Öncelikle sana, seni ağır bir şekilde eleştiren yazımı olduğu gibi yayımlama nezaketi gösterdiğin için teşekkür ediyorum. Yine bu yazıya ve bu yazı vesilesiyle kaleme aldığın “Suriye Fitnesi Üzerine Su Dökmeliyiz, Benzin Değil...!” başlıklı yazına gelen yorumları olduğu gibi yayımlaman da sözler üzerinden yürütülecek bir münazaraya her zaman açık olduğunu ortaya koyuyor. İşte bu, benim tanıdığım Ağacan, diyebilirim.
Sevgili Ağacan,
Haberleri okumak için açtığım Timetürk sitesinin manşetinde senin fotoğrafına iliştirilmiş bir başlık görünce “Ne oluyor?” diye düşündüm. Timetürk senin fotoğrafının üzerine “İran’dan Şirin’e uyarı” başlığını eklemişti. Haberi açtığımda şaşırdım kaldım. Zira senin bizzat Velfecr’de yayımladığın, ihtilafa düştüğümüz bir meselede seni eleştirdiğim yazım Timetürk’ün manşetine oturtulmuştu, hem de çarpıtılarak. Habere göre Mehmet Akif bu uyarı yazısını Abna isimli sitede yayımlanmıştı. Timetürk’ün verdiği kaynağı inceledim ve yazımın Abna isimli sitede Velfecr sitesi kaynak gösterilerek yayımlandığını gördüm. Suriye meselesinde durduğu yer belli olan Timetürk’ün de Abna’daki kaynak bilgisini görmemesi düşünülemezdi. Bu durumda Timetürk’ün benim yazım üzerinden seni karalamak, küçük düşürmek için böyle bir başlık tercih ettiğini düşünmemem için sebep yok.
Ağacan,
Biliyorsun, sen ne kadar iyi niyetli olsan, Müslümanların maslahatını her şeyin önüne koysan da, bir kısım çevreler senin için aynı şeyi hissetmiyor. Bunlardan birisinin, Ebu Nidal Erdeğer takma ismiyle sosyal medyada dolaşanın, senin hakkındaki dezenformasyon çalışmalarından bazı örnekleri seninle paylaşmıştım. Onlar senin samimiyetini sahte, ümmeti gerçek düşmanımız Amerikan emperyalizmi ve Siyonist işgale yönlendirme gayretini ise ancak bir iki yüzlülük olarak görüyorlar. Elbette sen bunların günü birlik emellerini gözeten bir yürüyüş içinde değilsin. Bunların nankörlükleri yüzünden yutkunmak senin kaderin olsa bile…
Ah Ağacan,
Ümidin, gayretin, sabrın, aşkın gerçekten çok kuvvetli. Sensiz bir İslami mücadele eminim renksiz bir mücadele olurdu. Senin konuşmalarını dinleyenler, yazılarını okuyanlar bir üstadımızın şu sözüne hak vereceklerdir: “Şirin konuştuğunda Müslümanların Kudüs’ün kapılarından girdi girecek vaziyette olduklarını hissedersiniz.” Bu aşkı, bu ruhu, bu coşkuyu, bu ümidi aramızda yaşattığın için sana ne kadar teşekkür etsek azdır.
Diğerleri ne derse desin, hedefe giden yolun teferruatında kimi zaman ihtilafa düşsek de, Ağacan, sen bize, ümmete lazımsın.
İyi ki varsın Ağacan!
Mehmed AKİF