15 Ekim 2012 - 20:30

Değişmeyen Suriye gündeminde, son iki günde Esad yönetimine bağlı 141 asker hayatını kaybetti, muhalifler 300 askeri esir aldılar.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Özgür Suriye Ordusu olarak kendilerini ifade eden muhaliflere dünyadan tam destek gelirken, biz Suriye işgalinin başından beri Esad hükümetinin yanında yazılar kaleme alıyoruz.

Esad’a verdiğimiz desteğin iki sebebi var.

Birincisi, bu liderin başkanlığındaki hükümetin meşruluğu. Yani halk tarafından halen desteklenmesi.

İkincisi ve bizce daha önemlisi, Esad’ı koltuğundan indirmeye çalışan batının Müslüman dünyaya karşı değişmeyen zihniyeti.

Suriye’de yaşananlar batının işgal ve sömürü planının bir parçası ve bugün ona yapılan muamelenin yarın senin başına gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yok.

Bu coğrafyanın hamisi konumundaki Rusya’nın ve hatta uzaklardaki Çin’in, Suriye’deki katliama ve işgale hayır demesi de bu nedenle.

İşgale dur denmediğinde, sıra sana geldiğinde çaresiz kalacaksın.

Haber bültenlerinde, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde 17 terörist öldürüldüğünü, 6 askerimizin yaralandığını üzüntü ile öğrendik.

Suriye’de batının desteği ile devam edegelen hadiseler maalesef, bir değişik boyutu ile sınırlarımızda başladı bile.

Terör saldırılarında şehit düşenlerin haberlerini ekranlardan yansıtmamak bu işin çözümü olmamıştır.

Bölücü eylemlerin dış bağlantılı olduğunu her zaman vurguluyoruz.

Ülkemizde vuku bulan hadislerde Türkiye şu anda dahi yalnızdır. İleride Suriye gibi daha ciddi ve ülke geneline yayılacak bir tehlikede bize yardım edecek tek ülke bulunmayacağı ortadadır.

Birkaç gün önce Meclis’ten çıkarılan tezkere konusu da aslında bu çerçeveden değerlendirilmeli idi.

Ancak partilerimizden Suriye konusuna yukarıdaki geniş perspektiften bakan bir yaklaşım göremedik.

Suriye meselesini kişiselleştirmek yerine, nedenlerini ve hangi neticeye ulaşabileceğini ve bize olan etkilerini ele almak gerekirdi, olmadı.

On yıldır ABD ile paralel hareket eden AKP bir yana, milliyetçilik söylemlerini işgal ile birleştiren MHP’nin tavrı ülkücü tabanca sorgulanmalıdır.

Halkının memnun olduğu meşru bir hükümeti, işgal ve zulüm ile yok etmek isteyenlere desteğin izahı yapılamaz.

Esad, birliklerini sınırın on kilometre gerisine çektiği anda, Türkiye’nin harekât için çıkardığı tezkereyi hükümsüz hale getirmiştir.

Tezkerenin çıkarılması ile Suriye’ye saldırı konusunda ciddiyetini ortaya koyan Türkiye’ye karşı batının tavrı birden değişmiştir.

Fransa, Suriye’deki savaşın Lübnan, İran veya Türkiye’ye sıçramasından endişe ettiğini vurgularken, tezkereye destek istediğimiz NATO’dan, müdahaleye gerek yok şeklinde beyanlar geldi.

ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Suriye ile Türkiye arasındaki karşılıklı top atışlarından duydukları kaygıyı dile getirerek, savaşın komşu ülkelere sıçramasından endişe ettiklerini açıkladı.

Görünen o ki, Türkiye batının pompalaması ile geldiği top atışı-tezkere-savaş ekseninde şimdiden yalnız.

Bu yalnızlık tablosu, bizim Esad’ı destekleme gerekçelerimizin de haklılığını ortaya koymaktadır.

Batının sözüne güvenilmez, dediği ile hareket edilmez.

Türkiye’nin gündemleri

1- Federatif yapıya geçişin zemini olarak değerlendirilebilecek “Büyükşehir Tasarısı” önümüzdeki günlerde Meclis Komisyonu’nda görüşülecek.

2- Aynı mahiyette bir görüş de BDP’nin olağanüstü kongresinden geldi. Kongrede Türkiye’nin on veya yirmi özerk bölgeye ayrılabileceği konuşuldu.

3- Uçak krizinin ardından Türkiye, Suriye hava sahasını kullanmayacağını açıkladı.

4- Suriye resmi haber ajansı SANA, Suriye’nin hava sahasını Türk uçaklarına kapadığını ilan etti.

5- Sınırda savaş hazırlıkları devam ederken, Şanlıurfa’daki askeri birliklere takviye gönderildi. Sınıra askeri sevkıyat yapılıyor.

6- Öte yandan Suriye’den Türkiye’ye geçiş yapan sığınmacılar için Türk Kızılayı tarafından kart dağıtıldı. Her Suriyeliye market ihtiyaçlarını karşılamaları için verilen kartların miktarı aylık 80 TL.

7- AB Bakanı Egemen Bağış, AB’nin Türkiye hakkında önümüzdeki aylarda açıklayacağı yeni raporu dikkate almayacağını ifade etti.

8- Vergiler ülkesi Türkiye’de, 2013 senesinde yeni adımların atılabileceği açıklandı.

Yukarıdaki başlıklar sabah bültenlerinden kısa bir sürede tespit edebildiğimiz yoğun ve tehlikeli Türkiye gündemi.

Dışa bağımlı siyaset ile Türkiye köşeye sıkıştırılmıştır.

İç politikada, hariciye ilişkilerinde, ekonomide hülasa hangi sahayı ele alırsanız alın haberler hiç de iyi değil.

Gündemde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütünlüğünü tehdit edebilecek çıkışlar da var.

Zaten bozuk olan ekonomik gidişatı tehlikeye sokabilecek adımlar da mevcut.

Türkiye’nin dış politikası ve prestiji tartışılıyor.

Kabul etsek de etmesek de artık varlık mücadelesinden bahsedebileceğimiz bir kulvardayız.

Tüm bunlara ilave olarak, Türkiye seçim atmosferine sokulmaya çalışılıyor.

Burada vazife Türk milletinindir.

Devamlı değiştirilen ve adeta takibi imkânsız hale getirilen Türkiye gündemini doğru değerlendirmekle ve bu gidişata “dur” demekle milletimiz mükelleftir.

Bundan sonra Türk milletinin yanlışı tercih etmek gibi bir şansı da olamayacaktır.

Önümüzdeki seçimlerde, mevcut tabloyu oluşturanı değil; Türk milletinin menfaatine olacak doğruları seçmek zorundadır.

Prof. Dr. Haydar Baş

http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12003332/turkiye-nin-gundemleri/prof-dr-haydar-bas