Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Ortadoğu’daki son askeri ve diplomatik gelişmeler, İsrail’in bölgedeki stratejik konumuna dair ezber bozan bir tartışmayı beraberinde getirdi. Güvenlik uzmanları ve bölge analistleri, İsrail’in karşı karşıya olduğu asıl riskin “varoluşsal bir tehdit” olmaktan ziyade, on yıllardır süregelen jeopolitik hegemonyanın kaybı olduğuna dikkat çekiyor.
Yayımlanan son analizlerde, Tel Aviv’in on yıllardır Washington’un sınırsız desteğine güvenerek bölge ülkelerine kendi güvenlik şartlarını dikte etme döneminin kapandığı vurgulanıyor. Artık bölge başkentlerinin, Amerikan gücünün gölgesinde yürütülen “sindirme politikalarına” karşı daha dirençli bir duruş sergilediği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre İsrail, İran’ı sürekli bir “varoluşsal tehdit” olarak niteleyerek aslında bölgedeki mutlak hakimiyet arzusunu perdelemeye çalışıyor. Ancak değişen dengelerle birlikte, İsrail’in tek taraflı güvenlik mimarisi kurma hırsı yerini çok kutuplu ve daha karmaşık bir bölgesel gerçekliğe bırakıyor. Bu durum, İsrail dış politikasının “askeri güçle sindirme” aşamasından “denge arayışı” aşamasına geçmek zorunda kalacağı bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.
yorumunuz