Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bu hunhar rejimin varlığını kabul etmek aslında bir insanlık suçuna destek vermektir. İran İslam cumhuriyetinin vurguladığı gibi 1948 yılından beri işgal edilen Filistin topraklarında bağımsız, demokratik ve birleşik bir Filistin devleti kurulmalıdır. İran İslami nizamının bundan amacı, Yahudi halkına zarar vermek değildir. Çünkü İslam açısından Yahudiler İslam ve Müslümanların koruması altındadır. İran İslam inkılâbı ilkeleri açısından Siyonizm, faşizm ve nazizm gibi ırkçı ve insanlık düşmanı ideolojilerin ana kaynağıdır. Siyonizm ideolojisi Yahudileri de, insani değerlerden uzaklaştırmaktadır. İsrail Siyonizm'in çöküşü, Yahudilerin de kurtuluşu anlamındadır. Siyonizm Müslüman olan ve olmayan kavim ve milletleri aşağılayıp, batı ve Avrupa'nın bölgedeki temsilcisi olduğunu iddia etmektedir. Bunun son örneği soykırımcı ve terörist İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ın: "Hz. Musa Yahudileri neden Ortadoğu'ya getirdi? Öncelikle Hz. Musa'yı Yahudileri Ortadoğu'ya getirdiği için eleştiriyorum. Neden Hollanda, Belçika, Lüksemburg bölgesine yani Benelüks'e gitmedik ki?" diye bölge milletlerine kin kusması ve Hz. Musa'ya bile dil uzatmasıdır.
120 üye ülkeden oluşan Bağlantısızlar Hareketi'nin dönem başkanı İran, pratikte Filistin halkının Siyonist hunhar terör çetelerinin saldırılarına karşı siyasi ve silahlı kurtuluş direnişini desteklemekte, Filistinli mültecilerin gasp edilen topraklarına dönmeleri ve tam bir hâkimiyet kurmaları gerektiğini vurgulamaktır.
Türk-Arap İşbirliği Forumu Dışişleri Bakanları 5. Toplantısında Filistin haritasının pastasını yiyenlere gelince, Oslo anlaşmasından beri Filistin halkının şanlı kurtuluş direnişine pratikte hiçbir destek vermedikleri gibi bazı ülkeler Filistin halk direnişiyle Lübnan Hizbullah'ını Amerika ve Siyonist hunhar rejimin direktifleri doğrultusunda terörist ilan ettiler. Amerika ve batılı ülkelerden yüzlerce milyar dolar silah aldıkları halde Gazze ablukasının kaldırılmasına çalışmadılar. Şimdi Filistin halkının direnişini kırmak için Filistin destekçisi görüntüsünü vermekte ve aslında Filistin halkına teslimiyeti dayatarak ırkçı İsrail rejiminin varlığını sürdürmesini garanti etmeye çalışmaktadırlar. Nitekim iki devletli Filistin- İsrail barış planından söz etmekte ve Filistinli mültecilerin ana vatanlarına geri dönme hakkını göz ardı etmektedirler. Arap birliği ve özellikle İslam işbirliği teşkilatının kuruluş hedefi; Kudüs'ü bir bütün olarak Siyonist çetelerin işgalinden kurtarmaktır. Fakat bu ilke unutulmuştur. Bu toplantıda konuşma yapan Türkiye başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan, Filistin'in BM'de 'gözlemci devlet' statüsü kazanmasına binaen ''İsrail'in, bu aşamadan itibaren başkenti Doğu Kudüs olan Filistin'in önüne engel çıkarmaması gerektiğini söyledi. Filistin devletinin bu aşamadan sonra bile kurulması mümkün değildir. Çünkü 1948 yılında işgal edilen topraklara ilaveten soykırımcı İsrail rejimi Kudüs'ü BM kararlarına aykırı olarak işgal etmiştir. Ramallah, Batı Şeria ve diğer şehirlerin bağlarını, Siyonist Yahudi siteleriyle ablukaya alıp, parçalamış ve biri birinden ayırmıştır. Gazze şeridini kara ve denizden ablukaya alıp, bu bölgeyle batı şeria ve Kudüs coğrafi irtibatını koparmıştır. Bu gerçekten hareketle Filistin haritasının pastasını parçalayarak yemenin ne anlama geldiği sorusu akla geliyor.
Türkiye hükümeti bir taraftan Suriye halkını destelemek adına, Filistin halkına karşı Siyonist rejimi doğrudan ve dolaylı olarak destekleyen Amerika işbirlikçisi Katar ve Suudi Hanedan rejimiyle elbirliği yapıp, diğer taraftan Suriye'ye terör ihraç ederek bu ülkeyi yıkıp kan gölüne çevirmektedir. Hâlbuki Suriye hükümeti onlarca yıldan beri 500 bini aşkın Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıp Filistin ile Lübnan İslami ve milli anti Siyonist direniş teşkilatlarına her türlü askeri, siyasi ve mali destek vermiş bulunuyor. Suriye devletini NATO ile Amerika ve Fransa ile İngiltere askeri ve istihbarat güçlerine işgal ettirmek ve batılı şirketleri Suriye halkına musallat ettirmek, Suriye halkıyla Filistin ve Lübnan anti Siyonist ve antiemperyalist halk kitlelerin hizmet ve kardeşlik değil, tam bir ihanettir. Filistinlileri ırkçı ve terörist İsrail ile barış adına uzlaştırmaya çalışmakta, Filistin halkını Amerika başta olmak üzere batılı sömürgeci güçlerin bölgedeki türevi ve paslı hançeri soykırımcı İsrail karşısında boyun eğdirmektir.
Seyid Ali Gaemmagami