11 Haziran 2015 - 04:52
Çifte Faşizmin Cenderesinde; ALEVİ DERSİM

Çünkü Dersim yarınların Keşmir’i olacaktır! Dersimin asli kimliği bin yıldan öte ALEVİ’dir ve yaşadığı saldırıların sebebi bu kimlikten sebeptir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- KCK’li Mustafa Karasu yaptığı açıklamada Genel kamuoyunun yönlendirmesiyle mevcut iktidara karşı HDP ye verilen desteği; "Kürt Özgürlük Hareketi” olarak Dersim'i çok önemsiyoruz. Dersim'in kendi kimliğine sahip çıkmasıdır. Artık Dersim 1938 travmasını atlatmıştır” şeklinde yorumlaması bazı şeyleri konuşmanın zamanın geçmekte olduğunu göstermiştir!

Dersim Bin yıldır Türk ve Kürt faşizminim cenderesinde ezilerek maruz kaldığı asimilasyonun sonucunda bu noktaya geldi deseydi Karasu, daha doğru bir tespit olurdu. Dersimin Kürt kimliği ya da Türk kimliği yoktur; DERSİMİN ALEVİ KİMLİĞİ, Deylemi/Kırmanc/ Zaza kimliği vardır. Bin yıldır Sünni Türk ve Kürt yönetimlerin Dersim’ deki baskı katliam ve asimilasyonları bugün hala devam ediyor. Bu kimlik yüzyıllarca katliamlara yok edilmeye, dönüştürülmeye çalışıldı son yüzyılda baskıların yanına asimilasyon politikaları da eklenerek devam etti. Faşizmi iki asır gecikmeli keşfeden Kürt milliyetçi hareketi Liberal Solun, Devletin, Avrupa’nın siyasi-politik-finans desteği, yoğun asimilasyon çabaları baskı ve sindirmeler Alevi/Deylemi/Zaza Dersim kimliğini ciddi oranda Kürtçülük ve Türkçülük potasında eritme çabası kısmen başarılı olsa da Direnen Alevi Dersim halkı bugün de egemen Sünni Türk-Kürt siyasetinin yok sayma, baskı ve asimilasyonları karşısında yaşamaya devam ediyor.

Dersimin 38 travmasını hatırlatan Kürt milliyetçi hareketinin algı operasyonları yerine tarihe bakmak lazım. Dersim’in 38 de yaşadığı travma ilk değildi son da olmadı. Yavuzlar’a taşeron Kürt beyleri İdris-i Bitlisiler, Hamidiye’nin Sünni Kürt Alayları… Alevi katliamlarından kendi paylarına düşenleri… Tarih size şunu gösterecektir ki Önasya genelinde olduğu gibi Dersim özelinde de Sünni Türk-Kürt etnik İslamcılığının Alevi düşmanlığı artarak bugün devam etmektedir.

Yok sayılan, baskı ve katliamlarla asimile edilmeye çalışılan Alevi Dersim’in geçmişine Tarihçi Ali Kaya’nın çalışmalarından faydalanarak göz atmak mecburiyetindedir Dersim’in aydınları… Çünkü Dersim yarınların Keşmir’i olacaktır! Dersimin asli kimliği bin yıldan öte ALEVİ’dir ve yaşadığı saldırıların sebebi bu kimlikten sebeptir.

“Dersimliler, “Deylemliler” ve “Daylamlılar” olarak anılan özgün Dersim Halkı Hazar Denizi’nin güneybatısı ile Tahran’ın kuzeyine düşen bölgede yaşayan bir toplum olarak bilinir. Siyasi anlaşmazlıklar, dış baskılar, iklim koşulları, ekonomik koşullar gibi nedenlerle göç eden bu halkın büyük çoğunluğunun Güneybatı İran’a gidip orada tarihteki ilk Şii devleti Büveyhoğulları Devleti’ni kurdukları bilinir. Deylemliler, bölgedeki işgal ve savaşlar sonrası bu bölgeyi de terk ederek Fırat, Murat nehirleri ve Dersim bölgesine 933-1055 yıllarında yerleşirler. Yine Dersimliler’in atalarının Deylemliler olduğu ve Dersim’de konuşulan Zazaca (Dimili) Dersimcenin bir Kürt lehçesi olmadığı (emperyal kürt milliyetçilerin iddia ettiği gibi) , Zazaca’nın Hint-Avrupa dil ailesi Doğu Grubu’na dâhil olduğu ve İran’i dillerinin kuzeybatı sınıflandırması içinde yer aldığı görüşü bazı batılı ve doğulu bilim adamları tarafından açıklığa kavuşturulmuştur. Türk ve Kürt olmadıklarını inceleyen ciddi bilim-adamlarından Kürdolojinin babası sayılan Prof. V. Minorsky, Susani, Haddank, O. Man, David Mc Kenzie, Prof, Goiche Kojima gibi otoriter bilim adamlarının ortak görüşü Zazaların Kürt olmadıklarını ve Zazaca’nın da Kürtçe’nin bir lehçesi olmadığını belirtmektedirler.

Zazaların büyük çoğunluğu bugün baskı ve katliamlara rağmen Kürt kimliğini benimsememişlerdir. Dillerinin Kürtçe’den farklı olmasının ve kökenlerinin Kürt olmamasına rağmen Osmanlı Devleti döneminden günümüze kadarki süreçte devlet ve toplum Dersimlileri ve Zazaları Kürt olarak tanımlamışlardır. Toplumsal ve devletler arası  ilişkiler Dersimlilere-Zazalara Kürt ve Türk kimliği empoze çabaları veya Türklüğün ve Kürtlüğün üst kimliğinin dayatılmasını kısmen benimsemişlerdir. Zazaları, Kürt ve Türk kimliğine iten neden, devletin ahlaki (!) bakışı ve bu doğrultudaki tavırları olmuştur. Dersim’in önemli bir kesimi duyarlı bir şekilde kendi öz kimliğini savunmuştur.

Bu konunun en yetkin uzmanları kabul edilen Prof. V. Minorsky, Susani, Haddank, O. Man, David Mc Kenzie, Prof, Goiche Kojima, W.B. Loocwood, T.M. Jhonstone, Hollandalı araştırmacı M.V. Brunessen gibi bilim adamları Zazaca’yı ayrı bir dil olarak sınıflandırmaktadırlar. Değişik araştırmacıların tespitlerinden de anlaşıldığı gibi Dersimlilerin farklı bir halk olduğu belirtilmektedir. Konunun uzmanı ciddi araştırmacılar ise Dersimlilerin Kürt olmadığını savunurlar. Ingvar Sbruberg; Zazaların ayrı bir halk olduğunu belirtirken, Polbius Deylemlilerin bugünkü Zazaların ataları olduğunu ifade belirtir. Terry Leynn Toodd; Dimilice’den hareketle Dersimlilerin- Zazaların ayrı bir halk olduğunu belirtir. Bugün de Zazalar diğer halklarla eş değer olarak kendi kimliklerini muhafaza etmektedirler.

M.Ö. VI. yy’ da Dersim ve çevresi, Dimili dilini konuşan coğrafya anlamında “Dilaman” olarak biliniyordu. Dilaman, Part egemenliğinin sürdüğü M.Ö. 247-M.S.226 yılları arasında yarı ya da tam bağımsız bir krallık durumundaydı ve 30 yıl boyunca Part Federasyonu’nun bir üyesi olarak kaldı. M.Ö. VI. yüzyıldan M.S. IV. ve V. yüzyıllar arasında kalan yaklaşık 1000 yıllık süreçte bugünkü Dersimliler’in oturduğu coğrafya Deylem adını taşıyordu. Günümüzde ise İran’ın Kuzeydoğu Eyaleti Kuzey Horasan, Mazendaran, Rast Gilan, Teberistan, Chalus, Kalar, Enzeli, Varemin, Lahican, Siya, Kal, Koh, Pir, Pulur, Fumen, Gerekerd, Bar, Tufem, Rud-sa Muvaz, Leseneşar, Kohaman, Hasan Rud, Astara, Vajagali, Emurluh, Rahmandabat, Harfajan, Pankuh, Hesen Beg ile Hazar Denizi arasında kalan bölge Deylaman Gılan adıyla anılmaktadır. Ayrıca Agathias’ın ustası Procopius da Dımıliler’in ülkesi olarak yaklaşık coğrafyayı göstermektedir. Terry Leynn Zodd, Dımilice’den hareketle Zazaların ayrı bir halk olduğunu belirmektedir. Benzer biçimde İngvar Savnberg de araştırmaları sonunda Zazalar’ın ayrı bir halk olduğu belirtir.

-Tunceli Milletvekillerinden Şerafettin Halis;"Dersim’i özgül kılan son bin yıl içerisinde kendisini kuşatan İslam (Sünni) toplumu içinde, kendisini koruyan bir toplum olması… Müslüman (Sünni) topluluklardan, bin yıllık izolasyon, kader birliği, oradaki toplulukları bir araya getirerek kaynaşma yarattığını belirtirken tarihin hiç bir yerinde Dersime Kürt diyen Kürt belgesi yoktur. Ne zamana kadar? Kürtlerin ideolojik, siyasi örgütlenmelerine kadar. Dersim kültüründe, sözlü tarihinde hiç bir zaman kendisine Kürt diyen Dersimli de yoktur. Kürt sana Kürt demiyor, sen kendine Kürt demiyorsun, peki bize –Dersimliye- Kürt diyenler kim? Bize Kürt diyenler Osmanlılar” diyerek not düşüyor.

-İslami dönemde Halife Ömer devrinde Ahnaf komutasındaki Arap ordusu Horasan (Khurasan) yöresine geldiğinde Sasani Şahı III.Yezdigirt’i yenilgiye uğratmasıyla Sasani varlığı sona erdi ve İran Devleti ortadan kaldırıldı. VII. yüzyılda Horasan, Harizm ve Semerkant bölgelerinde bir dizi direniş oldu. Kutabye bin Müslim Al Bahil, Haccac bin Yusuf, Yezid bin Muhallab gibi komutanlar yörede kimi fetihler gerçekleştirdi. Rüstem Behrem’in amcası Deyleman ve Horasan bölgelerini egemenliği altına aldı. Kadiriye çevresinde(642) 4000 kişilik Deyleman halkı İslami/Şiiliği kabul etti. Daha sonra Deylemanlılar Celula bölgesinde Araplarla beraber Küfe askerlerine karşı savaştılar. 873 yılında Deyleman Halkı, Hasan bin Zeyd’in yardımıyla Şiiliği/Aleviliği kabullendiler. Alevi önderleri Deylem’e yardımcı oldular ve koruyuculuğunu üstlendiler. 825 ten 1058 e kadar Deyleman bölgesi Alevi önder Castaniyan tarafından yönetildi. 912 yılında ise Hasan bin Ali, Alevi aşiretlerini Hazar Denizi kıyısına yerleştirdi. Taberistan ve Deylemistan halkının çoğu İslam/Şiiliği benimsedi. Kangariler ile akraba olan Salariler 942 yılından başlayarak Selçuklular zamanına kadar Azerbaycan’da hüküm sürdü. Ancak Deylemliler’in kurduğu devletlerin en önemlisi, Bağdat’ı fetheden ve 12 gün sonra Halife Ali Mustakfi’yi tahttan indiren Büveyhoğulları’nın kurmuş olduğu devletti.(932-1056) Ayrıca Deylem’de Hicret’in başlangıcından Hicri IV.yy kadar Alevi boylarından Albuye(931-1065), Ziyarhandaniler(931-1078), Veshvetan, Almakan, Benkak gibi soylar Deylemistan’ı yarı bağımsız yönettiler(865-1005)

Hz. Ali’nin kardeşi Caferin soyundan Yahya bin Abdullah, Kerbela’daki katliamdan kurtulduktan sonra Deyleman’a geçti. Horasan ve Teberistan’da yaklaşık 1000 kişilik bir kuvvet toplayan Yahya bin Abdullah Deylemistan’a girince Deylem hükümdarı Castaniyan kendisine kucak açtı(825-1058). Bölgeyi siyasi ve dini çalışmaların merkezi durumuna getiren Yahya bin Abdullah, ünlü din bilginlerinin de desteğini alarak Abbasiler’e başkaldırdı. Öldürülünce yerine El Hasan bin Zeyd geçti. Zeyd Rey şehrini terk etti ve Taberistan’a yerleşti. Bölgedeki Hz. Ali taraftarları Hasan Bin Zeyd’i davet ederek Hasan bin Ali’nin önderliğinde Abbasi baskısına karşı ayaklandılar. Ayaklanma başarı ile sonuçlandı ve Hasan bin Zeyd Deylemistan’da 20 yıl padişahlık yaptı. Ölümünden sonra Seyd Mehmet bin Zeyd başa geçti ve 16 yıl Deylem Gilan’da padişahlık görevini yürüttü, inanç hizmetlisi olarak bölgede Aleviliği/Şiiliği yaymaya çalıştı. Bu dönemde Deylemlilerin çoğu Oniki İmam Şiiliğini kabul etti(917-920).

X. yüzyılın ilk yarısında Deylaman’dan batıya göç eden Deylemliler, yüzyılın ikinci yarısında Abbasileri devirip Deylem, Azerbaycan, Dicle ve Fırat kıyılarında ve bu bölgeleri Hazar Denizi’ne bağlayan yörelerde kimi devletler kurdular. Abbasi halifesini temsilen Mehmet bin Saluk Amor’a gelerek Taberistan’da padişahlığını ilan etti. Mehmet bin Saluk’un ölümünden sonra Alevi önderleri Gilan-Deylaman topraklarını genişletmek için başta Horasan olmak üzere çevredeki ülkeleri kendilerine bağlayarak bağımsız devletler kurdular.

Moğol hükümdarı Cengiz Han İran’ı ele geçirdikten sonra Gilan üzerine sefer düzenledi. Bölge dağlık olduğundan egemenlik kuramadı. Ancak Moğol saldırıları süreklilik gösterince bölge güçleri zayıfladı. Moğol güçlerinin karşısında daha fazla direnemeyeceğini anlayan Deyleman/Dersim-Gilan halkının bir bölümü önce Kuzey Horasan’a çekildi. Sonra Dersim-Sivas yöresine gelip yerleşti.(1223-1258). Deylem halkının bir kısmı Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey, 1055 yılında Büveyhoğulları devletini yıkması üzerine Deylemliler yavaş yavaş yerli halkla karıştı ve önemli bir kısmı da batıya göç ederek Dersim-Fırat ve Dicle yörelerine kaydı. 1256 yılında Deylemlilerin son kalesi Alamut’un Moğol hükümdarı Hülâgu Han tarafından alınması bu halkın güçlerini büsbütün zayıflattı; izleyen süreçte Deylemistan küçük beyliklere ayrıldı. Ardından Gilan, Karlayalılar’ın eline geçti. Geri kalan Deylemliler Giller’e karıştı ve Deylem adı ortadan kalktı. Yerine Gilan adı egemen oldu.

-“Sonuç olarak bölgede yaşayan Kürtler’den ayrı tarihi, kültürü, dili inançları, örfü, âdet ve alışkanlıkları olan bugün Horasan coğrafyasında yaşayan Deylemliler ile Dersimlilerin ortak kültür paydaları bulunduğu ve örtüştüğünü 2000 yılında Deyleman’a yaptığım alan çalışmasında tanık oldum. Bugün Dersim halkı deyince 126 aşiretten ve boydan oluşan alışkanlıklarının ortak paydasında buluşan Deylem-Gilan’da yaklaşık 2,5 milyon, Türkiye’de ise 4,5 milyon Deylem-Gilan kökenli halk anlaşılır. Dersimliler 700-1258 yıllan arasında çeşitli nedenlerle Deyleman’dan göç ederek Dersim, Sivas, Malatya, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Muş, Varto ve Adıyaman bölgelerine yerleştiklerini ve atalarının Deylemliler olduğu gerçeğini bir kez daha gözledim.

Atakan Yıldırım

(Ali Kaya Dersim Tarihi- DEYLEMDEN DERSİME YOLCULUK)