29 Ocak 2026 - 17:26
Paris’te Gizli Pazarlık: İsrail-HTŞ Hattında Ürdün Merkezli Yeni Güvenlik Mimarisinin Temelleri Atılıyor

Paris’te ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerle şekillenen İsrail-HTŞ mutabakatı, Ürdün’ün başkenti Amman merkezli ortak bir operasyon ve koordinasyon hücresi ile Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bölge kurulmasını öngörüyor. Bölgeyi yakından izleyen kaynaklara göre, plan fiilen yeni bir güvenlik mimarisi kurarak İsrail’in Suriye sahasındaki askeri ve istihbari nüfuzunu kurumsallaştırmayı hedefliyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Reuters, Axios ve Al Jazeera’nın geçtiği bilgilere göre, ABD öncülüğünde Paris’te gerçekleştirilen son tur görüşmelerde, İsrail ile Suriye’de fiili yönetimi elinde bulunduran HTŞ bağlantılı yeni yönetim arasında, güvenlik ve askeri koordinasyonu kapsayan kapsamlı bir çerçeve üzerinde uzlaşıya varıldı. Bu çerçevenin merkezinde, Ürdün’ün Amman kentinde kurulacak ortak bir “füzyon hücresi” (fusion cell) yer alıyor.

Axios’un ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre, söz konusu merkez; İsrail, Suriye tarafı ve ABD temsilcilerinin katılımıyla, güney Suriye’de askeri hareketliliğin izlenmesi, istihbarat paylaşımı ve sahadaki gerilimin yönetilmesi amacıyla 7/24 çalışacak. Plan kapsamında ayrıca, Dera, Kuneytra ve Süveyda hattını kapsayan geniş bir bölgede ağır silahların yasaklanacağı fiili bir silahsızlandırılmış bölge oluşturulması hedefleniyor.

Reuters’ın aktardığına göre, İsrail tarafı bu düzenlemeyi, “güney Suriye’nin tamamen askerden arındırılması” şartına bağlarken, Şam’daki yeni yönetim ise İsrail birliklerinin Aralık 2024 sonrası ilerlediği bölgelerden kademeli çekilmesini talep ediyor. Ancak sahadaki askeri dengeler, mutabakatın fiilen İsrail’in güvenlik önceliklerini merkezine alan bir yapı kurduğuna işaret ediyor.

Al Jazeera ve AP’ye konuşan bölgesel diplomatik kaynaklar, söz konusu mekanizmanın yalnızca askeri değil, istihbari ve ekonomik boyutlar da içerdiğini, sınır hattında kurulacak düzenin İsrail’in Suriye içlerine yönelik hareket serbestisini sınırlamak yerine, daha kontrollü ve kurumsal hale getirdiğini vurguluyor.

Direniş yanlısı çevreler ise bu mutabakatın, Suriye’nin egemenliğini fiilen aşındıran ve güneyde kalıcı bir İsrail nüfuz alanı yaratan yeni bir statüko oluşturduğuna dikkat çekerek, planın “silahsızlandırma” adı altında yeni bir güvenlik kuşağı inşası anlamına geldiğini savunuyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha