Hizbullah milletvekili Muhammed Raad, Lübnan’daki mevcut siyasi sürecin İsrail ile müzakereler üzerinden “Direniş”i hedef aldığını belirterek, “silahın devlet tekelinde toplanması” tartışmasının işgal koşulları altında gündeme getirilmesini kabul edilemez bulduklarını açıkladı.
Lübnan Meclisi’nde Direnişe Sadakat Grubu’nun başkanı Muhammed Raad, İsrail’le doğrudan müzakerelerin Lübnan için ‘17 Mayıs 1983 travmasından’ daha yıkıcı olacağını belirterek, ateşkes kisvesi altında işgalciye saldırı serbestliği tanıyan her düzenlemeyi ‘aldatıcı oyun’ olarak reddetti.
Hizbullah Merkez Konseyi Üyesi Şeyh Hüseyin Gabris, İsrail’in saldırılarına karşı gösterilen sabrın sınırsız olmadığını ve direnişin uygun zamanda yanıt vereceğini açıkladı. “Silahlarımız şehitlerin emanetidir” diyen Gabris, Hizbullah’ın hiçbir şartta silah bırakmayacağını vurguladı. Lübnan Milletvekili Muhammed Raad da, ülkenin istikrarının direniş hattının korunmasına bağlı olduğunu belirterek, “Lübnan halkı, ordusu ve direnişi zaferin teminatıdır” dedi.
Lübnan Direnişe Vefa Bloku lideri Muhammed Raad, İsrail’in ülke üzerindeki hâkimiyet arayışına karşı Lübnan halkını ortak bir direniş hattında birleşmeye çağırdı. Raad, yaptığı açıklamada ulusal güvenlik stratejisinin merkezinde direnişin rolünün bulunduğunu vurgulayarak, “Birliğimiz, işgale karşı en güçlü savunmamızdır,” dedi.
Vefa İttifakı lideri Muhammed Raad, Lübnan direnişinin kapasite ve etkinlik açısından güçlenerek yeni bir aşamaya geçtiğini duyurdu. Raad, Suriye hükümetinin zayıflamasının İsrail’in saldırgan politikalarını provoke ettiğini belirtirken, düşmanın Lübnan’daki hedeflerine ulaşamadığını ifade etti.
Direnişe Vefa Bloku Başkanı Muhammed Raad, el-Meyadin’e verdiği özel röportajda, Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah’ın şehadeti sonrası yaşanan süreci, Filistin meselesine bağlılığın tazelenmesini ve Gazze’ye verilen desteğin bölgesel strateji açısından kritik önemini detaylı şekilde paylaştı.
Lübnan’da Muhammed Raad, hükümetin direnişin silahlarını teslim etme kararını “ABD dayatması” olarak nitelendirdi. Raad, bunun egemenliği zayıflatacağını, iç barışı tehdit edeceğini ve “ölümden beter” olduğunu söyledi.