Guardian’ın uydu analizlerine dayanan raporuna göre, Batı destekli Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Faşer’i ele geçirmesinden bu yana en az 60 bin kişi öldürüldü, 150 bin kişi kayboldu ve şehir toplu mezarlara dönüştürüldü. Faşer, 500 günlük kuşatma, açlık, katliam ve yardım kuruluşlarının engellenmesi nedeniyle büyük bir insani felaketin merkezine dönüşmüş durumda.
Sudan’daki vekalet savaşları ortamında askeri yönetim, Rusya’ya Kızıldeniz kıyısında bir deniz üssü kurması karşılığında silah ve mühimmat talebinde bulundu. The Wall Street Journal’a göre, müzakerelerde Moskova’ya Süveyş Kanalı trafiğini gözetleme ve altın madenciliği hakları gibi avantajlar da sunulması planlanıyor.
Sudan’da ordu ile Batı destekli RSF arasındaki iç savaş, ülkeyi parçalanmanın eşiğine getirdi. RSF’nin Darfur’daki ilerleyişi, dış güçlerin desteğiyle gerçekleşti. Bu savaş, yalnızca bir iktidar mücadelesi değil, Afrika’da emperyalist güçlerin çıkar savaşının yansımasıdır. Sudan’ın geleceği, Direniş Cephesi’nin bölgedeki dayanışma ruhuna ve ulusal direnişin kararlılığına bağlı hale gelmiştir.
Sudan’da sivillere yönelik kitlesel katliamlar sürerken, ayrılıkçı milislerin soykırım delillerini silme çabaları da dikkat çekiyor. Sudan Doktorlar Ağı, Körfez destekli HDK’yı topladıkları cesetleri yakmak ve toplu mezarlara gömmekle suçladı. Bu vahşetten kaçan binlerce masum, yolda açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi.
Sudan Güvenlik ve Savunma Konseyi, ABD’nin sunduğu ateşkes teklifini reddederek Hızlı Destek Kuvvetleri’nin şehirlerden çekilmesini ve belirlenen kamplarda toplanmasını şart koştu. Konsey, halka direniş ve genel seferberlik çağrısı yaptı.
Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, uluslararası muhalefete rağmen Sudan’da kurulan paralel hükümetin Başkanlık Konseyi başkanı olarak yemin etti.
Sudan medyasının bildirdiğine göre, Sudan lideri General Abdulfettah el-Burhan tarafından özel temsilci olarak atanan Korgeneral es-Sadık İsmail geçtiğimiz hafta İsrail’e gizli bir ziyarette bulundu.