Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Haaretz gazetesinin deneyimli muhabiri Zvi Barel, 2005 yılından bu yana Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri olan Prens Bandar’ın Mukrin bin Abdülaziz’in yerine Suudi İstihbarat Dairesi’nin başkanlığına atanması bir rastlantı olmadığını iddia etti.
Barel, ABD sevgisiyle tanınan, Washington çevrelerinde özellikle baba-oğul Bush’ların başkanlık dönemlerinde çok saygı gören ve “CIA’in Riyad’daki adamı” olarak nitelendirilen Prens Bandar’ın bu göreve getirilmesinin nedeninin Suudi Arabistan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın iktidardan çekilmesinin ardından yaşanacaklar için yaptığı hazırlık olduğunu belirtti.
ABD, Avrupa Birliği ve Rusya’nın Esad sonrası dönemde ülkede etki sahibi olmak için birbiriyle yarıştığını ifade eden Barel asıl önemli olanın ise İran, Hizbullah ve Irak’ın konumu olduğunu ifade ederek, “Mısır’ın kendi iç sorunlarıyla uğraştığı, Arap Birliği’nin ise felç olduğu bir dönemde Ortadoğu’nun yeni haritasını şekillendirme sorumluluğu Suudi Arabistan’a kalıyor” dedi.
Suudi Arabistan’ın Suriye politikalarının ABD yönetimiyle yakın koordinasyon içinde belirlendiğini de belirten Barel, “Her ikisi de (İsrail gibi) İran’ı Arap dünyasının en önemli üssünden ayırmak ve Hizbullah’a silah akışını önlemek istiyor. Bu amaçlar İranlıların gözlerinden kaçmıyor. Dolayısıyla Tahran Irak’taki ve Kuzey Irak’taki Kürt bölgesindeki konumlarını güçlendiriyor. Dahası Suriye muhalefetinfen gelen haberlere göre, İran isyancıların Avrupa’daki temsilcileriyle gizli gizli temas kuruyor” dedi.