Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ray El-yom gazetesinin baş editörü Abdülbari Atvan, ABD’nin Fars Körfezindeki ülkeleri korkutmak için yaptığı çalışma ve planlar konusunda şunları yazdı: ABD, Fars Körfezindeki ülkeleri korkutmak, milletlerin ve liderlerinin arasında panik yaratmak doğrultusunda hareket ederek onları trilyonlarca doları silah alımına ayırmalarına itmekte ve İran’ı bu amaçla bir koz olarak kullanmaktadır ki aslında planın bel kemiğini oluşturan da budur.
ABD İran’a karşı ister askeri seçenek kullanarak savaş uçaklarını bu amaca ayırsın isterse İran’la siyasi bir anlaşmaya varsın, herhalükarda Fars Körfezindeki ülkelerin kaygılanması gerekir. Milyarlarca dolar harcayarak İran tehlikesine (!) karşı modern savaş uçakları ve füzelerin satın alınması, anlaşılabilir fakat İran’ın nükleer programının barışçıl olması üzerinde anlaşmaya varılması ve İran nükleer programının uluslararası denetim altına girdikten sonra bu silahları satın alıp depolamanın ve Arap ülkelerinin servetinin heder edilmesinin nedeni nedir?
Bu silahlar İsrail’e karşı ve kutsalların özgürleşmesi için mi kullanılacak? Bu, umutlandırıcı ve kabul edilebilir bir şeydir ancak liderleri ülkelerinin askeri ürünlerini satmak için silah tacirlerine dönüşen ABD ve diğer Batlı ülkeler, sattıkları füzelerin Tahran’ı, Şam’ı, hatta Bağdat’ı değil de, Telaviv’i hedef alacaklarına ihtimal verseler mümkün değildir hiçbir Arap ülkesine bir füze satsınlar.
Washington’dan gelen bilgilere göre, ABD Başkanı Barak Obama bu hafta Camp David seyahatgahında düzenlemesi planlanan oturumda İran füzelerine karşı füze kalkanı oluşturmak için Fars Körfezindeki ülkelerin liderlerine güvence vermeye çalışarak yeni silah satımları ve askeri tatbikatların daha fazla yapılması konusunda hazır olduğunu belirtecektir.
Neden bu füze kalkanı Fars Körfezinde bulundurulmak isteniyor? Özellikle bu füze kalkanı Doğu Avrupa’nın Polonya ve Romanya gibi ülkelerde, büyük ülkeler arasında olası bir savaşın çıkması halinde onların karşılaşacağı tehlikeler nedeniyle yerleştirilmişti. Nükleer başlıkla donatılma kabiliyetine sahip balistik füzelerden oluşan füze kalkanı, Rus füzelerinin tehlikesine karşı Doğru Avrupa ülkelerine yerleştirildi. İran Rusya’dan daha mı ilerde ve elinde nükleer başlık mı var ki kendi füzelerinin başına yerleştirsin?
Farz edelim ki İran’ın füzeleri Fars Körfezindeki ülkeler için bir tehlike olsun ve onların güvenliğini tehdit etsin, bu durumda Katar, Bahreyn ve Kuveyt’te bulunan Amerikan askeri üsleri, Fransa’nın Ebu Dabi’de bulunan askeri üssü ve İngiltere’nin Manama’ da bulundurduğu askeri üslerin faydası nedir? Bu ülkeleri savunmak için bir faydaları yoksa bu üsler söz konusu ülkelerde neden kurulmuş?
Varsayalım ki bu füze kalkanı Fars Körfezindeki ülkelerin güvenliği için gerekli olsun ve onların korku ve kaygılarını bertaraf etsin, o halde neden Fars Körfezindeki ülkeler patriot füze sistemleri için milyarlarca dolar harcıyorlar ve neden ABD 150 milyar dolar tutarında silah satışından söz etmekte, Fransa, rafale savaş uçağı satma konusunda Katar’la anlaşma imzalıyor ve aynı uçakları 20 milyar dolar tutarında Arap Birleşik Emirliklerine satmak için pazarlık yapıyor?
Bu, Fars Körfezindeki ülkelerin servetlerini yağmalamak için Amerika ve Fransa tarafından tertiplenen bir hilekarlıktır ta ki böylece bu ülkelerin sermayelerini Batılı ülkelere ve onların bankalarına göndererek söz konusu ülkeler kendi sermayelerini ekonomik ve toplumsal krizlerini bertaraf etmede kullanmasınlar. ABD, füze kalkanını Polonya ve Romanya topraklarına yerleştirirken bu ülkeleri on milyarlarca dolar tutarında Amerikan silahı ve modern savaş uçaklarını satın almaya mecbur etmedi. Yaşananlar aksineydi; yani Washington, söz konusu füze kalkanı kendi topraklarında olmasına müsaade ettikleri için bu ülkelere milyarlarca dolarlık mali yardımda bulunmuştu.
Önemli olan nokta şu ki Ukrayna’nın komşusu olan Romanya ve Polonya’daki Amerikan füze kalkanı, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri ve siyasi müdahalede bulunup Kırım adasını istila etmesine engel olamadı. Fars Körfezindeki ülkeler kendi servetlerini gelecek nesiller için koruyacakları yer de, onları askeri silah anlaşmalarına harcıyorlar. Üstelik petrol fiyatlarının düştüğü bir sırada oluyor bunlar ve İran’ın petrol ihracatlarına konulan yaptırımların kaldırılmasına ve Suriye petrol ihracatlarının artırıldığına yaklaşıldığını göz önünde tutarsak bu fiyatlar daha düşecektir.
ABD ve Batı, Körfez ülkelerinin parasından aslan payını kapmak için birbiriyle yarışıyorlar ve korkutma, ürkütme kozu ve kartından oldukça iyi yararlanıyorlar. Son günlerde Amerika Başkanı Barak Obama, Amerikalı gazeteci Thomas Friedman’a, “Fars Körfezindeki ülkeleri tehdit eden en büyük tehlikenin İran’dan değil, bu ülkelerdeki milletlerin kendilerini mutsuz hissetmelerinden kaynaklandığını” söylemişti. Bu da, üstü kapalı bir şekilde gençler arasında başını alan işsizliğe ve servetlerin dağılımındaki adaletsizliğe işaret ediyordu. Ancak bu gün Körfez ülkelerin liderlerinin saygın misafirleri olan Obama ve Fransalı mevkidaşı François Hollande, İran tehlikesinden ve bu tehlikeye karşı silahlı mukabeleden söz ediyorlar. Bu açık ve yaman çelişki, Arapların ve Müslümanların onlar tarafından ne oranda tahkir edildiğini göstermektedir.
Abdülbari Atvan, şöyle devam ediyor: Hiç kimse İsrail tehlikesinden söz etmedi zira o, tehlike değil ve İsrail bölgede süper askeri güç olmalı; çünkü şu andaki ya da gelecekteki askeri anlaşmalar, İsrail’in elinde bulundurduğu F- 35 uçaklarını kapsamıyor ta ki Amerika’dan sonra bu uçağa sahip tek güç İsrail olsun. Biz Araplar Amerikalıların elinde oyuncak haline gelmişiz, istedikleri şekilde bizimle oynuyorlar, servetlerimizi yağmalıyorlar, ülkelerimizi bölüp parçalıyorlar, bizi iç savaşlarla meşgul ediyorlar ve aramızda düşmanlık tohumları ekiyorlar. Bizler onların kanlı tuzağına gözü açık şekilde düşüyoruz ve bu, acının ve ihanetin son durağıdır, aksini iddia eden varsa belgeleri ortaya koysun.
Çev: Mehmet Gönül