9 Şubat 2026 - 17:22
Bütün Medeniyetler Kurtarıcı ve Vaat Edilenin Beklentisindedir / Mehdeviyet Medeniyeti; Akılcılık Medeniyetidir

“Mehdîlik Maarifleri; Yeni İslami Medeniyetin Yol Haritası” başlıklı toplantı dizisinin ilk oturumu Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı’nda –ABNA- düzenlendi.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı — ABNA-  “Mehdîlik Maarifleri; Yeni İslami Medeniyetin Yol Haritası” başlıklı toplantı dizisinin ilk oturumu, Mehdîlik Kurulu’nun girişimi ve İmamet Araştırma Enstitüsü’nün iş birliğiyle Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı konferans salonunda gerçekleştirildi. Toplantı, Mehdîlik söyleminde imamet kurumunun medeniyet ve yapısal boyutlarını ve bunun yeni İslami medeniyetteki rolünü incelemek amacıyla düzenlendi.

Programda, ilim havzası ve üniversite çevrelerinden bir grup öğretim üyesi ve araştırmacı konuşma yaptı.

Yeni İslami medeniyet yolunda ilerlemek, imamet kurumu ve Mehdîlik düşüncesinin doğru anlaşılması olmadan mümkün değildir

Mehdîlik alanında öğretim üyesi ve araştırmacı Hüccetülislam ve’l-Müslimîn Muhammed Rıza Fûadiyân toplantıda şunları söyledi: “Birçok kişi liberalizmin insanlık adına karar verebileceğini düşünüyor; oysa Amerikan tarzı insan hakları dünyaya egemen olmuştur. Yüce Rehber’in de ifade ettiği gibi, insanlık kendi ihtiyacını kavramalı ve başkasına gönül bağlamamalıdır.”

İslam medeniyetinin tarihsel seyrini açıklayan Fûadiyân şu açıklamalara yer verdi: “Bütün medeniyetler büyümek ve varlıklarını sürdürmek için çaba göstermiştir ve bugün hepsi İmam Mehdi’nin (a.f) zuhûrunu beklemektedir. On iki imamın imametinin başlamasıyla birlikte Allah, dinin kemale ermesi ve nimetin tamamlanması ayetini indirdi. Batıl akım, Sakife’nin kurulmasıyla İslami medeniyeti tahrip etmeye yöneldi; ancak Allah hak yolunda sebat göstermeleri için bu sorumluluğu halkın omuzlarına bıraktı.”

Rıza Fûadiyân konuşmasının sonunda şu noktaya tekitte bulundu: “Yeni İslami medeniyet yolunda ilerlemek, imamet kurumu ve Mehdîlik düşüncesinin doğru anlaşılması olmadan mümkün değildir; çünkü Mehdî yönetimi, insanlık tarihinde imamet kurumunun tam ve kamil medeniyet tezahürüdür.”

Mehdevi medeniyet akılcılık medeniyetidir; akılcılık medeviyetle iç içedir

İlim havzası ve üniversite öğretim üyesi Hüccetülislam ve’l-Müslimîn Ali Sâilî konuşmasının başında medeniyet kavramının karmaşıklığına değinerek şu açıklamalara yer verdi: “Bu alandaki konular son derece geniştir ve kısa sürede toparlamak zordur. Medeniyet oldukça muğlak bir kavramdır ve kültür kavramına büyük benzerlik gösterir.”

Sâilî, Hazreti Veliyyü’l-Asr’ın (a.f) yönetimine atıfla şöyle dedi: “Hüccet’in devleti akılcılık devleti olacaktır; sonuçları bütünüyle aklî olacak ve somut biçimde ortaya çıkacaktır. Böyle bir ortamda İslami medeniyet ilerleyecek ve insanlık için çok sayıda eser ve bereket getirecektir.”

Hüccetülislam ve’l-Müslimîn Muhammed Rıza Fûadiyân konuşmasını şu sözlerle özetledi: “Dünya gençleriyle akılcılık diliyle konuşursak — Yüce Rehber’in izlediği yol da budur — ve onları tarihin doğru yönüne yerleştirirsek, kesinlikle hakikatle tanışacak ve hatta İslam’a yönelim göstereceklerdir.”

Tarih bağlamında imametin somutlaşmasından Mehdî yönetiminin medeniyet ufkuna kadar “imamet kurumu”nun açıklanması;

İmamet Araştırma ve İmamet Tarihi Enstitüsü Çalışmaları Grup Başkanı Hüccetülislam ve’l-Müslimîn Muhammed Fermehînî Ferâhânî konuşmasının başında imamet tarihini şöyle tanımladı: “İmamet tarihi, imamet kurumunun tarihi demektir; yani imamette sahip olduğunuz tüm niteliklerin, imamın var olduğu dönemde insanın gündelik hayatındaki toplumsal ve somut uzantısının incelenmesidir.”

Fermehînî, tarihi çoğunlukla siyasal ve iktidar merkezli gören yaygın bakışı eleştirerek şunları söyledi: “İmamet tarihi, toplumun bünyesindeki etkili unsurların rolünü öne çıkarmak ister; bu rol genellikle resmî tarihlerde görülmez.”

Bu bağlamda Müminlerin Emiri’nin (a.s) hayatına değinerek şu açıklamalara yer verdi: “Görünüşte sustuğu ve herkesin Ali bin Ebu Talib’in tarlada kuyu kazıp hurma dikmekle meşgul olduğunu söylediği dönemde bile imamlık yapıyor ve öyle değişimler meydana getiriyordu ki bunu siyasî bir halife yapamayabilirdi.”

Fermehînî sözlerini şöyle tamamladı: “İnsanlığın asıl hayatı zuhûr döneminde başlar; bu yol dosdoğru yoldur ve yalnız bireyleri değil, bütün insanlığı yaratılış amacına ulaştırır.”

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha