Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- 20 Ocak 2012 tarihli “İnternet haber” adlı haber sitesinde de, yine vatandaşlarımızda “kötü İran” algısı oluşturacak bir haber yer alıyor… “Abna.ir” haber sitesinin verdiği hükümetle ilgili birkaç haber, İran’ın resmi görüşü ve “Türkiye ile dalga geçmesi” olarak yansıtılmış… “İran Türkiye ile dalga geçti” başlıklı haberin ara başlıklarında, “İran Davutoğlu’na çaktı”, “İran Türkiye ile dalga geçiyor”, “Türkiye Hain” gibi ifadeler dikkat çekiyor. Abna.ir”in İran menşeli olduğundan hareketle, haberin İran’ın resmi görüşü olarak sunulması, aslında bahsettiğimiz oluşturulmak istenen “Kötü İran” algısının en büyük delili…
Halbuki, Abna.ir, İran’dan yayın yapan yüzlerce haber sitesinden sadece birisi… Türkiye’deki haber siteleri gibi bir site… Şimdi biz, Türkiye’den yayın yapan haber sitelerindeki İran aleyhindeki onlarca habere bakarak, “Türkiye İran’a böyle bakıyor” mu demeliyiz? Mesela geçenlerde bizim de yazımıza konu ettiğimiz “haber 7” adlı muhafazakâr ve hükümete yakın sitenin, bizzat rehber hakkındaki iftira dolu ifadelerinden hareketle “Türkiye, İslam İnkılabı rehberi Seyyid Ali Hamaney’e hakaret etti” denilebilir miydi?( Bkz: http://www.rasthaber.com/yazar_6877_42_bir--islamci-sitenin-iftiralari-ya-da--mezhebi-taassubun-bir-tezahuru.html)...Böyle denilseydi nasıl karşılanır, ne gibi tepkiler alınırdı? Veya TRT gibi Türkiye’nin resmi kanalında Sedat Laçiner’in bizzat İran’a yönelttiği suçlamaları bu bakış açısıyla nereye oturtacağız? Hele Sedat Laçiner’in, Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir üniversite rektörü olduğu da hesaba katılırsa!...
Zaten haberin içeriğinde de gâh “İranlı site”, gâh “İran menşeli site” gâh da “İran’dan yayın yapan site” veya direkt “İran haber ajansı” gibi çelişen ifadeler yer alıyor. Ama bu haberlerden hareketle “İran böyle söylüyor” anlamına gelecek bir sonuç çıkarılması hiç de masum değil… Daha galiz eleştirilerin bizzat Türkiye’deki haber sitelerinde yer aldığı da dikkate alınırsa, İran menşeli bir haber sitesinin kendi görüşleri doğrultusunda eleştirilerde bulunulmasının neden yadırgandığı ve bunun daha çok katı ve çoğu zaman da iftiralar içeren şeklinin Türkiye’deki sitelerden İran ve yöneticilerine yöneltildiği düşünüldüğünde, bu daha belirgin hale gelmiyor mu?
Yine mesela İsrail gazetelerinden “Haaretz”in, Zaman Gazetesi’ni kaynak göstererek ““İran Türkiye’deki ABD elçiliklerine saldırı planlıyor” başlığı ile haber yapmasını nasıl karşılayalım bu mantığa göre… Zaman Gazetesi ve zihniyetinin Hükümet üzerinde ki baskın etkisinin bütün şiddetiyle tartışıldığı dikkate alındığında, bu haberi de, hem de bir İsrail gazetesine kaynaklık etmesini de göz önüne alarak bizzat Türkiye’yi suçlayabilir miyiz?
Bakın bu konuda “Gazeteciler.com” sitesinden Cenk Açık ne diyor:
“Haaretz haberi “İran Türkiye’deki ABD elçiliklerine saldırı planlıyor” başlığıyla yayına vermişti. Haberi dayandırdığı kaynak ise Zaman gazetesi. Yani Zaman gazetesinin yayınladığı bir haber İsrail'de de manşet olmuştu.
Bu, Zaman gazetesinin İran’la ilgili ilk haberi değil. Son birkaç aydır Zaman gazetesinde İran'la ilgili haberlerde tuhaf bir artış görülüyor.
Mesela geçtiğimiz günlerde de Zaman “İran’dan Suriye’ye silah taşıyan Tırların” Türkiye’de durdurulduğunu manşet yapmıştı.
Üstelik Zaman gazetesi bu haberi verirken sadece TIRlardan bahsetmiyor. Haberin içinde İran’ın Türkiye’de başka alanlarda da faaliyette bulunduğunun özellikle altını da çiziyordu.
Eskiden bu tür, yani dezenformasyon kokusu veren haberleri biz Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet gibi merkez medyada okurduk. Zaman gibi muhafazakar gazeteler ise tam tersini yapar, bu tür haberlerdeki dezenformasyonun varlığına dikkat çekerdi.
Fakat bu sefer farklı. Görünen o ki Türkiye’de roller değişti.
Peki ne oluyor? Neden Zaman bu tür haberlere öncelik veriyor? Nedir Türkiye üzerine oynanmak istenen asıl oyun? Ne tür bir hesap arifesindeyiz ki Zaman gazetesi tam da ABD ve İsrail’in İran’a diş bilediği bir dönemde spekülasyonlara neden olacak haberleri yayınlamaktan imtina etmiyor?( http://www.gazeteciler.com/cenk-acik/zamanin-bu-haberi-haaretzda-nicin-manset-oldu-667y.html)
Üstelik Zaman Gazetesi başyazarı Ekrem Dumanlı bununla da yetinmiyor, Zaman’daki 16 Ocak günü yayınlanan yazısında Türk Medyası’nın İran ile ilgili bu tür haberlere ilgi göstermediğinden yakınıyor: “Türk basınının pek ilgi göstermediği bir konu da İran. 10 ay önce İran'dan kalkıp Suriye'ye giden bir TIR'da silah bulunduğu iddia edilmişti. Bu hafta içinde 5 TIR daha gözetim altına alındı. İran'ın Türkiye üzerinden yürüttüğü faaliyetler TIR'larla sınırlı değil. İçerdeki didişmelerden kafasını kaşıyacak vakit bulamayan İran'ın Türkiye'ye özel ilgi göstermesi hangi büyük planın küçük bir parçasıdır acaba?” (Kaç Kafatası Bir Manşet eder, başlıklı yazı)
Aynı Zaman Gazetesi ise, Amerikan askerlerinin, öldürdükleri Taliban militanlarının cenazelerinin üzerine idrarlarını yapmalarını, internet sitesinde çok küçük ve alt sıralarda bir haber olarak ve “Amerikan askerlerinin Afganistan'da 'ölüye saygısızlık' ettikleri iddia edildi “başlığı ile vermiş... Yazının içeriği ise bu “iddia” ile ilgili şunlar yer alıyor: “Amerikan donanması konuyla ilgili soruşturma başlatırken, görüntünün kaynağının ve gerçek olup olmadığının henüz belirlenemediğini kaydetti. Yapılan açıklamada, ancak bu tarz hareketlerin donanmanın temel değerleriyle bağdaşmadığı vurgulandı
Bu arada ABD Savunma Bakanlığı görüntüye tepki gösterdi. Bakanlık sözcüsü John Kirby, görüntünün "midesini bulandırdığını" söyledi. .” ( Zaman gazetesi 12 Ocak 2012, Dış haberler bölümü)…
İçerikte ABD’nin nasıl korumaya alındığı dikkatlerden kaçmıyor değil mi?…
Yine Cenk Açık’a kulak verelim:
…
“Gerçekten Türkiye’deki dindar kesim acınacak bir halde.
Geçmiş dönemlerde şikayet ettikleri ne kadar rahatsız edici tutum, tarz, çaba varsa şimdi hepsini birer birer kendileri hayata geçirmekten geri durmuyorlar.
Bir kısım muhafazakar medya “Suriye’deki durumun vahametine” bizi ikna etmek için çabalarken, bir kısmı da İran’ı gözümüzden düşürmeye çalışıyor.
Eskiden bu tür işleri Türkiye’deki Amerikancılar yapıyordu. Şimdi ise görünen o ki ihale ‘İslamcılara’ kalmış.”( Aynı yazı…)
Bu hiç de masum olmayan haber şekillerinin, direkt İran’ı, Şiiliği ve Hizbullah’ı hedef alan haberlerin, Ortadoğu’da “mezhep ayrımcılığının derinleştirilmesi” üzerine bina edilmek istenen AB/D ve İsrail kaynaklı politikalara yaradığı göz önüne alındığında, nasıl bir kumpasla karşı karşıya olduğumuz net bir şekilde ortaya çıkıyor sanırım… Son zamanlarda gittikçe artan bir ivmeyle, İslamcı sitelerde ve tanınmış kalemler aracılığı ile bunların yapılması ise daha bir düşündürücü değil mi?
Yine, mesela 23 Aralık 2011 günü, Irak’ın başkenti Bağdat’ta 14 ayrı mahalleye yapılan bombalı saldırı sonucu tam 69 kişi hayatını kaybetmiş, bu haber ise ülkemizde, iki büyük gazetede iki farklı haberle verilmişti. Habertürk gazetesi, olayı manşetten “Şii mahallelerine bombalı saldırı: 69 ölü” şeklinde verirken, muhafazakâr ve hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi ise aynı haberi “Sünnilere bomba: 69 ölü” şeklinde veriyordu…
Daha sonra ise Habertürk’ün verdiği şekilde bombaların Şii mahallelerinde patlatıldığı anlaşılıyordu. Aslında burada ölenlerin Şii ya da Sünni olması değildi önemli olan. Ölenler sonuçta Müslüman’dı. Ve hem vahşice ve kahpece öldürülmüşlerdi, hem de bu ölümleri ile yeni Müslüman katliamlarına yol açılması amaçlanıyordu katilleri tarafından… Bu yüzden daha büyük felaket, emperyalizmin Şii-Sünni savaşı çıkarmaya yönelik bu faaliyetlerinin, tam da onların istediği şekilde yansıtılmasının farkına varmamak olur…
Burada bizlere düşen soğukkanlılığımızı asla kaybetmememiz ve "vahdet" ilkemizden asla taviz vermememiz. Allah basiretimizi açık etsin...
Muhsin KÜÇÜKER