13 Ocak 2012 - 20:30

İran İslam İnkılabı bilim ve teknoloji alanında batıyı kendisine düşman edecek kadar ilerledi. Öyle bir noktaya geldi ki artık batının bilim ve teknoloji tekelini kırma aşamasına geldi. Bu da batının İran’a karşı Ehlibeyt mektebinin yolunu sürdürerek tüm dünyayı İmam Mehdi’nin gelişine hazırlamasının yanı sıra başka bir düşmanlık noktası kazandırdı… ve artık sömürgeci batı dünyası tüm fitne, düşmanlık ve çirkefliklerine başka bir boyut kazandırdı ve artık İran’ın bilim adamlarını ortadan kaldırmak içinde çabalamakta... İran’ın en son kurbanı ise deha bilim adamlarından şehit Mustafa Ahmedi Ruşen…

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Allah, Şehidin kanına aşıktır. Şehit kanının pahasını ödemeye aşıktır…

Mustafa’nın şehadet haberini aldığımda çokta şaşırmadım, çünkü Mustafa’yı tanıyan herkes bilirdi ki Mustafa şehadet aşığıydı ve şehadetten başka bir ölümü kabul etmezdi.

Aziz Mustafa! Şehadet anında Hüseyin matemi için büründüğün gömleğinle resmini gördüğümde ve tıpkı Mevla’n gibi parça parça olduğunda ve onun seni kucaklamasıyla teskin bulduğunu gördüğümde çok gıpta ettim…     

Bugün arkadaşlarla konuşuyorduk, hepsi gıpta ediyorlardı. Gıpta ediyorlardı çünkü eşinden bu son günlerinde İmam-ı Zamanını rüyanda gördüğünü ve senden razı olduğunu söylediğini duymuştuk… hepsi bir ağızdan diyorlardı ki Mustafa’nın buna liyakati vardı. Çünkü velayet noktasında hepimizi geçmiştin. Mustafa’nın liyakati vardı, çünkü ihlasta öncüydü. Mustafa’nın liyakati vardı, çünkü hiçbir zaman hiçbir şeye kayıtsız kalmıyordu. Mustafa yaşantısını cihat olarak bilirdi. Mustafa kötülük ve münker karşısında sessiz kalmazdı. Mustafa cihat ehliydi…

Mustafa can! Bugün anneni gördüğümde senin yolunu sürdürmemizi bize tavsiye ediyordu. Düşündüm de omuzlarımızda çok büyük bir yük var, ancak Mustafa can bundan emin ol ki canımız bedenimizde olduğu sürece yolunu sürdüreceğiz; hangi cephede olursak olalım, araştırma cephesinde, bilim üretme cephesinde, zorlu savaş cephesinde ve yumuşak savaş cephesinde… Mustafa Can Şehadetin Kutlu Olsun…

***                ***              ***             ***             ***          ****

Mustafa Ahmedi Ruşen’in şehadet haberini duyduğumda “Şehit Recep Ali Bigi”nin şu sözleri aklıma geldi: “Bir taraftan kalıp, geleceğin şehitlerinden olmamız gerekir; bir taraftan gelecekte kalmak için şehit olmamız gerekir. Yarın olmak için bugün şehit olmamız gerekir, aynı şekilde yarın şehit olmak için kalmamız gerekir. Nasıl bir derttir bu dert; ne olurdu yarın bir daha şehit olmak için bugün şehit olsaydık.” Evet söylediler ve yine söyleyecekler ki şehadet bağı açıktır ve sadece yolunu bilmek yeterlidir, yani Allah için işve etmek!! Mustafa da Allah için işve etti ve Allah da kabul etti! Mustafa ki ilim ve bilimiyle İslam düşmanlarının gözünde bir dikendi!!   

Mustafa’nın kanı yıllardır nükleer çalışmalarda canından geçmek için coşmaktaydı; ne sadece nükleer çalışmalarda hatta ülkesinin bilimsel çalışmalarda gelişmesi için onun günlerinin uykusuzluk, fedakarlık, kendini feda etmelerle geçtiği anlatılmaktadır.

Mustafa’nın kanı aşıkla maşuk arasında bir çeşit işve idi. Eğer birisi şehidin kanının kızıllığına aşık olursa kendiliğinden Aşuracı olur!!

Ne kadar da bariz bir fark vardır şehidin kanıyla münafığın kanı arasında!! Şehidin kanındaki gayret hatta bir lahza bile damarlarında durmadan coşmakta ve kaynamak ve kalpleri ele geçirmek için bir bahane aramakta!! Mustafa can ne mutlu sana ki imam Hüseyin’in erbain günlerinde onun “Hel min nasıri’na  nidasına lebbeyk dedin ve Mevla’na kavuştun!! Mustafa Can Şehadetin Mübarek Olsun…