Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından yapılan açıklama, bölgedeki dengelerin bir kez daha sorgulandığı kritik bir döneme işaret ediyor. 18 Ağustos 2026 tarihinde, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan ve Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafedeki Abu al-Dahur hava üssüne yönelik gerçekleştirilen İsrail hava saldırısı, Washington’u harekete geçirdi. Barrack, bu saldırının ardından taraflar arasındaki yanlış hesaplamaların telafisi güç felaketlere yol açabileceği uyarısında bulunarak, mevcut “kinetik iletişim” yöntemlerinin yerini alacak sağlam bir mimari inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.
Barrack’ın açıklamalarına göre, İsrail uçaklarının üssü hedef alması ve aynı esnada kuzeye, yani Türkiye sınırına doğru yönelmesi, Ankara cephesinde ciddi bir askeri tepki riski doğurdu. İsrail’in, Türkiye’nin üste askeri varlığını artırma niyetinde olduğuna dair hatalı ya da doğru bir algı üzerinden bu operasyonu gerçekleştirdiği değerlendiriliyor. 2013 yılından bu yana büyük ölçüde devre dışı olan ancak Türkiye tarafından desteklenen Suriye Geçici Hükümeti’nin askeri eğitim faaliyetlerinde kullanılan tesis, bu olayla birlikte bölgesel bir krizin merkezine yerleşti.
Washington yönetimi, halihazırda sınırlı seviyede sürdürdüğü arabuluculuk faaliyetlerini, tarafların birbirini daha şeffaf bir şekilde bilgilendireceği kurumsal bir kanala dönüştürmeyi hedefliyor. Barrack, askeri gerilimleri yönetmenin maliyetinin, kurulacak bir iletişim kanalının maliyetinden katbekat daha yüksek olduğuna dikkat çekerek, bu "Çatışmasızlık Mekanizması"nın bir zorunluluk haline geldiğini belirtti.
Söz konusu girişim, Türkiye’nin Temmuz 2026’daki Ankara NATO Zirvesi sonrası Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı “Mekke İttifakı” ile güç kazanan bölgesel etkisinin gölgesinde ilerliyor. Suriye Geçici Hükümeti’nin İsrail ile “çözülmesi gereken bir sorun olmadığını” açıklamasına rağmen, bölgedeki bu üçlü aktör arasındaki güven bunalımı, diplomatik trafiğin en büyük engeli olarak öne çıkıyor. Barrack’ın girişimi, sadece bir çatışmasızlık hattı değil, aynı zamanda bölgedeki yeni bloklaşma süreçlerinde Amerikan etkisini korumaya yönelik stratejik bir hamle olarak yorumlanıyor.
yorumunuz