12 Ekim 2012 - 20:30

Bismillahirrahmanirrahim. Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur ki, övenler onu hakkı ile övemezler. Salat ve selam Hatemul Enbiya Hz. Ebul Kasım’a (s.a.a) ve onun pak Ehlibeyti’nin üzerine olsun.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bilindiği üzere bundan yaklaşık 1400 sene önce İmam Ali (a.s) ve ordusu Sıffın denilen yerde; Muaviye, Amr b.As ve nifak ordusu ile savaşmış ve galip gelecekleri bu savaşta, Amr b. As’ın hileleri ve  İmam Ali (a.s)’ın ordusundaki ahmakların zahiriciliği sebebi ile %100’lük bir galibiyet geri tepilmişti.

 Ne yazık ki şu an da dünyanın durumuna ve olan olaylara baktığımızda, o günden bugüne pek ders alınmadığını görmekteyiz. Yıllarca aynı hilekârların hilelerine maruz kalmış olan ve cehaletine yenilip hakkın yanında yer almayan Müslümanlar, bu gün de aynı sünneti devam ettirmekte ve başka isimlerle Sıffın’ı tekrar canlandırmaktalar.

 Olayımızın kahramanları; küfrün başı İsrail, dünya’yı hegemonyası altına almaya çalışan ve geçtiği her yeri demokratikleşme adı altında ele geçirme ve sömürme arzusundaki Amerika, İslam kisvesi altında kendilerini Mekke ve Medine’nin hizmetkarı diye adlandıran Emevi İslamcısı Suudlar ve kendisini hala cihan şumul Osmanlı zanneden Türkiye.

 Diğer tarafta ise, İran İslam Cumhuriyeti’nin asıl hedef olduğu bir oyunda, İran’ın düşürülme kapısı olarak görülen Suriye ve doğu bloku…

 Arap baharı denilen zahirde demokratikleşme, batında ise Siyonizm ve Amerika’nın eli altına girme oyunu, tağutların planlarına uygun yürümemiş ve Suriye’de tıkanıp kalmıştır. Ve tağuti rejimler bunu kendi elleri ile hal edemeyeceklerini gördükleri anda, fitneyi alevlendirmiş ve tıpkı Sıffın’da Amr b. As’ın yaptığı gibi, cahil Müslümanları avlama ve dindaşı dindaşa kırdırma politikasını devreye sokmuştur. Ne kadar üzücü bir durumdur ki, bazı DİN DAR çevreler atılan bu yemi yutmuş ve bu oyuna balıklama atlamıştır.

 Oysa basiret sahibi olan herkes, şu anda Suriye’de istenilen şeyin kesinlikle demokratik bir toplum yada daha fazla hakka sahip bir halk olmadığını, aksine batının hegemonyasında, bilinçsiz yok edilmeye hazır bir ümmet meydana getirme planının ilk basamaklarından biri olduğunu anlayacaktır.

Bilinçli ve özgür düşünen her bireye sormak isterim ki: Zulüm sadece Suriye’de mi var?

 Ya Bahreyn, Ya Filistin, Afganistan, Etiyopya, Yemen, Myanmar… Buralarda insanlar açlıktan yada zorba diktatörler tarafından katledilmiyor mu, ölmüyorlar mı? Burada yaşayanlar Müslüman değiller mi?

Ben söyleyeyim: Buralarda ki Müslümanlar Tağutların çomağına çubuk sokabilecek durumda değil. Bu yüzden buradaki Müslümanlar onlar için tehlike arzetmiyor. Ama Suriye’de durum çok daha farklı. İlk olarak etkin bir Şii nüfus var Suriye’de ki, bu eşittir bilinçli Müslüman demek. İkinci olarak Suriye açık bir şekilde İsrail’in menfaatlerine tehlike oluşturuyor. Çünkü Suriye hem Hizbullah’ı destekliyor, hem İran için Lübnan’la bir köprü görevi görüyor, hem de Filistin davasına elinden gelen yardımı yapıyor ki; Hasan Nasrallah’ın: Arap ülkeleri Filistin’e ekmek sokmaz iken Suriye direnişe silah veriyordu” sözü buna en büyük delildir.

 Kaldı ki 15 günde düşer denilen bir kişi, bu kadar düşmanı ve karşı olanı varken, 2 yıla yakın bir süredir hala ayakta ise, ya Suriye yönetimi ilahi bir yardım alıyor ve hala ayakta yada olaylar medyada

yansıtıldığı gibi değil. Aksine halkın çoğunluğu Esad’ın gitmesini değil kalmasını istiyor. Halep’in Sünni bölgesi olmasına rağmen bir türlü düşmemesi gibi…

Ey basiret sahibi Müslüman, Ey İslam ile şereflenmekten gurur duyan nefer, gözünü kulağını açta iyi dinle, iyi düşün, düşün ki düşmanın seni zelil etmekten başka amacı bulunmuyor. Düşün ki dini dar olan dinden yoksunlar aldatmasın seni, sana cihat adı altında tağutların hizmetkarlığını yaptırmasınlar. İkinci kez Sıffin’i yaşayıp sonra pişman olma ey vicdan sahibi kardeşim.

Kuran sayfaları tekrar mızraklar ucunda ve tek amaç seni zahiri bir duruş ile aldatmak. Ehli Nehrevan’ın düştüğü hataya düşme sakın. Ahiret saadetini arzularken, ahiret ve dünyandan olmayasın. Peygamberinin (saa) şefaatine nail olmak isterken, Yezit ile haşr olmayasın.

Muhakkak ki Allah düşünüp doğru işler yapanları sever.

 İmam Ali (as)’ın buyurduğu gibi; “Kimsenin kölesi olmayınız, zira Allah sizi hür yaratmıştır” sözünü şiar edin kendine. Her söylenene aldanma, akıl et ki selamet bulasın... Bak nede güzel buyuruyor rabbimiz: fa’tabirû yâ ulîl ebsâri (İbret Alın Ey Basiret Sahipleri – Haşr 2)

 Şimdi söyle Sıffın Senin için yeterli bir ibret değil mi?

 Rahman olan Allah‘tan Resulü’nün (saa) hak yolunu daim üstün ve kuvvetli kılmasını dilerim. Bu onun vaadidir ve muhakkak ki gerçekleşecektir.

 Düşünüp akıl eden müminlere selam olsun.

 Muhammed ve Ali Muhammed’in şefaatçimiz olması dileği ile. Vesselam...

 İsmail Boti...