Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Ülkemizde Suriye’deki yönetime karşı isyan edenlerin kazanmasını neredeyse her kesim hararetle savunuyor. Müslüman kimliğiyle olaya yaklaşanlar başta olmak üzere, soluyla sağıyla, ülke yöneticileriyle herkes söz birliği etmiş. Muhalif partilerinde, bu konuda muhalefeti görünmüyor.
Suriye’deki değişimi başta ABD, AB, İsrail olmak üzere gerici Arap rejimlerinden Suud, Ürdün, Katar gibi ülkeler hararetle istemekte ve ellerinden gelenleri ortaya koymaktadırlar. Türkiye’deki Müslüman yazarlar ve ABD’nin ortak paydada bulunmalarından hangi yararı güttükleri de düşünülmesi gereken bir meseledir. Türkiye’de Suriye konusunda yazan ve konuşanlar, bir tür yetkilileri de etkileyerek belli mesafelerde aldılar. Dışişlerinin bu konuda ciddi bir şekilde etki altında kalarak yanlış hesaplar yaptıklarını düşünüyorum.
Suriye’de iktidar değişirse ABD ve İsrail’in birçok hesabı gerçekleşebilir. Birçok kazanımlar elde edebilirler. Belki en büyük düşmanları İslam Devrimini biraz daha köşeye sıkıştırabilirler. İsrail’in amansız düşmanı Hizbullah’ın manevra alanını biraz daha daraltabilirler. Hamas ve İslami Cihad’ı biraz daha hizaya getirme imkânını değerlendirmeye çalışırlar. Bu beklentiler ABD, AB, İsrail, Suud, Katar ve Ürdün gibi ülkeleri memnun da eder.
Suriye’de iktidar değişikliği olması durumunda Türkiye devleti ve toplumu ne kazanabilir? İslami kimlikli yazar ve çizerler acaba ne kazanacaklar? Suriye’de iktidar değişikliği olsa aynı gün ABD ile ortak bayram yapacak durumda olacak olmanız garip değil mi?
Suriye konusundaki imtihanda maalesef hükümet çok kötü bir sınav veriyor. Şimdiye kadar çok güzel işler başarmış olan hükümet adeta kazandıklarını harcamaya başlamıştır. Temiz vicdanlarda ve bölgede emperyalizme karşı mücadele edenler nezdinde ciddi bir imaj kaybı yaşanmıştır. Suriye konusunda ABD ile aynı kulvarda olmanın vebalini üzerinden atması çok zor olacaktır. Yalnızca Suriye yönetimiyle ilişkilerini bozmuş olmadılar. Dünyada kendilerini seven ve birazda hükümetten umutlanan milyonlarca Müslüman’ı hayal kırıklığına uğrattılar. Suriye devletiyle ilişkileri bozan bu basiretsiz yaklaşım ‘‘İslami kesime’’ yakışsa da hükümete yakışmamıştır. Çünkü ‘‘İslami kesim’’ çok konuda zaten yanlışlıklar içerisindedir.
Suriye’de eğer yönetim değişikliği olursa, bu değişikliklerde ABD, İsrail ve gerici Arap rejimleri beklentileri adına yararlanacaklar. Peki, Türkiye’nin yararı ne olacak. ( Burada yararı esas alarak yaklaşımın insani ve İslami yanından bahsetmek mümkün değildir). ABD ve işbirlikçilerinin etkin olacağı Suriye’den Türkiye ne yarar sağlayacak. ABD’nin ektiğinin artacağı Suriye’de İsrail, Türkiye’yi zayıflatıcı birçok çalışmayı yapma imkânını elde edecektir.
Acaba Suriye muhalefetinin başarılı olması durumunda Türkiye’nin etkisi artmaz mı? Kesinlikle artmaz ve belki de ilişkileri gerilen ülkeler konumuna gelirler. Değişik anlayışlardaki muhalefetin üzerinde ideolojik olarak Türkiye’nin hiç etkili olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Suriye’de muhalifler iş başına geçseler, Suriye toplumu üzerinde Suud’un etkisi rahatlıkla olabilir. Suud’un dini açıdan yaklaşım ve yatırımlarının etkisinin olabileceği düşünülebilir. Suud’un etkin olmasının ABD’nin etkin olmasıyla siyasi olarak aynı doğrultuda olacağı için bir sorun olmaz. Suud’la ABD arasında sorun olmadığı gibi. Dünyada bunun birçok örneği vardır.
Türkiye’de İslami kimlikle kendilerini ifade eden konuşmacı ve yazarların durumuna gelelim. Suriye muhalefetinin iş başına gelmesi acaba onlara ne kazandıracak? Bu Müslüman kesim o kadar ilerisini düşünemez. Kendilerinin hiçbir etki ve faaliyetleri de olamayacağı için geleceğin ciddi hesabını yapamazlar. Suriye’de isyancılar kaybederse, Türkiye’den onlara destek vermeye çalışan Müslümanlarda bu konuyu unutup geçip giderler. Belki Suriye’nin gündemde olması münasebetiyle bir zaman yazma ve konuşma ihtiyaçlarını gidermiş oldular.
Irak’ın daha fazla gündemde olduğu zamanlarda ülkemizdeki Müslümanların çoğu Irak’taki ‘‘direnişin’’ lehine yazıp çizdiler. Bugünlerde bahsettikleri ‘direnişin’ bitme noktasına gelmesi de kimseyi fazla ilgilendirmiyor. Direnişin intihar saldırılarıyla ABD’nin öldürdüğü insandan daha fazla insanı öldürmesi, sözüm ona direnişi destekleyenler tarafından konu bile değil. Maalesef bu ülkede Müslümanlık işleri bu şekilde ifade ediliyor.
Suriye’de muhalefet iş başına gelse, Türkiye’de şimdilerde onları destekleyen İslami kesimi sanki ciddiye alıp, dinleyecekler? Bu kesim, Suriye’deki muhalefetin olası iktidarında ABD’nin Suriye sayesinde bölgedeki etkisini izlemiş olacaklar.
Türkiye’deki Suriye muhalefetinin yanlısı Müslümanlar, bölgede yıllarca canlarıyla kanlarıyla bu bölge için mücadele eden Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad’la neden Suriye konusunda ters düşüyorsunuz? Yoksa dünya Müslümanlarının yüz akları olan bu hareketler sizler kadar bu bölgenin hesabını yapamıyorlar mı? İnsanı kahreden bir bayağılıkta, Hizbullah’a ve Hamas’a Siyonistlerin entrikalarını tanıyıp ve onlara karşı mücadelenin nasıl verileceğinin dersini vermeye kalkmaktır. Bu konuda Hizbullah’a ve Hamas’a akıl hocalığı yapmaya kalkmak en azından ayıptır.
Peki, Suriye’nin hâlihazırdaki rejimi iyi mi? Elbette ki iyi değil. Tabii ki iyi mi diyenler, İslami mi demiyor ya da diyemiyorlar. Mesele, rejim meselesi değil. Arap baharının sonucu oluşan hiçbir değişikliğin adresi zaten İslam olmadı. Suriye muhalefeti de İslamı hâkim kılacağız demiyor. Belki Suriye muhalefeti İsrail ve Amerika’ya karşı bir şey söylemezken İslami yapıları hedef alabiliyor.
Görünen o ki Suriye’de ABD ve işbirlikçilerini istediği değişiklik olmayacaktır. Hevesler kursaklarda kalacaktır. Türkiye hükümetinin yanlış hesaplarının vebali derin güç haline gelen İslam kisvelilerinin ve yetkililerin üzerine olacaktır. Yetkililer, bu konuda yanlış bilgi ve yorumlayışın içerisinde olduklarını öğrenmiş olacaklardır. Yetkililerin unutmaması gereken bir konuda, en büyük yanlışlıkları özellikle derin güç haline gelmeye çalışan ama insanlık ve İslam konusunda alabildiğine sığ bir yapı, her zaman bu yanlış yönlendirmelerin hesapları içerisinde olacaklardır.