Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’ın nükleer programı ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na ilişkin 2231 sayılı kararın sona erme süreci ele alınırken, taraflar arasındaki sert açıklamalar diplomatik tansiyonu yükseltti.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA) Sözcüsü Jens Laerke, Gazze'de bir ayı aşkın süredir devam eden ateşkese rağmen İsrail'in engellemeleri nedeniyle Gazze'ye yeterli yardımın ulaşmadığını ve buradaki durumun felaket seviyesinde olmaya devam ettiğini belirtti.
ABD, küresel hegemonyasını sürdürmek ve kendi siyasi-ekonomik çıkarlarını dayatmak için tek taraflı yaptırımları sistematik bir silah olarak kullanmakta. Bu yaptırımlar, uluslararası hukuku ve BM Antlaşması'nı açıkça ihlal etmekte, hedef ülkelerdeki sıradan insanların temel insan haklarını ciddi şekilde ihlal etmekte ve yüzbinlerce ölüme neden olmakta.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Filistinliler için devlet kurmanın bir ödül değil, bir hak olduğunu belirterek, “Devlet kurmayı reddetmek, dünyanın dört bir yanındaki aşırılıkçılar için bir hediye olacaktır.” dedi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 2015'teki nükleer anlaşmanın Avrupalı taraflarının ülkesine Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarını geri getirme imkanına sahip "snapback" mekanizmasını işletme kararının İran'ı durdurmayacağını ve "aşırı taleplere" teslim olmayacaklarını söyledi.
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EKO), yayımladığı bir bildiriyle Siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırısını kınayarak, bunu İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali olarak nitelendirdi.
Filistinlilerin topraklarını gasbeden işgalcilerin, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere karşı uyguladığı şiddet 2025'in ilk 5 ayında son 20 yılın en üst seviyesine ulaştı.
İran, ABD'nin tehditlerine karşı "bileşik caydırıcılık" stratejisi geliştirerek güçlü bir yanıt verirken nükleer stratejisini revize etme tehdidiyle ABD'nin baskılarına karşı caydırıcı bir önlem almayı planlıyor.