Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İranlı üst düzey yetkili ve eski Devrim Muhafızları komutanlarından Muhsin Rızai, Tasnim Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın bloke edilmiş varlıklarına ilişkin önemli bir adım attığını iddia etti. Rızai’nin aktardığına göre, Trump İran’a ait 24 milyar doların serbest bırakılmasını kabul etmiş durumda. Ancak Rızai’nin belirttiğine göre, Trump bu kararını açıkça ilan etmeye yanaşmıyor.
Rızai’nin bu iddiası, Washington ile Tahran arasında devam eden dolaylı müzakerelerin hassas bir aşamaya girdiği bir döneme denk geliyor. Daha önce de İranlı yetkililer tarafından bloke varlıkların serbest bırakılmasının herhangi bir anlaşmanın temel şartlarından biri olduğu vurgulanmıştı.
“ABD Halkı İsrail’in Sömürgesi Haline Geldi”
Rızai konuşmasında, ABD-İsrail ilişkisine yönelik sert bir eleştiri de yöneltti. Ona göre, bugün Amerikan halkının İsrail’in sömürgesi haline geldiği iddia ediliyor. Bu ifadeyle Rızai’nin, Washington’un Tel Aviv’e koşulsuz desteğini ve Amerikan dış politikasının İsrail çıkarları doğrultusunda şekillendiği yönündeki geleneksel İran tezini yinelediği gözlemleniyor.
Rızai ayrıca, İran’ın caydırıcılık kapasitesinin öyle bir seviyeye ulaştığını savundu ki, “kumarbaz” olarak nitelendirdiği Trump’ın artık İran’la müzakere etmekten dahi korktuğu ifade ediliyor.
“İran F-35, F-15 ve Awaks Uçaklarını Vurmayı Başardı”
Rızai’nin açıklamalarının en dikkat çekici kısmı, askeri başarılara ilişkin iddialar oldu. Rızai, İran’ın, Amerika’nın ileri teknoloji savaş uçakları F-35 ve F-15 ile Awaks erken uyarı uçaklarını vurmayı başardığını öne sürdü. Bu iddia, daha önce resmi makamlarca doğrulanmış bir bilgi olarak kayıtlara geçmiş değil. Ancak Rızai’nin bu ifadeleri, İran’ın hava savunma kapasitesine ilişkin yerel kamuoyuna yönelik bir güven mesajı olarak da yorumlanıyor.
Asimetrik Savaş: “Bin Dolarlık İHA, Milyon Dolarlık Füze’ye Karşı”
Rızai, İran’ın askeri doktrinindeki en önemli yeniliklerden birinin asimetrik savaş olduğunu vurguladı. Ona göre, bu doktrinin temelinde şu mantık yatıyor:
“Birkaç bin dolarlık insansız hava araçları (İHA), birkaç milyon dolarlık füzeleri bertaraf edebiliyor. Ucuz sürat tekneleri, milyarlarca dolarlık uçak gemileriyle mücadele edebilecek kapasiteye kavuşuyor.”
Rızai’nin kaydettiğine göre, bu savaş tarzı İran’ın küresel ölçekte gücünde sıçrama yaratmıştır. Kendisinin ifade ettiği gibi, eğer bu saldırı (ABD-İsrail saldırısı) gerçekleşmemiş olsaydı, dünya halklarının çoğu İran milletinin ve silahlı kuvvetlerinin kapasitesi ve caydırıcılığından haberdar olmayacaktı.
Rızai’ye göre, savaş aynı zamanda bir “fırsat” işlevi gördü: Dünya kamuoyu, İran’ın sanıldığından çok daha güçlü bir direniş kapasitesine sahip olduğuna tanıklık etti.
Değerlendirme: Psikolojik Harp mi, Gerçek mi?
Muhsin Rızai’nin açıklamaları, Tahran’ın mevcut müzakere sürecinde elini güçlendirmeye yönelik bir psikolojik harp unsuru olarak da değerlendiriliyor. “Trump anlaşmayı kabul etti ama açıklamıyor” iddiası, Washington’u iç siyasette zor durumda bırakma amacı taşıyor olabilir. Benzer şekilde, F-35 ve Awaks uçaklarının vurulduğu iddiası da teknik olarak bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Bununla birlikte, Rızai’nin asimetrik savaş konusundaki vurgusu, İran’ın resmi askeri doktrinini yansıtması açısından dikkat çekici. Devrim Muhafızları Ordusu’nun uzun yıllardır savunduğu bu yaklaşımın, bölgedeki fiili çatışmalarda (örneğin Kızıldeniz’de Husilerin ABD gemilerine yönelik İHA ve füze saldırıları) kısmen kanıtlandığı da gözlemleniyor.
yorumunuz