22 Temmuz 2015 - 10:00
Suudi Arabistan'ın bölgedeki sayısız komploları 2

Yemen halk kongresi üst düzey üyelerinden Adil Şuca da yaptığı açıklamada, Cenevre konferansını Arabistan hezimete uğrattığını ve perde arkasında BM ve güvenlik konseyinin daimi üyelerine baskı uyguladığını belirtti.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Yemen halkının 2010 yılında ayaklanmasını başlatması ve azledilen firari Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ile karşı karşıya gelmesinin ardından da ne olarak Arabistan bir kez daha Sana'nın kaderine belirlemeye soyundu ve FKİK'e üye ülkelerle birlikte Salih'in iktidardan uzaklaştırılmasını ve yerine yardımcısı Mansur Hadi'nin geçmesini öngören bir planı dayattı. O günlerde Yemen halkı ile Salih arasındaki çatışmaların sırasında yine Riyad yönetimi devreye girdi ve Salih'i ve ailesini ve Yemen yönetiminin siyasi yetkilerini kabul etti ve Tunus'un devrilen Cumhurbaşkanı Zeynelabidin Binali gibi Salih'e kucak açtı. Daha sonra da yine Riyad'ın destekleri ile Salih Yemen'e geri dönmeyi başardı.

Bundan sonra 2011 yılında Yemen'de cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlenen dek Mansur Hadi'nin Yemen'i iki yıl geçici olarak yönetmesi ve bu sürenin sonunda demokratik bir seçim düzenlemesi kararlaştırıldı. Fakat bu mesele hiç bir zaman gerçekleşmedi ve bu yüzden Yemen halkı sonunda geçen yılın Eylül ayında başkente doğru hareket etmeye başladı.

Bu hareketin sonunda hükümetle Yemen'in önemli siyasi partileri arasında barış ve ortaklık adıyla anılan bir anlaşma imzalandı. Ancak yine Yemen'de Riyad'ın nüfuzu altında faaliyet yürüten bazı Yemenli piyonlar Yemen'i altı bölgeye bölme gibi konuları içeren Yemen'in yeni anayasa taslağını gündeme getirerek Riyad'a karşı direnen grupları coğrafi açıdan Riyad'in petrol paralarına gönül veren ve suud rejimine uşaklık edenlerin kuşatması altına almaya çalıştı. Ancak bu durum Yemenli çeşitli siyasi grupların itirazlarıyla karşılaştı.

Bu şartlarda hükümet sonunda geçen şubat ayında ve milli diyalog sürecinin devamında anayasa taslağını düzeltmeyi ve iktidarı tüm siyasi gruplarla paylaşmayı kabul etti. Fakat bu karar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın bir kaç saat ara ile istifa etmeleriyle beraber bir kaç gün sürdü ve birden Yemen'in siyasi yapısında ciddi bir soruna dönüştü. Bundan sonra istifa eden Mansur Hadi Riyad'ın desteği ile Sana'dan Aden'e geçti ve anayasaya aykırı hareket ederek Aden'i başkent ilan etti. Bu gelişmenin hemen ardından Arabistan ve bazı FKİK üyeleri de Mansur Hadi'ye destek bağlamında büyükelçiliklerini Sana'dan Aden'e taşıdı, ancak Mansur Hadi'nin Ensarullah güçlerince tutuklanması gündeme geldiğinde, Mansur Hadi hemen Riyad'a kaçtı ve suud rejiminden Yemen'e saldırmasını isteyerek böylece Yemen'de masum kadınların ve çocukların katliamına sebebiyet verdi.

Bundan sonra Suud rejiminin savaş çığırtkanlığı başladı ve son üç küsur ayda iki kez görecede ateşkes ilan edilmesine karşın suud rejiminin cinayetleri devam etti ve halen de devam ediyor. Bu şartlarda BM çeşitli insan hakları kurumların ve uluslararası insani yardım teşekküllerinden aldığı raporların ardından Cenevre'de sırf Yemenli tarafların katıldığı bir konferansı önerdi. Öte yandan Ensarullah hareketinden siyasi bir heyet oturuma katılmak üzere hazırlandığı bir sırada Arabistan rejimi Ensarullah heyetini taşıyan uçağa zorluk çıkardı ve Mısır ve Sudan da Arabistan'ın baskıları sonucunda uçağın bu ülkelerin hava sahasını kullanmasına izin vermeyerek heyetin Cenevre'ye gecikmeli olarak gelmesine sebebiyet verdi. Ancak her halükarda Yemen halkının gerçek temsilcileri aylar süren haber sansürü ve medya boykotunun ardından ilk kez dünya medyasının karşısına çıktı ve Yemen halkının sesini dünyaya duyurdu. Ensarullah'ın Cenevre'ye yolladığı heyetin Başkanı 24 saatlik gecikmenin sebebine işaret ederek Yemen'de daimi ve geniş kapsamlı ateşkes ve Yemen milletine yönelik kuşatmanın derhal son bulmasını ve insani yardımların da acilen ulaştırılmasını önerdiklerini açıkladı.

Cenevre konferansının yenilgi ile sonuçlanması hakkında bir açıklama yapan Yemen milli demokratik koalisyonu temsilcisi, Arabistan Yemen'e yönelik tehlikeli bir rol ifa etmeye başladığını belirtti. Arabistan rejimi Sana müzakerelerini de başarısızlığa sürüklediğini belirten temsilci, Riyad yönetimi hiç bir sebebi olmaksızın Yemen'e saldırdığını ve şimdi de Cenevre müzakerelerini çıkmaza sürüklediğini kaydetti.

BM genel sekreterinin önceki Yemen özel temsilcisi de Mayıs ayının başında milli müzakereler tam sonuca yaklaştığı bir sırada Arabistan'ın saldırısı müzakerelerin tüm getirilerini yok ettiğini itiraf etti.

Yemen sosyalist baas partisi Başkan yardımcısı Muhammed Zübeyri de Riyad yönetimi Cenevre konferansının başarısızlığında rol ifa ettiğini belirterek Riyad yönetimi ta baştan Cenevre konferansının düzenlenmesini ve Sana heyetinin zamanında Cenevre'ye ulaşmasını istemediğini ve daha sonra da müzakereleri içeriden çıkmaza sürüklemeye çalıştığını vurguladı. Zübeyri bu konuda yaptığı açıklamanın devamında, konferansta ateşkesin nasıl sağlanması ve Yemen'de siyasi sürecin nasıl işlemesi gerektiği konusunda uzlaştıklarını, silahlı güçlerin kentlerden nasıl çekilmeleri gerektiği konusunda da bazı taleplerin gündeme geldiğini belirterek bu güçlerin çekilmesi durumunda kentlerin El-kaide'nin eline mi geçeceği sorusunu sorduklarını, ancak karşı taraf bu soruya cevap vermediğini, ertesi gün de önceki anlaşma ile hiç bir ilgisi olmayan taleplerle karşılaştıklarını ifade etti. Zübeyri, o sırada BM ve özel temsilcisi üzerinde bazı baskıların uygulandığını hissettiklerini, bu baskılar Arabistan'ın Cenevre konferansını başarısızlıkla sonuçlandırmayı amaçlayan paralarından kaynaklandığını kaydetti.

Yemen halk kongresi üst düzey üyelerinden Adil Şuca da yaptığı açıklamada, Cenevre konferansını Arabistan hezimete uğrattığını ve perde arkasında BM ve güvenlik konseyinin daimi üyelerine baskı uyguladığını belirtti.

Şuca, Yemen'de 21 milyon insan kıtlık ve açlık yüzünden ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını, BM ise bu konuya karşı duyarsız davrandığını vurguladı.

BM genel sekreterinin Yemen özel temsilcisi ise Cenevre konferansının getirileri ile ilgili son raporunu BM güvenlik konseyine sundu. Özel temsilcisi her türlü yeni tur müzakereden önce ilkin ateşkesin sağlanmasını umduklarını belirterek BMGK'nın Yemen'le ilgili oturumu hakkında da büyük güçlerin sivil gözlemcilerden oluşan bir heyetin kurulması üzerinde uzlaşmaları ve böylece Yemen'de her türlü ateşkesi veya milis güçlerin çekilmesini gözetlemeleri gerektiğini kaydetti.

Öte yandan BM güvenlik konseyine sunulan raporda Arabistan'ın BM gözetimindeki Yemen milli diyalog sürecini sabote etmeleri, bölgede savaş ateşini yakmaları, sivilleri katletmeleri, savaş suçları, insan hakları ihlalleri ve benzeri durumlarla ilgili her türlü belge ve kanıtın da yer alması bekleniyor. Belki bu durumda ve sıcak yaz günlerinde Yemenli Müslüman oruçlu ve savaş zede insanlar bir nebze olsun suud rejimi hava kuvvetlerinin bombardımanlarından kaynaklanan korku ve gerilimden kurtulur ve son üç küsur ayda yaşanan yıkımla ilgilenme fırsatını bulabilir.

Suudi Arabistan'ın bölgedeki sayısız komploları 1