İran, Türkiye gibi bölgedeki bazı ülkeler bazı konularda fikir ayrılığına sahip olmakla birlikte, Suriye’de Fedaralizm kurulmasına kendi ülkelerinde bazı grupların benzer faaliyetlerinden dolayı yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle çok taraftar değillerdir. Bu konu her şeyden önce Suriye’de bir Kürdistan kurulması ihtimalini barındırmaktadır. Nitekim bunun örneği olan Irak’a bakıldığında Kürtlerin bölgedeki jeopolitik konumuna etki edebilir. Bu konuda İran ve Türkiye oldukça hassastır.

Suriye’de Fedaralizm kurulması konusundaki başka bir hassas nokta ise ülkedeki gruplar arasında istikrarı sağlamak amacıyla belirgin bir sınır olmamasıdır. Buna örnek olarak, başkent  Şam’da yaşayan halkın büyük  çoğunluğu Sünni’dir; öyle ki bu Sünnilerin büyük çoğunluğunun hükümet karşıtı olduğu iddia edilmektedir. Bununla birlikte Şam’da en az silahlı olay ve itiraz meydana gelmiştir. Başka bir deyişle, onların bakış açısına göre çeşitli kabilelerin ve grupların yaşadığı bölgede tam bir sınır belirlemesi ile  Federalizm kurulmasına gerek vardır, bunun yapılması zordur.

Her ne kadar yönetimin bir grubun elinde olduğu ve diğer grupların haklarının göz ardı edildiği, kabilelerin ve grupların etkisinde olan bazı ülkelerde de bu tehlikenin olduğu gerçeği inkar edilemese de, öyle anlaşılıyor ki bu sorun ile başa çıkmanın yolu Federalizm kurulması değildir.  Bunun yerine ülke yönetimine tüm grupların katılımının sağlanmasıdır.

Ortak yönetim sistemi şu temele dayanmaktadır; güç, konum ve kurumlar belirli kurallarla belirlenmiş ve grup taraftarları arasında paylaştırılmış olmalıdır. Örnek olarak, bu sistem uzun yıllar önce Lübnan’da “Kabileler Anlaşması” adı altında uygulanmıştır.

Her ne kadar bazı itilafların varlığı siyasi birliğin ve hükümetin kurulmasına zarar verse de bu durumda yakınsamaya dayalı ülke yönetim şeklinin herkesin faydasına olması nedeniyle Federalizm’den daha az zarar verecektir. Kabileler ve gruplar birbirinden uzaklaşmamış olacak ve sonuç olarak tam bir dağılmaya doğru gidiş olmayacaktır.

Öyle anlaşılıyor ki; Gelecekte Suriye’de, halkın yararına olacak şekilde yapılan barış görüşmelerinde önemli nokta milli birliğin ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması olmalıdır.

Ekler