25 Aralık 2012 - 20:30

Ali’siz Sünnilik’ Adlı Kitabı Üzerine Yazar Mehmet Ünal ile Söyleşi.

Ali’siz Sünnilik’ Adlı Kitabı Üzerine Yazar Mehmet Ünal ile Söyleşi.

Mücadeleler, savrulmalar, kavgalarla geçmiş bir ömür. Son demlerinde sükûna ermiş, huzur içinde. Lakin yorgunluktan değil; fırtınalı ve çelişkilerle dolu, adına ömür denilen uzun bir yolculuğun nihayetine varmadan bulduğu değerli bir hazine ve ebedi saadet pınarını keşfetmiş olmanın verdiği bir huzur. Keşfettiği bu saadet pınarından kana kana içmenin herkesin hakkı olduğu düşünülerek kaleme alınmış bir kitap; Mehmet Ünal’ın ‘Ali’siz Sünnilik’ adıyla kaleme aldığı, ön yargılardan arınmış özgür ve eleştirel bir aklın süzgecinden geçmiş İslam tarihi üzerine bir çalışma. Kitap üzerine söyleşimiz için vakit ayırdınız bize. Taha Haber adına teşekkür ediyorum.

—Sayın hocam Alisiz Sünnilik kitabınızı okuyunca doğrusu birçok konuda şaşkınlıkla karşılaştım. Kitap tarihin karartılmış sayfalarına ışık tutarken gündemin tartışılan konularına da kaynaklık eder nitelikte. Örneğin başlarken “ Hamd âlemlerin rabbi olan Allaha, salât ve selam Resulüne, Ehlibeytine ve ökçeleri üzerinde gerisin geriye dönmeyen sahabesine olsun diyorsunuz. Ökçeleri üzerinde geriye dönmeyen sahabe ne demektir?

— Ben teşekkür ederim. Biliyorsunuz kuran 23 yılda indirilmiştir. İlk muhatap kitlesi sahabedir ve bizim için de bir laboratuar niteliğindedir. Bu laboratuara baktığımızda sahabenin hepsinin gökteki yıldızlar gibi olmadıklarını zaman içinde çoğunun ökçeleri üzerinde geriye döndüklerini görürüz. Bendeniz kuran tarihi belgeler ve sahih sünnet ışığında bu laboratuardan Allahın nasip ettiği kadarıyla bazı esintileri okuyucuya taşımak istedim.

—“Alisiz Sünnilik” neden böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissettiniz?

—Bu kitap ile; Hz. Ebukekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. ALİ (a.s.), Hz Aişe, ve muaviye gerçeğini anlayacak,sahabenin önde gelenlerinin Allah(c.c.) ve Resulü(s.a.a) karşısındaki söz, tavır ve hareketlerini ilahi risalet aynasında izleme fırsatı bulacak,

Müslümanların İslami kimyası, hakka yönelik olarak değişecek,

Tabular yıkılacak, efsaneler buharlaşacaktır.

—Bu ifadeyi biraz açar mısınız?

—Bugün toplumlar; siyasi açıdan, kültürel ve ekonomik açıdan emperyalizmin kuşatmışlığı ile karşı karşıyadır. Özellikle Müslüman toplumlar bu emperyalist tahakkümün birincil tutsağıdır. Beklide bundan zevk alıyorlar. Şüphesiz biliyoruz ki Allah, İslam dinini insanlığın dünya ve ahret mutluluğu için göndermiştir. Lakin bu noktada yaman bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bu çelişkiyse İslam’ dan kaynaklanmıyor. O halde bu çelişki ne zaman? Nerede? Ve kimler tarafından yaratılmıştır? Kuran ve tarihi kaynaklar ışığında bu çelişkileri gün yüzüne çıkarmaya çalışan bir araştırma diyebiliriz.

— İktidarlar tartışılmasını istemediği konuları karartmış ve resmi tarih diye bir tarih sunmuş insanlara. Şimdi okuyucunun kafasında belirecek muhtemel sorular; bunlar tarihte kalmış bugüne taşımak neden… sorunları konuşmak niye?

— Bu endişeler haklı endişelerdir. Fakat konuya ilişkin hassasiyetlerimizi ihmal etmeden, birbirimizi ötekileştirmeden, gönüllerimizden merhamet duygularını eksiltmeden ve “… Helak olan açık delille helak olsun; Hayat bulan da açık delille hayat bulsun” Enfal 62. buyurmaktadır. Allah(c.c.). onun için birbirimizle konuşabilir, birbirimizi dinleyebilir, kabul ya da ret edebiliriz. Hiç kimsenin -Emirel Müminin İmam Ali (a.s) ın dediği gibi ters çevrilip girdirilmiş bir gömlek- misali yalanlar üzerine şekillendirilmiş bir inancı İslam dini diye pazarlamaya hakkı yoktur.

— Adalet ve imamet Ehlibeyt ekolünü diğer ekollerden ayıran ölçüdür derken neden imamet? Diye sorsam.

—Bu sorunun cevabına okuyucu kendisi karar vermeli. Lakin şunu söylemeliyim ki 1. Halife Ebubekir’ in hilafete getirilişi esnasında Ben-i Saide Sakifesin’de cereyan eden olaylara baktığınızda özet olarak şöyle bir tabloyla karşılaşırsınız. Bir yanda peygamberin defin işlemleriyle uğraşan Ehlibeyt, Selman, Ebuzer. Öte yanda Ben-i sakife’de iktidarı ele geçirmek için verilen küfürlü, tehditli, kavgalı bir hilafet mücadelesi. Ve peygamberin defninden kürek sesleriyle haberdar olan bir peygamber eşi.

Ehlibeytin velayet gemisine binmek yerine beni sakife’de komplo peşinde koşarak arkalarından insanları uçuruma götürenlerin taraftarları bugün de iktidar uğruna emperyalizmin kucağına oturmuş ve din adına katliam fetvaları vermektedirler.

Geçmişte birinci halife Ebubekir’le başlayıp Ömer b.Hattab, Osman b.Affan, muaviye ve yezitle devam eden, diğer zalim Emevi, Abbasi, Osmanlı hilafet ve saltanatlarını doğru göstermek ve bu iktidar sahibi halife sultan ve padişahların ilgi ve destekleriyle bir takım makam ve mevki elde etmek ve bu makamlarını korumak adına uydurdukları bidatleri sürdürmek için hak karşısında tavır alan Sünni ulemanın bu tavrı, esas itibariyle Ali ve Ehlibeyt karşıtlığı ve çardak ehlini üstün tutma ve koruma refleksinden kaynaklandığı gibi zalim iktidar ve saltanat sahipleriyle, ehlibeyt düşmanlığı ortak paydasında buluşan bir karşıtlıktır.

—İstibdadın, faşizan baskıların ve dezenformasyonun alabildiğince yoğunlaştığı bir ortamda, bugün yaşananların tarihin her döneminde tüm fütursuzluğuyla yaşandığını keşfetmek neler hissettiriyor size?

—Öfke ve huzur. Öfkeleniyorsunuz çünkü yalanlar üzerine kurulu bir dünyada yaşadığınızı fark ediyorsunuz. Onun içindir Ebubekir hazretlerini, Ömer b. Hattab hazretlerini İslam’ın başköşesine oturtanlara, sahabenin bir ve iki numaralısı olarak dokunulmazlık payesi verenlere tarihin şahitliğinde itiraz ediyorum. Onları efsaneleştirenlere karşı itirazımı Allah’ın izniyle ahrette de sürdüreceğim.

Huzurlusunuz çünkü geçte olsa tarihin karanlık dehlizlerinden kurtulup hakikat ve kurtuluş gemisine binmeyi başarıyorsunuz. Onun için Rabbime ne kadar şükretsem azdır. Ve tüm insanlığa haykırıyorum; Allah Resulü’nün kurtuluşumuz için bıraktığı iki kutsal emanetten biri olan “Ehlibeyt”,in o kahrolası çardağın puslu havasında tarihin karanlık dehlizlerine atılması karşısında içine düştüğünüz suskunluktan ne zaman kurtulacaksınız! Bu suskunluğun ne amansız ne elem verici ve ne kadar büyük tehlikelerin üstünü örttüğünü, ilahi gerçeklerin ortaya çıkmasına engel olduğunu, kitabı inceledikçe anlayacaksınız.

Bugün vahiy evinin bir avuç aşığından başka; Müslüman ülkelerin içine düştükleri zilletin sebebini merak edenler ser çeşmeye varsınlar. Derdin de, dermanın da kaynağı oradadır.

Hamd Alemlerin Rabbine Salat ve Selam Resulüne ve Ehl-i Beytine olsun.

Taha Haber-Atakan Yıldırım