Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İkincisi düzenlenen uluslar arası fıkıh ve kanun konferansına Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi bir mesaj gönderdi. İslami Şura Meclisi İslami Araştırmalar merkezi Başkanı Hüccetül İslam Mübelliği tarafından okunan mesajda şu ifadeler yer aldı:
Her şeyden önce bu bilimsel konferansı düzenlediğiniz ve temel hukuk kurallarının iyice incelenmesine sebep olduğunuz için siz değerli araştırmacı ve düşünürleri kutluyorum. Ayrıca beşeriyetin kurtarıcısı olan Hz. Mehdi’nin (a.s) doğum günleri münasebetiyle sizlere tebriklerimi sunuyorum.
İnsanın sosyal şekilde hayatını sürdüren bir varlık olduğunda şüphe yoktur. Bunun dayanağı ister fıtri olsun [ki insan doğası itibarı ile toplumsal hayata eğilimlidir] veya onun çeşitli ihtiyaçları bunun sebebi olsun [ki insan ancak birkaç ferdin de bulunması ile bu ihtiyaçlarını temin edebilmektedir] fark etmez. Neticede insan sosyal bir varlıktır.
Doğal olarak böyle bir hayat birtakım zorunlulukları da beraberinde getirmektedir. Bu zorunlulukların en önemlisi kanunlara uymaktır. Ancak bu durumda toplumsal yaşantı kargaşa ve düzensizlikten güvende olabilir. Yani yasalar toplumsal düzen ve güveni temin etmek için vardır.
İşte tam da burada ahlaki değerlerin önemi ortaya çıkmaktadır. Özellikle semavi dinler ve bilakis İslam dini bıraktığı kanunlarında hikmet ve tezkiye konusunu vurgulayarak bu gerçeği ortaya koymuştur. Peygamber (s.a.a) de gönderiliş sebebine dair şöyle buyurmuştur: Ben ahlaki erdemleri kemale erdirmek için gönderildim. Bu da ahlaki değerlerin kanunlar üzerindeki önemini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla en adaletli kanun, ahlaki değerlere en yakın olan kanundur. Kanun, ahlaki değerlerden uzaklaştığı ölçüde adaletten uzaklaşır.
Mektebimizin öğretileri arasında yapılması zorunlu olan ve vacip olarak nitelendirilen emirler olduğu gibi yapılması tavsiye edilen ve müstehap diye nitelendirilen emirler de vardır. Ayrıca hoş olmayan ve yapılması tasvip edilmeyen hususlar da aynı şekilde iki bölümdedir. Yani haram diye nitelendirilen yapılması yasak işler ve mekruh olarak ifade edilen yapılması tavsiye edilmeyen işler vardır. Bunlar birçok sosyal meselenin çözümünde etkili olan hükümlerdir. Oysaki beşeri kanunlarda bu incelikler yoktur; sadece “yap ve yapma” şeklindeki katı kurallar vardır.
Bu, konferansa katılmış olan siz değerli ilim adamlarının huzuruna sunduğum bir işarettir. Eminim ki bunu detaylandırmak daha geniş ufukları önümüze açacaktır.
Son olarak bu toplantıda ahlak - kanun ilişkisini iyiden iyiye incelemenizi ve bu vesileyle özellikle İslami camiaya büyük bir hizmette bulunacağınızı ümit ediyorum.