6 Ocak 2026 - 17:30
Venezuela dersi: Beyaz Saray’a yaslananlar sahada kaybeder

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Nobel Barış Ödülü sahibi Venezuela muhalefet lideri María Corina Machado’yu dışlayan açıklamaları, Washington’un muhalefetlere bakışındaki çıkar merkezli yaklaşımı gözler önüne serdi. Trump’ın, Maduro yönetiminden Delcy Rodríguez ile temaslara açık kapı bırakması, sembolik figürlerin ABD açısından kolayca gözden çıkarılabildiğini gösterdi. Venezuela örneği, dış desteğe dayalı muhalefet projelerinin kalıcı bir güç üretmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Venezuela’da son dönemde yaşanan siyasi ve güvenlik temelli gelişmelerin ardından, Karakas’taki güç dengeleri küresel medyanın ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Kriz sürecinde muhalefetin öne çıkan ismi olan ve 2025 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen María Corina Machado, Batı medyasında “demokrasi sembolü” olarak sunulsa da, ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları, Washington’un sahadaki gerçekleri sembolik figürlerin önüne koyduğunu ortaya koydu.

Trump, son basın toplantısında Venezuela’daki olası iktidar değişimine değinerek, yeni yönetim yapısının “güvenli, akılcı ve kabul edilebilir” olması gerektiğini savundu. Bu süreçte, muhalefetin öne çıkarılan isminin dışında farklı aktörlerin de yürütme rolü üstlenebileceğini açıkça dile getirdi.

ABD Başkanı, María Corina Machado’nun Venezuela’nın gelecekteki lideri olmasının “son derece zor” olduğunu, ülkede yeterli toplumsal desteğe sahip olmadığını ifade etti. Trump ayrıca, Delcy Rodríguez ile yürütülen temaslara dikkat çekerek, Maduro yönetiminin üst düzey bir isminin geçiş sürecinde rol alabileceğini söyledi. Bu açıklama, Washington’un söylem düzeyindeki muhalefet desteğinin, çıkarlar söz konusu olduğunda hızla esneyebildiğini gösterdi.

Bu yaklaşım, daha önce Batılı çevreler tarafından öne çıkarılan ve uluslararası platformlarda ödüllendirilen Machado’nun, ABD açısından artık stratejik bir öncelik olmaktan çıktığı yorumlarına yol açtı.

ABD’nin Değişmeyen Şablonu: Muhalefet Ortak Değil, Araçtır

Trump’ın Venezuela muhalefetine yönelik bu tutumu, kişisel ya da geçici bir karar olmanın ötesinde, ABD dış politikasında yerleşik bir modelin yeni bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bu modele göre muhalefet hareketleri, Washington için hiçbir zaman eşit bir siyasi ortak değil; geçici baskı araçları olarak görülüyor.

ABD, muhalif grupları yalnızca kendi hedeflerine hizmet ettikleri sürece destekliyor. Bu hedefler genellikle; merkezi yapıyı zayıflatmak, kontrollü istikrarsızlık üretmek ya da müzakere masasında avantaj elde etmekten ibaret oluyor. Şartlar değiştiğinde veya daha düşük maliyetli alternatifler ortaya çıktığında, aynı muhalefet unsurları tereddüt edilmeden gözden çıkarılıyor.

Siyasi analistlere göre Trump’ın Venezuela dosyasındaki tercihi; jeopolitik hesaplar, güvenlik kaygıları ve ülkenin iç dengeleriyle doğrudan bağlantılı. Bu tablo, uluslararası ödüllerin ve sembolik meşruiyetin, sahadaki gerçek güç dengeleri karşısında belirleyici olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Bölgesel Bir Ders: Dış Desteğe Yaslanan Muhalefetin Akıbeti

Venezuela örneği, yalnızca Latin Amerika’ya özgü bir vaka olarak değil; ABD’ye bel bağlayan tüm muhalefet hareketleri için ibretlik bir tablo sunuyor. Uluslararası destek, medya görünürlüğü ve Batı merkezli ödüller; iktidar sonrası süreçte belirleyici bir rolün garantisi anlamına gelmiyor.

Toplumsal tabanı zayıf, bağımsız yönetişim kapasitesinden yoksun bir muhalefet; Beyaz Saray’dan açık destek alsa dahi, güç denklemi değiştiğinde “kullanılıp atılan bir kart” haline geliyor.

Venezuela’da yaşananlar, dış güçlere yaslanmanın yalnızca iktidar yolunu açmadığını; aksine, siyasi sahneden tamamen silinmeye kadar uzanan sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha kanıtladı.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha