Yıllar önce Ortadoğu’nun rahmindeki gayri meşru çocuk yani Taliban’ın 11 Eylülle birlikte doğum günü kutlaması yapıldı. Görünürde lanetlenen Taliban’ın kulağına Amerika yavaşça “İyi ki doğdun Taliban” diyordu.
O zamanın Taliban’ı şimdinin IŞİD’i şeklinde yansıma buldu. Zira anası ve babası belirsiz bir çocuğun kimlik ismine o zamanlar Taliban denilirken bu gün IŞİD denilmektedir.
Sömürü sistemlerinin özellikle Ortadoğu’da işgal bahanelerinin meşrulaştırılması doğrultusunda ortaya çıkartılmasından tutun ta büyütülüp geliştirilmesine kadar her türlü desteğin temin edilmesinden kaçınmaksızın varlığını güçlendirdiği IŞİD piçi şimdi bizzat kendi güvenliklerini tehlikeye sokmaktadır.
“Besle kargayı oysun gözünü.”
Paris'te konser salonu, stadyum, restoran ve barlara yönelik koordineli şekilde düzenlenen terör saldırılarında ölü sayısının 150’nin üstünde olduğu açıklanıyor. Paris Savcısı François Molins düzenlediği basın toplantısında hayatını kaybedenlerin sayısının 129 ve 99'u ağır olmak üzere 352 kişinin de yaralandığını ifade ediyor.
Dikkat edilmesi gerekir ki olayın gerçekleştiği yer Fransa’nın kırsal bölgesi değil, başkenti Paris. Fransa her defasında güç gösterisi yapıp bir şekilde gerek nizami gücünü gerekse istihbarat teşkilatının tartışılmazlığını dile getiren bir ülke.
Yetkili ağızlar zanlının IŞİD olduğunu söylüyor. Ne var ki bu gayri meşru çocuğun kime şikâyet edilmesi gerekir. Amerika’ya mı? Amerika’nın yandaşlarına mı?
Şimdi böylesine büyük bir sosyolojik depremin ardından bu depremin artçılarının nereleri ve kimleri etkileyeceği çok önemli. Hadisenin öncesinde planlanan muazzam projenin, hadise gerçekleştikten sonra muazzam sonuçları kimlerin başına çırpılacak. Her ne kadar sözde hedef IŞİD’tir, ancak gerçekte IŞİD bu defa hangi masum canların alınması için bahane olarak kullanılacak?