Tahran yönetimi, özellikle ABD ve bazı Avrupalı ülkelerin İran’ın nükleer programını uluslararası baskı aracı haline getirdiğini savunurken, Güvenlik Konseyi platformunun da siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürdü. İran misyonunun açıklamasında, ülkenin barışçıl nükleer faaliyetlerinin sürekli hedef alındığı, buna karşılık bölgedeki diğer aktörlerin nükleer kapasitesine yönelik sessizliğin sürdüğü vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, Batılı ülkelerin nükleer silahsızlanma ve uluslararası hukuk söylemiyle hareket ettiklerini ileri sürerken pratikte seçici ve çifte standartlı bir tutum sergilediği ifade edildi. İran tarafı, bu yaklaşımın Güvenlik Konseyi’nin tarafsızlığına zarar verdiğini ve diplomatik çözüm yollarını da zayıflattığını savundu.
BM Güvenlik Konseyi’ndeki toplantının, son dönemde İran’ın nükleer faaliyetleri ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile ilişkileri konusunda artan uluslararası tartışmaların gölgesinde yapılması dikkat çekti. Batılı diplomatik çevreler, Tahran’ın şeffaflık düzeyi ve yükümlülüklerine uyumu konusunda kaygılarını yinelerken, İran ise baskı siyasetiyle sonuç alınamayacağını dile getiriyor.
Uzmanlara göre, Tahran’ın bu sert çıkışı yalnızca anlık bir diplomatik tepki değil, aynı zamanda yaklaşan müzakere süreçleri öncesinde siyasi pozisyonunu sertleştirme hamlesi olarak da okunabilir. İran yönetimi, nükleer dosyada baskı dilinin değil karşılıklı taahhüt ve güvence mekanizmalarının öne çıkması gerektiğini savunuyor.
Güvenlik Konseyi toplantısına verilen bu sert tepki, nükleer dosyada taraflar arasındaki güvensizliğin derinleştiğini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki günlerde hem BM platformunda hem de ikili diplomatik temaslarda tansiyonun yüksek seyretmesi bekleniyor.
yorumunuz