Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaptığı bir konuşmada kullandığı "Artık sadece ülkemiz üzerine oynanan oyunları değil, bölgemizde kurulan tuzakları da bozacağız." ifadeler hatırlatılarak Türkiye'nin bu alanda nasıl bir strateji izlediğini sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Bölgemizle ilgili konularda taraflı, fırsatçı ve diğer tarafı yok sayan bir yaklaşım içinde asla olmadık. Barışın inşa edilmesi, akan kanın durması için çaba harcıyoruz. Çatışmalar sebebiyle insanların mülteci durumuna düşmesini, evini, barkını, hayatını kaybetmesini istemiyoruz. Türkiye'nin bu konudaki duruşu nettir; bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur. Kendi güvenliğimizin üzerine ne kadar titriyorsak, komşularımızdan başlayarak dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine de aynı şekilde hassasiyet gösteriyoruz.
Fransa ve Abu Dabi yönetimi başta olmak üzere, kimi ülkelerce yürütülen propagandanın arkasında, Türkiye'nin hukuk, demokrasi ve adalet eksenli mücadelesine yönelik tahammülsüzlük vardır. Türkiye, sahada ve masada verdiği başarılı mücadelelerle kan ve kaostan beslenenlerin hesaplarını bozmuştur. Bugün yüz milyonlarca mazlum ve mağdurun nazarında Türkiye; umutla, adaletle, merhametle özdeş hale gelmiştir. Ülkemize yönelik bu teveccühü korumakta kararlıyız."
Erdoğan, Ayasofya Camisi'nin yeniden ibadete açılmasına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:
"Burası, Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul’u fethettiğinde ilk cuma namazını kıldığı ve fethin sembolü olarak camiye dönüştürdüğü bir mekandır. Bu yüzden toplum hafızamızdaki yeri vazgeçilmezdir. 1934'te Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesi, milletimizin içini acıtan bir karardı. Ayasofya’nın tekrar asli hüviyetine kavuşturulması gerekiyordu. Danıştay, yapılan başvuru sonucu nihai kararı verdi. Danıştay'ın kararını hukuk devleti adına, maşeri vicdanı rahatlatma adına müspet bir adım olarak görüyoruz. Dava sürecinde içerden ve yurt dışından çıkan çatlak seslerin ise hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Ayasofya'nın statüsüyle ilgili nihai karar mercii başkaları değil, Türk milletidir. Bu, bizim iç meselemizdir. Diğer ülkelere de ancak alınan karara saygı göstermek düşer."
342/