Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Global Research'te Felicity Arbuthnot imzasıyla yayınlanan bir makalede, Uluslararası Af Örgütü'nün Suriye konusunda nasıl savaş kışkırtıcılığı yaptığı tartışılıyor.
Uluslararası Af Örgütü'nün (UAÖ) emperyalist müdahalelerin gerçekleştiği ülkelerde ABD-NATO hattıyla uyumlu politikalar ve söylemlere imza atıyor olması daha önce soL'da da haberleştirilmişti. Global Research yazarı Felicity Arbuthnot'un konuyu tartıştığı ilgili makalesinin çevirisini okurlarımızla paylaşıyoruz.
Uluslararası Af Örgütü, Suriye'deki "kraterlerin" uydu fotoğraflarını yayımlarken, "yerleşim bölgeleri de dahil olmak üzere bölgede ağır silahların kullanımında yaşanan artış" ifadelerini kullanıyordu.
UAÖ'den alıntı yapan BBC bültenleri, "Anadan'dan gelen görüntülerde, Suriye ordusu ile silahlı muhalif gruplar arasında yaşanan ağır çatışmalar sırasında, top atışlarıyla oluşmuş olması muhtemel 600'den fazla krater görünüyordu." (Vurgular yazara ait.)
Ayrıca, Uluslararası Af Örgütü ABD şubesinin acil durum yöneticisi Christoph Koettl, "Suriye'nin en kalabalık kentini bir savaş alanına çevirmek siviller için yıkıcı sonuçlara yol açacaktır. Suriye'de yaşanan vahşet giderek artmaktadır." diye uyarırken, sivil katliamlarını gerçekleştirenlerin, hükümetten çok ABD-NATO destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olduğunu göz ardı ediyordu.
Koettl, "Suriye ordusu ve muhalif savaşçıların ikisinin de, askeri ve sivil hedef ayırımı gözetmeyen silah ve taktiklerin kullanımını yasaklayan uluslararası insani hukuk kurallarına bağlı kalmaları gerekiyor" diye ekliyordu.
Af Örgütü'nün tarafsız bir kurum olma konusundaki sicili, 1991 yılında Iraklı askerlerin Kuveyt'teki hastanelerde bebekleri kuvözlerden çıkartıp hastane zemininde ölmeye terk ettiğine dair yaptığı açıklamayla kirlendi. Bu açıklama 1991'de Irak'a yapılan saldırının gerekçelerinden biri oldu. Kuveyt hükümetinin Af Örgütü'nü bu yalanları tasdik ettiği için 500,000 dolarla ödüllendirdiğine dair hikayeler ortadan kalkmadı ve bildiğim kadarıyla bugüne kadar da yalanlanmadı.
Af Örgütü'nün tarafsız bir kurum olarak sicili, geçen yıl Londra'daki Suriye Büyükelçiliği önünde, Arap-İngiliz Mutabakat Konseyi (AİMK) ile birlikte Suriye hükümetini devirme çağrısı yapmak için bir gösteri düzenlemesiyle bir yara daha aldı. Bu Şam'daki ABD Büyükelçisinin 2005 yılında tasarladığı planın bir parçasıydı. Bu eylemin, BM Güvenlik Konseyi'nin yaptığı 4 Mayıs 2012 tarihli ve SC/10636 kodlu terörizmi kışkırtma tanımı kapsamına girdiği açıkça görülebilir.
Uluslararası Af Örgütü'nün "Suriyeli muhaliflerin uyguladığı şiddet yeterli değil!" açıklaması için tıklayınız.
Suriye hükümeti herhangi bir ulusun teröristlerce saldırıya uğradığında yapacağı şeyi yapıyor. Üstelik bu teröristlerin pek çoğu ülke dışından geliyor ve yine pek çoğu, yakın zamana kadar rehin tutulan ancak kaçmayı başarmış İngiliz ve Hollandalı gazetecilerin ifadelerine göre İngiliz aksanıyla konuşuyor.
Öte taraftan, şu 600 krater hikayesine dönersek... Görünüşe göre isyancıların elinde roket itişli el bombası düzenekleri bulunuyor ve ağır silahlar marifetiyle tankları nasıl ele geçirdiklerini böbürlenerek anlatıyorlar. Kaç krater olursa olsun, isyancılar da bu kraterlerin oluşmasından sorumlular ve pek çoğunun elleri de pek kansız değil.
Bunlara ek olarak, Af Örgütü'nün herhangi bir İngiliz ya da Amerikalı askeri öldürmekle, tecavüzle, Iraklı ya da Afgan aileleri tümüyle katletmekle suçladığını görmedim. Bu insanlar da gayri hukuki bir işgale maruz kalmışlar ve ülkelerini kurtarmak için savaşırken ya da tamamiyle olaylarla ilgisiz masum kurbanlar olarak can verdiler.
Uluslararası Af Örgütü'nün merkezine Clinton'un emir erinin atanmasına dair haber için tıklayınız.
Şüphesiz tüm bunlar, bir zamanlar Hillary Clinton'un emir eri olmuş biri tarafından yönetiliyor. Bu kişi dünyanın Batılı olmayan nüfusundan ve özellikle de Ortadoğu'lulardan ve bilhassa da Müslüman asıllılardan nefret eder görünüyor.
Af Örgütü, iyi niyetli kuruluş amaçlarından epeyce uzaklaşmış durumdadır. (sol)