Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran’ın güneyindeki stratejik sularda yaşanan son gelişmeler, ülkenin dış ticaretindeki lojistik kırılganlıkları yeniden gündeme taşıdı. Gözlemcilere göre, Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir uzun süreli aksama, sadece enerji arzını değil, temel mal ticaretini de doğrudan vurabilecek potansiyele sahip. Bu nedenle, iş dünyası ve ekonomik analistler tarafından alternatif güzergâhların geliştirilmesi zorunluluğu dile getiriliyor.
Cask ve Sirik’te Transit Usulü Hayata Geçiyor
Bu çerçevede en somut adım, doğu stratejisine yapılan vurgu olarak öne çıkıyor. Bender Abbas Ticaret Odası Umman Masası Başkanı Hamis Cabiri Nehilo tarafından yapılan açıklamada, uzun süredir talep edilen bir düzenlemenin nihayet sonuçlandığı aktarıldı. Nehilo’nun ifadesine göre, Cask ve Sirik limanlarında transit rejiminin uygulanması resmen onaylandı. Bu kararın, yıllardır özel sektör temsilcileri tarafından dile getirilen bir ihtiyacın karşılığı olduğu belirtiliyor. Yeni prosedürün, mal akışını hızlandıracağı ve lojistik maliyetlerin bir kısmını düşüreceği tahmin ediliyor.
Cask limanının jeostratejik avantajı ise net bir şekilde ortada. Boğaz’ın dışında, Umman Denizi’ne doğrudan erişimi olan bu limanın, geleneksel rotalarda yaşanabilecek darboğazlarda bir “yedek şerit” işlevi görebileceği kaydediliyor. Uzmanlar, bu avantajın ancak kara bağlantı yollarının ve liman arkası altyapının tamamlanmasıyla değerlendirilebileceğini hatırlatıyor.
Umman ile İlişkiler Stratejik Derinlik Kazanıyor
Son haftalarda yoğunlaşan diplomatik ve ekonomik temasların odağında Umman bulunuyor. İran ve Umman arasındaki istikrarlı siyasi ilişkilerin, ticaret hacmine de olumlu yansıdığı ifade ediliyor. İş insanları, Umman’ı sadece bir pazar olarak değil, aynı zamanda Arap ülkeleri, Doğu Afrika ve küresel pazarlara açılan bir geçiş kapısı olarak konumlandırıyor.
Nehilo, ayrıca son aylarda denizci seferlerinin sayısının artırılması ve izin verilen kalemlerin genişletilmesi için yoğun çaba sarf edildiğini söyledi. Bu çabaların temel amacının, bölgesel baskılara rağmen iki ülke arasındaki ekonomik canlılığı korumak ve tüccarlar üzerindeki yükü hafifletmek olduğu vurgulanıyor.
Geleneksel Deniz Ticaretinin Kritik Rolü
Modern altyapı yatırımlarının yanı sıra, lenç adı verilen geleneksel deniz araçlarının rolü de bir kez daha hatırlatılıyor. Onlarca yıldır ambargolar, savaşlar ve krizler boyunca ticaretin devamını sağlayan bu filonun deneyimi, önemli bir milli sermaye olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu kesimin önündeki düzenleyici engellerin kaldırılması gerektiğini, böylece mevcut krizin daha esnek yönetilebileceğini belirtiyor.
Ancak maliyetler düşmüyor. Sigorta primlerinde ve navlun ücretlerinde gözlemlenen artışlar, ithalatçı ve ihracatçılar için en büyük sorun olarak kalmaya devam ediyor. Bölgedeki her gerilim tırmanışının, doğrudan nihai ürün fiyatlarına yansıdığı ifade ediliyor. Bu noktada, gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi ve bürokratik engellerin azaltılmasının, masrafları dengeleyebilecek en hızlı araçlar olduğu değerlendiriliyor.
yorumunuz