Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Söz konusu kırılma noktalarında, hangi düşüncelerin hangi amaçlara hizmet ettiği, şüphe götürmeyecek şekilde ortaya çıkar…
Basiret ve dirayetten yoksun, kuru sloganlar üzerine bina edilmiş ikiyüzlü yaklaşımların, gerçekler karşısındaki mahkûmiyeti acı bir şekilde tezahür eder…
Kimileri insanlık onuru ve adalet adına, kimileri demokrasi ve özgürlük adına, kimileri de sözde İslam ve kulluk adına ortaya çıkarlar…
Batıl hedeflerine ulaşmak için, her türlü şeytani yola başvurarak, illegal araçlardan faydalanırlar…
Bütünüyle, İlahi ve insani değerleri ayaklar altına alırlar…
Hakk gibi görünen kuru söylemler ve sloganlarla, batılın çirkin yüzüne hizmet ederler…
Bütün mukaddes değerleri istismar ederler…
Şeytani vehimler ve zulmet kaynağından beslenen telkinlerle hakkı batıla, batılı da hakka çevirip, adalet ve insaf kavramlarını ters-yüz ederler…
İlahi-Evrensel yasaların, meşruiyetini reddettiği uluslararası kuruluşlardan, çıkarları doğrultusunda sözde adalet beklerler…
Sapkın ideolojiler ve sözde inanç prensiplerine dayanarak, Kuran’ın evrensel ilkelerini, şeytani kalıplara hapsederler…
Evrensel adalet ve temel insan haklarından dem vuran bu çarpık zihniyet, hakkı ve haklıyı tanıma sorumlulukları söz konusu olunca; adalet ve insaf ölçülerine karşı sinsi maslahatlar üretirler…
Haklıyı tanımanın ölçüsünün, hakkı tanımaktan geçtiğini görmezden gelirler…
Batıl hedeflerini ve hareket yöntemlerini, İlahi-İslami kavramlarla kutsayarak, nefsanî eğilimlerin ürünü olan yeni bir din yaratırlar ve İslam elbisesi giydirirler…
Mezhebi taassup ve önyargıların ürünü olan tutarsız gerekçelerle, Ümmetin ortak değerlerini alt-üst ederler…
İlahi adaletin kusursuz uygulayıcısı, Mü’minlerin Emiri Hz Ali gibi yüce bir şahsiyeti dinden çıkmakla itham edip; tövbeye davet eden bu kör zihniyetin karanlık mirası, İslam Ümmetinin üzerine bir garabet gibi çökmüştür.
Suriye’deki azgın ve vahşi isyancıların İslam adına desteklenmesi, sözde özgürlük ve adalet taleplerinin arkasındaki sinsi hedeflerin göz ardı edilmesi, yaratılan fitneden Suriye yönetiminin sorumlu tutularak; Emperyalist hedeflere zemin hazırlanmasının tek müsebbibi bu kör zihniyettir!
Sözde İslam adına Siyonist ve Emperyalist sömürü hedeflerine hizmet eden bu zavallı güruh, bölgesel işbirliği ve İslami vahdetin yıkımına yönelik acımasız komplolara hizmet etmektedirler.
İşte Suriye’de yaşanan olayların hakikatini gölgeleyen bu basiretsiz ve art niyetli çabalar, Ortadoğu’da şekillenecek olan yeni yüzyılın, Müslümanlar aleyhine gelişmesine zemin hazırlamaktadır.
Ancak sonuçlarını kestiremedikleri ciddi değişiklikler, tüm bu batıl niyetleri ve Batılı hedeflere hizmet niteliği taşıyan çabaları sonuçsuz bırakacaktır.
Batı’nın çıkarları uğruna akan Müslüman kanından başka, ellerinde başka bir eser kalmayacaktır.
Bu utanç bile, akan kanın ve zulmün vebalini, bu kör zihniyetin omuzlarından kaldırmayacaktır.
Suriye halkı ve Suriye yönetimi, dış komploların hedefine hizmet eden isyancılara ve hainlere müsamaha göstermeyecektir.
Suriye’de akan kanın suçunu Esad yönetimine yüklemek isteyenler, tarih karşısında bu utancın hesabını veremeyecekler.
İşgale zemin hazırlamaya dönük çaba sarf edenler, kesinlikle başarılı olamayacaklar…
Batı’nın çıkarları doğrultusunda Esad yönetiminin meşruiyetine saldıranlar, Emperyalist ve Siyonist güçlerin meşruiyetlerini sorgulama ve karşı çıkma basiretinden ve cesaretinden yoksun olanlardır!
Tüm bu art niyetli ve sinsi çabalar Suriye’ye karşı, BM-NATO destekli bir askeri müdahaleye zemin hazırlama amacını taşıyor.
Batı’nın çirkin komplolarının farkında olan Rusya ve Çin, kesinlikle askeri müdahale yönünde bir BM kararını veto edecekler.
Bölgesel dengeler açısından İran, Irak, Mısır ve Lübnan gibi ülkeler, bu yönde alınacak bir kararı tanımayacaklar.
Başlarken de arz ettiğim gibi, tarihin seyrini değiştiren kırılma noktalarından biri, Suriye üzerine yapılan hesaplar ve ortaya çıkacak sonuçlarla şekillenecek!
Bu çabalar sonucunda kimileri, basiret ve marifet nimetinden dolayı hamd edecek, kimileri de utançla kuşandıkları zillet libasının altında ezilecekler!
Her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan işbirliği ve İslami vahdet bilinci, Suriye’de yaşanan gerçekler konusunda tezahür etmeli ve tüm Müslümanlar, ortak akıl ve ortak değerler etrafında birleşmelidir.
Sedat AKMERCAN