Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Batı ile anlaşmanın İran’a güç kazandıracağını belirten emekli büyükelçiler, “Türkiye’nin dış politikasının değişmesi şart” dedi. Onur Öymen, Türkiye’nin İran ile Batı arasındaki süreci analiz edemediğini söyledi, “İran’ın, Irak, Suriye üzerinde nüfuzu artacak” derken Osman Korutürk ise, “Türkiye mezhep ağırlıklı siyasete yöneldi. Yeni dış politik geliştirilmeli” diye konuştu.
İran’ın nükleer müzakereler konusunda batı ülkeleri ile anlaşmasıyla birlikte Ortadoğu’da başlayan yeni süreçte Türkiye dış politikasını yeniden belirleyecek. Emekli büyükelçiler Onur Öymen ve Osman Korutürk İran’ın batı ile anlaşma sağlamasının Türkiye’ye yönelik etkilerini değerlendirerek, öncelikle Türkiye’nin dış politikasını değiştirmesine vurgu yaptı. Öymen Türkiye’nin İran ile batı arasındaki süreci analiz edemediğini ifade ederek, şunları söyledi: “Diğer ülkelerin beklentilerini göz ardı ederek sadece Türkiye üzerinden zenginleştirilmiş uranyumun başka ülkelere nakledilerek meselenin çözüleceğini sandı. Antlaşmada gösteriyor ki sadece basit bir operasyonla çözülebilecek bir iş değil. 159 sayfalık bir antlaşma bu. Silah ve füze boyutu var. Türkiye bu işten bir puan kazanacağını sandı. Acele bir şekilde ilgili ülkelerle iş birliği yapmadan yürütmeye kalktı. Sonuçta Türkiye dışlandı. Ne bir bölge ülkesi olan, ne bir nükleer ülkesi olan Almanya devreye girdi. BM daimi üyesi ülkeler ve Almanya bu işi kotardı.” Batı ile anlaşmanın İran’a bölgede siyasi güç kazandıracağını da kaydeden Öymen, “İran’ın ağırlığının tanındığını gösterecek. Irak, Suriye üzerinde ve Hizbullah dahil bölge güçleri üzerinde nüfuzları artacaktır” diye konuştu. Öymen, Türkiye’nin ekonomik ambargolar nedeniyle İran ile ticaret yapamadığını ancak şimdi bu imkanın ortaya çıktığını dile getirdi. Ancak Türkiye’nin dış politikasının bu ticaretin önünü tıkadığını belirten Öymen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürecik radarını kabul ettiği andan itibaren ilişkileri bozuldu. Kürecik radarı İran’ın İsrail’e saldırısına karşı istihbarat unsuru. İsrail ve ABD açısından tehdit azalmadı. İran hariç kimse kaldırmayın demeyecek. Burada ciddi bir ikilem çıktı. Tüm bunları kabul ederken düşünmek gerekiyordu.”
Masadan dışlandık
Emekli Büyükelçi Osman Korutürk de, 2009 yılından itibaren değişen Türk dış politikasının bölge ülkelerine güven vermediği için masadan dışlandığına dikkat çekti. Korutürk, “Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı ile birlikte mezhep ağırlıklı siyasete yöneldi. Bölgede Sünni kesimlerin sözcülüğünü yapmak isteyen ancak onu da tam yapamayan Suudi Arabistan’ın eksenine girerken, komşu ülkelerin içişlerine müdahale eden ve taraf eden haline gelince güvenini kaybetti Türkiye. Türkiye’nin batılı ve Müslüman olmak gibi bir özelliği vardı o da gidince gölge etmesin, işin içine girmesin karıştırır diye özellikle uzak tuttular” şeklinde konuştu. Korutürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Neredeyiz batılı mıyız, doğulu muyuz? Şangay Beşlisi diyor cumhurbaşkanı, ardından hükümet başka şey söylüyor. Bu güvenilirlik olmayınca Orta Doğu çatışmaların içinde güven verici nokta da olmamız gerekir. Osmanlıcılık kesinlikle bir daha dönmemek üzere kaldırılmalı. Bunları yapamazsak İran’ın ekonomisi güçlenecek dolayısıyla bölgeye etkisi artacak.”