16 Haziran 2016 - 16:43
İslam Âleminin En Seçkin Kadınının Yasında

Ayetullah Safi Gulpaygani’nin Hazreti Hatice (s.a) hakkında yazdığı yazı dizisi yayınlandı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Mübarek Ramazan ayının onuncu günü ümmetin annesi ve Resulullah’ın zevcesi Hazreti Hatice’nin vefat yıldönümüne tekabül eder.

Bu münasebetle Ayetullah Safi Gulpaygani’nin Hazreti Hatice (s.a) hakkında yazdığı yazı dizisi yayınlandı.

Bisetin onuncu yılında hicretten üç yıl önce, Mübarek Ramazan ayında, mümin ve fedakâr kadın müminlerin annesi Hatice bereket dolu ömründen 65 yıl geçtikten sonra vefat etti. Şeyh Müfid’in nakline göre bu acı olay Ramazan ayının onuncu günü gerçekleşti. Allah Resulü, onu kendi eliyle Mekke’nin Hücun dağının eteklerinde defnetti. Bu yılda Allah Resulünün bu büyük musibetten dolayı kalbinde oluşan hüzün ve kederi o kadar fazlaydı ki bu yılı “Hüzün Yılı” adıyla adlandırdı.

Hazreti Hatice’nin Ailesi En Asil Ailelerden

Hazreti Hatice (s.a) anne ve baba tarafından Arap Yarımadasının en asil ve şerefli ailelerindendi.

Seçkin Sıfatların Sahibi

Yüce Allah, bu nübüvvet hareminin eşsiz hanımı ve imamet yıldızının on bir tanesinin annesinin akılda, edepte, hikmette, basiret ve marifette seçkin ve üstün olmasını istedi.

O kemal, zeka, anlayış ve basirette en seçkin numuneydi ki erkekler ve kadınlar arasında onun gibisi pek az bulunur. İffet, necabet, taharet, eli açıklık, güzel muaşeret, samimiyet, sevgi ve vefa onun bazı seçkin sıfatlarındandır.

Seçkin Bir Eş

Erkek için, özellikle ev dışında ve toplum içinde çok büyük faaliyetleri olan ve büyük hedefleri bulunan, savaş ve cihat halinde bulunan, düşmanın saldırılarına maruz kalan bir erkek için kalbini sakinleştirecek, onun direniş ve istikametine yardımcı olacak, yorgunluk ve rahatsızlığını giderecek en iyi şey, akıllı, uyanık, sevgi dolu ve düşünceli bir eştir.

Eğer bir erkek ev dışında düşmanla savaşa tutuşmuş olur ve halkın acımasız saldırılarına, alay ve kınamalarına, eziyetlerine ve işkencelerine maruz kalırsa ve evinde de anlayışsız, korkak, kötü huylu, zayıf ve kınayıcı bir eşle karşı karşıya olursa ve bu eş onu işinden, hedefinden ve gitmesi gereken yoldan alı korsa, onu kınarsa, onu hedefinden vazgeçmeye ve düşmana teslim olmaya zorlarsa, kocasının cahiller tarafından her gün alay konusu edilmesinden dolayı yorulur ve huzursuz olursa ve kocasının sorunlarını halletmek için çaba içine girmezse, bu erkeğin sıkıntıları iki katına çıkacaktır.

Hiç şüphesiz böyle bir erkeğin sıkıntı ve sorunları sürekli artacaktır; çünkü onun eşi sorunların halledilmesi noktasında ona yardımdan kaçınmanın yanında, kınama ve itiraz gibi yaptığı mantıksız işleri ve hareketleriyle onun sorunlarını kat kat artıracaktır.

İslam Peygamberi (s.a.a) en büyük semavi risaletin getiricisi, Allah tarafından görevlendirilmişti ve müşrikler tüm güçleriyle, en güçlü yiğitleriyle, söven ve aşağılayan şairleriyle, kabadayı ve rezil adamlarıyla, kadın erkek, akraba yabancı tüm imkanlarıyla o hazretin hedefleriyle mücadele etmek için seferber olmuşlardı; ellerinden geldiği kadar onu ve yaranını eziyet edip vuruyorlardı; eziyet edip alçaltıcı sözler söylüyorlardı, yolunu diken ve çerçöple kapatıyorlardı; namaz ve ibadet halinde ona saygısızlıkta bulunuyor ve onunla ve yaranıyla irtibatlarını kesiyorlardı.

Bu kadar düşman, sorun ve sıkıntıyla beraber, eğer tüm düşmanların arasında, Peygamber (s.a.a) her gün eve geldiğinde eşinin asılmış ve itiraz halindeki çehresi ile karşılaşsaydı, hem de Kureyş kadınlarının efendisi o seçkin şahsiyetli ve sahip olduğu servetiyle zengin kadının asık çehresiyle karşılaşsaydı ve şefkat veya itiraz yoluyla ondan davetini bir kenara bırakmasını ve kendisini bu kadar saygısızlık ve alay karşısında bırakmamasını isteseydi, nasıl bir durum ve sıkıntıya düşerdi.

Ama Allah’ın lütfu Hatice’nin kalbinin pencerelerini İslam’ın davetinin hakkaniyetini idrake öyle bir açtı ki ve gönlünü marifet ve hikmet ile öyle nurlandırdı ki Peygamber (s.a.a) evinde asla böyle üzücü bir manzarayla karşılaşmadı.

İlahi Daveti Kabul

Doktor Bint Şati diyor ki: “Acaba Hatice’den başka, kocasının tarihi davetini Hira mağarasından geldiğinde, güçlü bir iman, açık bir kucak, muhabbet ve yumuşaklıkla kabul edecek bir eş var mıydı? Hem de kocasının doğruluğunda ve Allah’ın onu yalnız bırakmayacağı hususunda zerre kadar kalbine şüphenin girmesine izin vermeden! Acaba Hatice’den başka, naz ve nimet içinde, rahatlık ve saygı içinde yaşayan başka bir zengin kadın, tam bir rızayet ve hoşnutluk içinde zengin yaşamından, servetinden, izzet ve saygınlığından vazgeçip yaşamın en zor anlarında eşinin yanında durup onu hakkaniyetine iman ettiği hedefin gerçekleşmesinde sıkıntılar ve belalar karşısında böyle yardım edebilir miydi? Asla! Yalnızca Hatice böyleydi ve diğer kadınlar asla onun gibi değiller.”

Alemin Kadınlarının En Üstünü

Peygamber (s.a.a) vefatından sonra asla Hatice’yi unutmadı ve sürekli onun ahlak ve sıfatlarından söz ederdi. Onunla aşina ve dost olanlara ihsan ve lütufta bulunurdu.

Aişe’den naklediliyor ki: Allah Resulü (s.a.a) Hatice’yi yad etmeden, onun iyilik ve güzelliklerini övmeden dışarı çıkmazdı. Bir gün kıskançlığım tuttu ve dedim ki o yalnızca bir kocakarıydı ve Allah onun yerine daha iyisini size vermiştir.

Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) gazaplandı, o kadar ki gazaptan başının önündeki saçları hareket ediyordu. Sonra buyurdu ki: Hayır, Allah’a andolsun ki, Allah ondan daha iyisini bana vermemiştir; İnsanlar beni inkar ederken o bana iman etti. İnsanlar beni yalanlarken o beni onayladı. Halk beni mahrum ederken o beni malına ortak etti ve Allah bana ondan evlatlar inayet etti ve diğer kadınlardan mahrum etti.

ABNA24.COM