Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Kamuoyunun malumu olduğu gibi uzun bir zaman önce düzenlemesi yapılıp yasalaştırılmış fakat yürürlüğe konulması sürekli ertelenmiş olan kanun maddesinin uygulanmaya konulması ile on yılı aşkın süredir terör suçlaması ile tutuklu olup, mahkemeleri sonuçlanmamış olanlar tahliye edildi. Mahkemeleri dışarıdan devam edecek dosyaların sonuçlanması ve ceza almaları durumunda sanıklar tekrar tutuklanıp içeri alınacaklardı. Yapılan sadece uzun müddet tutuklu kalmış, suçu sübut bulmamış kimselerin daha fazla mağdur olmamalarının sözde önlemiydi. Uyguluma öyle bir hal aldı ki, bırakın on yıldan aşkındır sadece iddia üzerine tutuklu olanların mağduriyetlerini gidermek, onlarca kişi daha gözaltına alınarak aileleri ile beraber mağdur edildiler ve edilmeye devam ediyorlar.
Adana, Mersin, Gaziantep ve İzmir’den sonra dün gece ve bu sabah saatlerinde İstanbul’da da operasyonlar yapıldı ve yeni gözaltılar yaşandı. Yasanın vermiş olduğu hak çerçevesinde tahliye edilen Hacı İnan ile İlyas Kutulman hukuksuz bir şekilde tekrar gözaltına alındılar. Tahliye eden mahkemenin vermiş olduğu bütün kararlara uyup ve düzenli olarak karakola gidip imzalarını atmalarına rağmen, gece yarısı evlerine baskın yapılan bu şahıslar, yeni komik bir suçlama ile yeniden gözaltına alındılar.
Yakalanma gerekçeleri: Tahliye edildikten sonra yeni örgüt kurmak, üye ve yöneticisi olmak. Akıl ve insaf sahibi her insan biliyor ki, bu şahıslar bırakıldıkları bu kısa süre içerisinde aile, akraba ve dostlarının yoğun ziyaretlerinden ve peşlerindeki polis ve istihbaratın yoğun takibat ve tacizinden, medya ilgisinden nasıl ve ne zaman fırsat buldular ki yeni örgüt faaliyetleri gerçekleştirdiler. Aslında bunun, şahısların tahliye edilmeleri hazmedilemediği için yeniden tutuklamak adına uydurulmuş bir gerekçe olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Tahliyeleri bir çeşit cezaya dönüştürülen şahıslardan Hacı İnan’ın oğlu Seyfülislam İnan da hiçbir suçu olmadığı halde babası ile birlikte gözaltına alındı.
Ayrıca Doğru Haber Gazetesi yazar ve muhabirlerinden Mehmet Eşin de baskın saatlerinde haber toplama amaçlı olarak gittiği Hacı İnan’ın evinde gözaltına alındı. Gözaltına alınmakla kalmadı, evine gönderilen polisler tarafından arama bahanesi ile evi darma dağın edildi. Diğer taraftan sabah saatlerinde dernek üyelerimizden Abdulbari Çelik Hocamız da evine yapılan baskın sonucu hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır.
Kamuoyu her şeyi ayan beyan görmektedir. İmralı, medya, devlet, hükümet yetkilileri ittifak etmiş Müslümanlara saldırmaktadırlar. Bu süreçlerin hayırlı bir tarafı da kimlerin ne tür derin ilişki ve ittifak içerisinde olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
Gözaltı baskınlarının değinilmesi gereken en önemli hususlarından bir tanesi de polisin hukuksuzluğu ve zorbalığıdır. Baskın esnasında evde bulunan dernek ve gazete temsilcilerinin de şehadetiyle, polis hiçbir mukavamet ile karşılaşmamasına rağmen kapıları tekmelemiş, üç-dört yaşındaki çocuklara uzun namlulu silahlarını doğrultmuş, kadınlara terörist muamelesi yapmıştır. İyi bilinmelidir ki devletin ve polislerin bu uygulamaları toplumu terörize etmektir ve devlet eliyle anarşi üretmektir. Baskında ve aramada bulunan polislerin bir kısmının halen geçmişteki işkence günlerine özlem duydukları ve bunu açıkça ifade ettikleri görüldü. Bu işkence düşkünü, sadist ruhlu polislerin toplumla muhatap edilmesi maalesef devlet adına toplum nezdinde ve çocuklar gözünde büyük bir zulüm ve düşmanlıktır. Bu psikolojide ve ruhta olan polislerin ya derhal meslekten ihraç edilmesi veya
toplumdan uzak, geri hizmette kullanılmaları toplum ve devletin ali(!) menfaatleri adına daha faydalı olacaktır.
Gözaltılardan sonra özellikle emniyet kaynaklı yanlış bilgiler medyada yer aldı. Yasadan tahliye edilen kimselerin imzaya gitmedikleri bilgisi haberlerde dile getirildi. Bu, belgelerle de ispatlanan aslı olmayan bir yalandır. Yalan ve kirli bilgiler ile kamuoyunun kafası karıştırılmak ve yapılan haksızlığı, haklı göstermek gayreti güdülmektedir.
Yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, hak olarak çıkarılan yasa düzenlemesi, herkese hak verirken İslami davadan suçlanan kimselere ise zulüm verdi. Ve bir kez daha görüldü ki, bu ülkede herkese hakkı verilir ve karşı çıkılmaz ama Müslümanlara bir hak verildi gibi olursa da ardından binlerce zulüm yaşatılır. Hukuk denen helvadan ilah putunun sanatkârları, söz konusu İslam ve Müslümanlar olunca, hukuk denen helvadan putlarını hemencecik yiyebilmektedirler.
Buradan ülkenin idarecileri konumundaki hükümet yetkililerine sesleniyoruz. Bu yasayı Müslümanların dışındakiler için çıkardınızsa, bu istisnayı maddeye koyup yasalaştırmanız, hukuk devleti olmasa da kanun devleti olmanın gereğiydi. Mademki yasayı herkes için çıkardınız herkese eşit uygulanmalıydı. Ama yasa, PKK’lılara, tecavüzcülere, gözü kara canilere, hırsızlara sorunsuz uygulanırken İslami davadan suçlanan kimselere ise zulüm olarak uygulandı. Derhal bu zulme son verilmesi ve herkese hakkının iade edilmesini istiyoruz. Müslümanlara düşmanlık ve zulüm edenler, iflah olmamıştır ve iflah olmazlar.
Sait ŞAHİN
Mustazaf Der Şube Başkanı