Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: El-Ahd haber platformunda yer alan bir analizde, Hizbullah lideri Şeyh Naim Kasım’ın son konuşmasındaki stratejik vurguları detaylandırıldı. Konuşmanın, Lübnan ve bölgedeki hızlı diplomatik ve saha gelişmelerinin ardından yapıldığı, aynı zamanda ülkede hâkim olan siyasi akımın performansına sert bir değerlendirme sunduğu kaydedildi. Kasım’ın, devlet, direniş ve halk arasındaki organik ilişkinin bileşenlerini pekiştirmeyi hedeflediği aktarılıyor.
Analize göre Hizbullah’ın stratejik vizyonu, Lübnan’daki mevcut ve gelecekteki çatışmaların yapısını şekillendiren üç temel dayanak üzerine inşa edilmiş durumda.
Birinci Dayanak: Direnişin Sürekliliği
Şeyh Naim Kasım’ın yaklaşımında, güney Lübnan’ın 2000 yılında kurtarılmasının tarihsel köklerinden hareket ettiği belirtiliyor. Kasım, direnişin liderlik bilincinde “Lübnan varlığını savunan bir yapı” olduğunu, asla tek taraflı veya izole bir seçenek olmadığını; Hizbullah, Emel Hareketi, Lübnan’daki ulusal partiler ve çeşitli Filistinli grupların ortak çabalarının tarihsel bir sinerjisi olduğunu vurguladı.
Bu tarihsel köklendirme, direnişin bugün güç dengelerini tesis etmek ve yeni bir kurtuluş anlayışını kurumsallaştırmak için kullandığı saha zeminini oluşturuyor. Bu bağlamda öne çıkan unsurlar şöyle sıralanıyor:
-
Varoluşsal Saldırganlığın Reddi: Direnişin, İsrail rejiminin Lübnan topraklarındaki işgalini veya devam eden askerî ve güvenlik saldırganlığını reddettiği, savunma amaçlı askerî operasyonları meşru ve sürekli bir görev olarak gördüğü ifade ediliyor.
-
Caydırıcılık Denkleminin Tesisi: Direnişin caydırıcılık dengelerini tesis ederken stratejik verilere dayandığı kaydediliyor. İlk olarak, işgalcilerin 2 Mart’tan bu yana 1064 ölü ve yaralı ile günlük ortalama 14 kayıp verdiklerini itiraf etmek zorunda kaldıkları aktarılıyor. Bu durumun, düşmanın uzun vadede taşıyamayacağı ağır bir insani maliyet olduğu değerlendiriliyor. İkinci olarak, düşmanın zırhlı teçhizatında yaşanan tahribata dikkat çekiliyor; şu ana kadar 338 farklı tipte İsrail askerî aracının imha edildiği belirtiliyor. Üçüncü olarak, Hizbullah’ın füze ve askerî kapasitesinin etkinliğinin 16 Nisan’dan sonra gerçekleştirilen 389 askerî operasyonla kanıtlandığı vurgulanıyor. Dördüncü olarak ise, Hizbullah’ın stratejik insansız hava araçlarının etkinliğiyle, İsrail yerleşimcilerinin ve askerî araçlarının 6 kilometrelik derinlikteki hareketliliğine korku ve operasyonel kısıtlamalar getirdiği ifade ediliyor.
-
İnsani ve Ulusal Gereklilikler (Pazarlık Dışı Koşullar): Şeyh Kasım’ın, sahadaki askerî başarılarla insani ve siyasi gereklilikler arasındaki bağlantının altını çizdiği aktarılıyor. Beş temel noktanın, Lübnan’ın gelecekteki herhangi bir mutabakatının ya da ulusal stratejisinin temeli olması gerektiği belirtiliyor:
-
İsrail saldırganlığının Lübnan’a karşı durdurulması.
-
Lübnanlı esirlerin İsrail hapishanelerinden kurtarılması.
-
Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyindeki bölgelere konuşlandırılması.
-
Halkın kendi yerleşim bölgelerine güvenli bir şekilde dönüşü.
-
İsrail işgali nedeniyle yıkılan köylerin yeniden inşası.
-
İkinci Dayanak: Siyasi İktidarın Performansı ve Kapsamlı Ulusal Egemenliğin Gereklilikleri
Şeyh Kasım’ın Lübnan hükümetinin ve siyasi iktidarın performansına yönelik yapısal, açık ve doğrudan bir eleştiri getirdiği kaydediliyor. Kasım’a göre, bu çevrelerin tutumlarının, ABD’nin doğrudan baskılarıyla yükselen bir rotaya bağlı olduğu ve hedefin, devleti egemenliğini savunma konumundan dış vesayeti kolaylaştırma konumuna dönüştürmek olduğu ifade ediliyor. Bu durumun şu mekanizmalarla izlendiği belirtiliyor:
-
Varoluşsal Tehdit Zamanında “Tek Silah” Söyleminin Yanılsaması: Şeyh Naim Kasım, mevcut koşullarda (İsrail’in soykırım ve saldırı projesinin sürdüğü bir dönemde) “tek silah” başlığının, devlet inşası ya da kurumlarının güçlendirilmesine yönelik gerçek bir çaba olarak değerlendirilemeyeceğini açıkladı. Bu yaklaşımın, Amerikan araçlarıyla yürütülen bir İsrail projesi olduğu; amacının Lübnan’ı silahsızlandırarak askerî ve güvenlik saldırganlığını kolaylaştırmak olduğu vurgulanıyor. Kasım ayrıca, Lübnan hükümetinin Hizbullah ve Emel hareketinin seçilmiş milletvekillerine, Lübnan askerî ve güvenlik aygıtlarının subay ve yetkililerine yönelik Amerikan yaptırımları karşısındaki resmi suskunluğunu eleştirdi. Bu durumun, ABD hükümetinin iflasının ve hedeflerine ulaşamamasının bir kanıtı olduğu değerlendiriliyor.
-
Sosyal ve Ekonomik Güvenliğin Desteklenmesi: Hizbullah Genel Sekreteri, konuşmasının önemli bir bölümünü, Amerikan-İsrail ortaklığının Kredi El-Hasan kurumuna ve halka hizmet eden sağlık ile eğitim kurumlarına vurma çabalarının gizli arka planını analiz etmeye ayırdı. Bu girişimlerin, “sosyal, kültürel ve geçim kaynaklı soykırım” çerçevesinde değerlendirildiği aktarıldı. Şeyh Kasım’ın, bu kurumlar üzerindeki resmi kısıtlamaların, yoksulların geçim kaynaklarına doğrudan bir saldırı ve Lübnan halkına empoze edilen sürekli ablukaya gayriresmî bir ortaklık olduğunu vurguladığı kaydedildi.
-
Lübnan Ulusal Kurtuluş Stratejisinin Hazırlanması: Şeyh Naim Kasım, resmî rolün ve gerçek ulusal katılımın net kriterlerle yeniden tanımlanmasına yönelik bir “kurtuluş yol haritası” sundu. Bu haritanın temel esasları şöyle sıralanıyor:
-
Direnişi suçlamaktan derhal geri adım atılması ve Lübnan anayasası ile kendi topraklarını savunan vatandaşları desteklemeyi zorunlu kılan ortak yaşam sözleşmesine bağlılık.
-
Düşmanla doğrudan müzakerelerin reddi. Tarihten alınan derslerle, doğrudan müzakerelerin düşmana bedelsiz taviz vermek olduğu ve sadece sahadaki güç unsurlarına dayanan dolaylı müzakerelere güvenilmesi gerektiği belirtiliyor.
-
Kasım’ın Lübnan hükümetine, direnişe arkadan hançer saplamak yerine onunla stratejik bir uyum içinde olmayı önerdiği aktarılıyor. Hükümetin, direnişin caydırıcı kapasitelerinden yararlanarak siyasi ve diplomatik müzakerelerde kendisine bir güç unsuru oluşturması tavsiye ediliyor.
-
“Ulusal Savunma Stratejisi”nin ön koşulunun, saldırganlığın tamamen durdurulması, işgal altındaki toprakların kurtarılması ve gerçekçi ile ölçülebilir kriterlere dayalı kapsamlı ulusal diyalogların yürütülmesi olduğu ifade ediliyor.
-
Üçüncü Dayanak: Sabit Kutup Olarak Filistin ve Stratejik Alanların Birliği
Bölgesel ve jeopolitik boyutta, Şeyh Naim Kasım’ın, direnişin köklü düşünce ve siyaset yaklaşımını bir kez daha pekiştirdiği gözlemleniyor. Bu yaklaşıma göre Filistin, ümmetin merkezi ve sabit kutbu olarak görülüyor; coğrafi gelişmelerin ya da siyasi baskıların bu durumu etkilemediği belirtiliyor.
Kasım’ın, Lübnan İslami Direnişi’nin Filistin davasına ve Gazze Şeridi’ne yardım etmeye mutlak bağlılığını bir kez daha vurguladığı aktarılıyor. Lübnan ve Filistin’de şehit düşenlerin kanının, kader ve hedef birliğini teyit etmek için aynı siperde buluştuğu ifade ediliyor.
Genel Sekreter’in, İsrail’in işlediği soykırım suçları karşısında uluslararası ve Arap dünyasının sessiz kalmasını ve direniş filolarının engellenmesini, insani yardımların abluka altındaki Gazze Şeridi’ne ulaşmasına konulan engelleri şiddetle kınadığı kaydedildi.
Kasım’ın, İmam Seyyid Ali Hamaney liderliğindeki İran İslam Cumhuriyeti’nin temel ve tarihsel rolünü övdüğü, Batı-Amerikan ittifakı karşısındaki direnişini takdir ettiği belirtiliyor. Yüksek stratejik güvenle, İran ve direniş güçlerinin bu aşamadan olağanüstü bir güçle ve sağlam bir uluslararası ile bölgesel konumla çıkacağını vurguladığı aktarılıyor. Bu durumun, sonuçta kazananın teslimiyet ve edilgenlik seçeneği değil, sebat ve direniş seçeneği olduğunu kanıtlayacağı ifade ediliyor.
yorumunuz