ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırganlığı başlamadan önce İran Dışişleri Bakanı Arakçi, bölge ülkelerini "saldırganlığa katılımın topraklarınızı hedef haline getireceği" konusunda net bir şekilde uyarmıştı. Ancak Körfez ülkeleri, ABD'nin "sınırlı darbe" güvencelerine kanarak kendilerini yaratmadıkları bir savaşın içinde buldular. Batı basınına göre Suudi Arabistan ve BAE, Washington'u savaşı sürdürmeye ve kara harekâtına zorlarken, içeride savaş karşıtı seslere yönelik baskılar artırıldı.
İngiliz The Guardian gazetesi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşının küresel ekonomide yarattığı şoku masaya yatırdı. Haberde, artan enerji fiyatlarının IMF, Bloomberg ve Oxford Economics gibi kuruluşların verileriyle dünya enflasyonunu körüklediği, büyüme umutlarını tükettiği vurgulandı. Özellikle Brent petroldeki %17'lik artışla birlikte Amerikan halkının savaşın faturasını doğrudan ödemeye başladığına dikkat çekildi.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail hapishanelerinde en az 98 Filistinli hayatını kaybetti. İnsan hakları örgütleri, özellikle Gazze’den yüzlerce tutuklunun akıbetinin bilinmediğini belirterek gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini vurguluyor. Sağlık Hakları İçin Doktorlar örgütü, fiziksel şiddet, tıbbi ihmal ve kötü beslenmeye bağlı ölümleri raporladı. Veriler, İsrail makamlarının yalnızca savaşın ilk sekiz ayına ilişkin bilgi sunduğunu, ölüm oranının rekor seviyede olduğunu ortaya koyuyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, tüm taraflara itidal çağrısı yapmasına ve bölgede daha fazla gerilimin barış ve istikrar için ciddi bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulunmasına rağmen, Birleşik Krallık’ın Ortadoğu’ya acil durum desteği sağlamak amacıyla uçaklar ve diğer askeri varlıklar sevk ettiğini duyurdu.
İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad, Batılı istihbarat birimleriyle parlamentoların veya seçilmiş siyasetçilerin denetimi olmadan işbirliği yaparak Batı Avrupa’daki Filistinlileri hedef alan suikast operasyonları gerçekleştirdi.