Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran İslami İran Gençlik Partisi Genel Sekreteri Muhammed Hunçemen, müzakere heyetine destek verilmesinin hukuki, akli ve milli bir sorumluluk olarak görülmesi gerektiğini belirterek, savaş döneminde cephede sergilenen birlik ruhunun diplomasi alanında da korunmasının önemine dikkat çekti.
İRNA'ya konuşan Hunçemen, ülkenin hayati meselelerine ilişkin kararların anayasanın 110 ve 176. maddeleri çerçevesinde, İslam İnkılabı Rehberi ve Milli Güvenlik Yüksek Konseyi başta olmak üzere en üst düzey kurumsal mekanizmalar tarafından alındığını hatırlattı.
İranlı siyasetçi, müzakere heyetinin ülkenin en üst düzey kurumlarında şekillenen ortak ve ulusal bir karar sürecinin ürünü olduğunu ifade ederek, resmi müzakere heyetine yönelik yıpratıcı yaklaşımların hukuk devleti ilkesi ve kurumsal karar mekanizmaları açısından tartışmalara yol açabileceğini dile getirdi.
Bazı radikal çevrelerin ayrıştırıcı söylemlerine değinen Hunçemen, mevcut hassas süreçte birlik karşıtı açıklamaların yalnızca siyasi bir hata olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Savaşların ekonomik yıkım, altyapı kayıpları ve toplumsal maliyetler doğurduğunu kaydeden İranlı siyasetçi, çatışmaların en az zararla sona erdirilmesi açısından müzakerenin akılcı bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti.
Hunçemen, tarihte büyük savaşların ya müzakereler yoluyla ya da taraflardan birinin tamamen yok olmasıyla sona erdiğini hatırlatarak, ikinci seçeneğin ne gerçekçi ne de arzu edilen bir senaryo olduğunu dile getirdi. Bu nedenle diplomasinin bir taviz değil, ulusal çıkarların azami düzeyde korunmasına yönelik stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bütün siyasi akımların ve vatandaşların resmi müzakere heyetini desteklemesinin önemine işaret eden Hunçemen, kamuoyu nezdinde müzakere heyetinin zayıflatılmasının ülkenin ulusal güvenliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
İranlı siyasetçi, medya kuruluşlarının da ayrıştırıcı ve aşırı söylemleri teşhir etme ve ulusal birlik atmosferini güçlendirme sorumluluğu taşıdığını ifade etti.
"Nasıl ki dün cephede vatanı savunmak için fedakarlık yapıldıysa, bugün de diplomatlara destek vermek aynı mücadelenin bir parçası olarak görülmelidir" diyen Hunçemen, bu süreçte en önemli araçların toplumsal birlik, ortak akıl ve hukuka bağlılık olduğunu vurguladı.
Müzakere masasının da savaş cepheleri gibi birlik gerektirdiğini dile getiren Hunçemen, düşmanların İran halkının ulusal çıkarlarını savunma konusunda askeri ve diplomatik alanlarda bölünmeyeceğini görmesi gerektiğini ifade etti.
Savaş sonrası yeniden inşa sürecine de değinen İranlı siyasetçi, çatışmaların sona ermesinin ardından ülkenin önündeki en büyük sınavın kalkınma ve yeniden imar süreci olacağını söyledi.
Şeffaf kurumların güçlendirilmesi, su, elektrik ve sağlık altyapısının yeniden inşası, konut ve istihdam alanlarının geliştirilmesi ile halkın karar alma süreçlerine katılımının savaş sonrası dönemin temel öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti.
Hunçemen, kadınlar, çocuklar, engelliler ve yerinden edilmiş kesimlerin ihtiyaçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederken, dışa bağımlılığın artırılmasının da yeniden yapılanma sürecinde kaçınılması gereken başlıklardan biri olduğunu kaydetti.
Kalıcı barış, yolsuzlukla mücadele, mali şeffaflık, ulusal uzlaşı ve aktif ekonomik diplomasinin savaş sonrası dönemin temel gereklilikleri arasında yer aldığını belirten Hunçemen, İran'ın genç nüfusu, yerli mühendislik kapasitesi ve geçmiş yeniden inşa tecrübeleri sayesinde bu sürecin başarıyla yönetilebileceğini değerlendirdi.
yorumunuz