5 Ağustos 2015 - 02:54
Ankara Yönetimi ve Kürt Sorunu

Her halükarda Demirtaş gibi Ankara yönetiminin IŞİD karşıtı tutumunun gerçekçi olmadığına ve aslında Kürt halkına karşı bir maske olarak kullanıldığına inananların sayısı asla küçümsenemeyecek kadar çoktur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu medeni toplum alanında faaliyet yürüten bir kurumun üyelerine hitaben konuşmasında güvenlik ve özgürlük arasındaki dengeyi korumayı ve terör sorununu çözmeyi vadetti.
Davutoğlu'nun bu konuşması, Türkiye'de hükümetin Kürtlerin partisi sayılan ve son genel seçimlerde %13 oy oranı ile Türkiye meclisine girmeyi başaran HDP'ye karşı yargı sürecini başlatmasından duygulan endişelerin arttığı bir sırada gerçekleşti.
Davutoğlu konuşmasında HDP'nin PKK'nin gölgesinde çıkışta başarısızlığını kınadığını belirtti. HDP'yi açıkça PKK ve tekfirci IŞİD terör örgütü ile yan yana koyan Davutoğlu, her üç teşekkülü Türkiye karşıtı terör kampanyası niteledi.
Ancak HDP liderlerinden Salahaddin Demirtaş İsviçreli bir gazeteye verdiği mülakatta, Ankara yönetiminin bu tutumunu kınadı ve şu ifadelere yer verdi: Ankara yönetimi bizi ve PKK'yi bir madalyonun iki yüzü tanıtıyor ve bu mesele bize zarar veriyor. HDP yasal bir partidir ve barış için çaba harcamaktadır, oysa PKK silahlı bir savaşı yönetiyor. Hükümet bizzat bunun bilincindedir, ama bizim aleyhimize faaliyet yürütüyor.
Öte yandan neden AKP hâlâ koalisyon hükümetini kurarak terörle savaşta daha iktidarlı bir şekilde hareket etmediği ise Ankara kulislerinde ciddi bir şekilde tartışıldığı da belirtilmelidir.
Her halükarda Demirtaş gibi Ankara yönetiminin IŞİD karşıtı tutumunun gerçekçi olmadığına ve aslında Kürt halkına karşı bir maske olarak kullanıldığına inananların sayısı asla küçümsenemeyecek kadar çoktur.
Middle East haber sitesi de bir raporda Amerika, İngiltere ve Türkiye'nin tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı kurulan sözde uluslararası ittifakın esas üyeleri olduğunu belirterek, bu zümrenin tam aksine IŞİD terör örgütü ile petrol kaçakçılığı alanında yakın işbirliği yaptığını belirtiyor. Söz konusu haber sitesi, tekfirci IŞİD terör örgütünün esas gelir kaynaklarından birinin ham petrol kaçakçılığı olduğunu, IŞİD terör örgütünün Irak'ın petrol kaynaklarının %60 kadarını işgal ettiğini, örgüt Kuzey Irak'ta ve özellikle Türkiye'de gelişmiş bir aracı ağı kurarak her gün 45 bin varil ham petrol satarak böylece her gün bu yoldan üç milyon dolar nakit para kasasına koyduğunu belirtiyor.
Türkiye'de bazı siyaset ve medya çevreleri bu iddianın gerçeğe çok yakın olduğunu belirtiyor ve hatta bazı çevreler AKP iktidarının tekfirci ve radikal örgütleri Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetimine karşı desteklemesini IŞİD'in türemesi ve güçlenmesinde baş etken olduğunu savunuyor.
İşte bu yüzden Türkiye'de bu siyasi çevreler, Ankara yönetiminin sözde IŞİD karşıtı kurulan uluslararası ittifaka katılmasının esas amacı Kürtleri bastırmak veya en azından onlarla her türlü müzakereye başlamadan önce zayıf düşürmek olduğunu belirtiyor. Hatta bazı çevreler Ankara yönetimi erken seçime gitmek ve yargı sürecini başlatarak HDP'yi Türkiye'nin siyaset arenasının dışına itmeyi ve böylece Kürt halkının desteklediği bu partinin dosyasını tamamen dürmek istediğini kaydediyor.
Belki de Ankara yönetiminin bu hedefi yüzünden Türkiye'de bazı aydınlar bir araya gelerek Türkiye meclisine bir mektup yazdı ve AKP'nin izlediği politikaları ve icraatını eleştirerek Kürtlerle savaşa son vermesini istedi.
Mektubu imzalayan aydınlar Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adına değinmeden, şimdi Kürtlerle uzlaşma sürecinin başlaması ve son bulması tamamen kişisel çıkar ve özel bir kişinin bağlı bulunduğu partisine hizmet etme doğrultusunda bağlı olduğu anlaşıldığını vurguladı.
Görünen o ki bu görüş Türkiye'de gün be gün kuvvet kazanıyor ve bu yüzden Türkiye'yi saran siyasi krizin daha kronik boyutlara ulaşabileceğinden söz ediliyor.