Şimdi gelin biraz gerilere gidelim.
Ekim ayı başında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye muhalefetini temsil eden ve merkezi İstanbul'da bulunan Suriye Ulusal Konseyi'nin işe yaramadığını söyledi. Kasımda Katar'ın başkenti Doha'da bir araya getirilen tüm muhalifler; ABD, Katar ve Türkiye'nin istek ve baskıları sonucu yeni bir oluşum altında birleşti. Adını Muhalefet ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu koyarak Muaz El-Hatip'i başına geçirdi. ABD ise aynı günlerde, Suriye'de en etkin grup olan radikal İslamcı El-Nusra'yı terör listesine aldı ve diğer ülkeleri bu örgüte destek vermemeye çağırdı. El-Hatip ise El-Nusra ile işbirliğine devam edeceklerini söyledi.
El-Hatip ocak sonunda Paris'te katıldığı bir toplantıdan sonra Esad yönetimiyle görüşmeye hazır olduklarını söyleyerek herkesi şaşırttı. ABD ve Rusya başta olmak üzere birçok devlet El-Hatip'e destek verdi. Hatta Esad yönetiminin bile sıcak baktığı bu söyleme bir tek Ankara karşı çıktı. Bir de, başta El-Nusra olmak üzere, Suriye'de savaşan radikal İslamcı gruplar. Hatta El-Nusra, Esad ile diyaloğa girenlerin öldürüleceği tehdidinde bulundu. Bunun üzerine radikal İslamcılarla diğer muhalif gruplar arasındaki gerginlikler çatışmaya dönüştü.
Gelelim patlamaya:
O KAPI MUHALİFLERİN
Aracın Suriye plakalı olduğu ve Suriye'den geldiği söylendi. Bu doğruysa gariplik yok. Çünkü Suriye'de herkes, yani muhalifler de Suriye plakalı araç kullanır. Örneğin Şam, Halep ve diğer kentlerde El-Nusra'nın patlattığı bomba yüklü araçlarla intihar eylemcilerinin bindiği araçların tümü Suriye plakalı. Suriye tarafından geldiği için Esad yönetimini suçlu ilan edenler şu gerçeği bilmiyorlardı: Cilvegözü sınır kapısının karşısındaki Suriye kapısının kontrolü Suriye devletinde değil. Bu kapı 7 - 8 aydır farklı muhalif grupların kontrolünde. Yani patlayıcı yüklü araç bu grupların kontrolünden geçerek Türkiye'ye yönelmiştir. Üstelik bu aracın Suriye tarafından kapıya kadar gelebilmesi için en az 20 kadar kontrol noktasından geçmesi gerekir. Çünkü muhalif gruplar sınırdan en az 30 kilometre içeriye kadar olan bölgeyi kontrol ediyor. Böyle olunca, en basit mantıkla bu araç bu silahlı grupların bilgisi dahilinde Türkiye'ye girmiştir.
Tabii kendileri göndermediyse! Çünkü Suriye Ulusal Konseyi Başkanı Sabra'nın 'Hedef bizdik' demesi bu olasılığı daha da güçlendiriyor. Bu durumda Ulusal Konsey ile kavgalı olan El-Nusra ve benzeri gruplar aracı göndermiş olabilir.
BU KİŞİLERE DİKKAT!
El-Nusra ya da benzeri örgütler her zaman başkaları tarafından bilerek ya da bilmeyerek kullanılabilir. Hele söz konusu bölge Türkiye - Suriye sınırıysa... Çünkü herkes muhaliflerin sınırdan ne denli rahat girip çıktıklarını ve Türkiye'nin desteğini biliyor. Nitekim Sabra yardımcılarıyla o bölgeye gelmiş ve Suriye'den gelen muhalif askerlerle toplanmıştı.
Başta Refik Eryılmaz ve Mehmet Ali Edipoğlu olmak üzere CHP'li milletvekilleri ve uluslararası medya, sınırdaki durum ve Türkiye'nin muhaliflere olan sınırsız desteğiyle ilgili sürekli bilgi veriyor. Durum böyle olunca Cilvegözü patlamasıyla ilgili farklı senaryolar yazılabilir. Çünkü kampların dışında ve neredeyse Türkiye'nin birçok kentinde on binlerce Suriyeli yaşamaktadır. Bunların kim oldukları ve ne işlerle uğraştıklarını bilmek pek kolay olmasa gerek. Suriye'deki sürece bağlı olarak bu insanlar Türkiye için risk oluşturacaktır. Çünkü sonuçta bunlar arasında El-Nusra ve benzeri örgüt yandaşı birçok kişi var ve bunlar alacakları talimatlara göre davranacaktır.
20 Kasım 2003'te İstanbul'daki patlamalar da öyle olmuştu!
***
Radikal İslamcı El-Nusra Suriye'de en etkin silahlı grup.
Bu gruba bağlı olanların büyük bölümü, bir çok yabancı ülkeden gelerek din adına Suriye'de savaşan militanlardır. Bombalamalar, intihar eylemleri ve her türlü kanlı katliamları bunlar yapıyor. Güçlü oldukları için rakip istemiyorlar. Herkes bunların Suriye ve bölge için risk oluşturacağını biliyor.
İKİ gün önce İngiliz Dışişleri Bakanı William Hague 'Suriye'deki radikal İslamcı grupların çok tehlikeli olacaklarına' dikkat çekti. Çünkü bunların durumu Mali'deki gibi değil. Mali'deki radikal İslamcılar hem bölge ülkeleri hem de Mali'deki yönetim için tehlikeli oldukları için Fransa'nin işi kolay oldu.
OYSA Suriye'de hem çevre hem de Batılı ülkeler Esad'dan kurtulmak amacıyla El-Nusra'ya destek verdi. 'Denize düşen yılana sarılır' misali. Ama burası Ortadoğu. Her an her şey değişebilir. Bu kuralı bilmeyen beklenmedik tehlikelerle karşı karşıya kalabilir. Çünkü Suriye'de yalnızca El-Nusra ve benzeri gruplar yok.
DİĞER RİSK PKK YANLILARI
Türkiye için diğer risk kaynağı PKK yanlısı Kürtler. Yani PYD ve benzeri gruplar. Örneğin hükümetin Öcalan ile başlattığı süreç çıkmaza girer ve Suriye'de işler karışırsa Ankara'nın Suriye kaynaklı riskleri artar. Bunu fırsat bilecek El-Nusra ve benzeri Kaide'ci gruplar rahat durmayacaktır. Belki de Cilvegözü patlamasına böyle bakmak gerekir. Hedef Suriye Ulusal Konseyi liderleri olsaydı araç neden onlar gelmeden patlatıldı?
TEMMUZ 2012'de resmen kapatıldığı söylenen Cilvegözü sınır kapısı karşı tarafta Suriye'nin resmi makamları olmadığı için silahlı-silahsız muhaliflere açık tutuldu. Sınırdan geçen araçların yükünü görecek cihaz iki gün önce yani patlamadan sonra yerleştirildi. Arap olmalarına rağmen komşu Ürdün, Lübnan ve Irak bile muhalif gruplara nefes aldırmazken Türkiye, Suriyeli silahlı muhaliflere her türlü desteği vermektedir. Türkiye hızlı bir şekilde Suriye ve bölge bataklığının içine sürüklenmektedir.
HEP söyledim Suudi Arabistan, Katar ve benzeri ülkelerin Kral, Emir ve Şeyhlerine asla güven olmaz. Bunlar ABD emirleriyle hareket ettikleri için her an tutum değiştirir ve herkesi satarlar. Türkiye coğrafyanın yeni oyuncusu olarak henüz bunlara alışık değil.
BATAKLIĞA ÇEKME PLANI
BELKİ de Türkiye alışık olmadığı için Suriye konusunda çok ileri konumda olmak istedi. Öyle olunca da geri dönüş şansı kalmadı. Gerçekleri gören bölgesel ve uluslararası güçler Türkiye'yi biraz daha bataklığın içine çekmeyi planlıyor. Cilvegözü patlamasına biraz da öyle bakabiliriz.
BU nedenle özel konumu olan Hatay'da insanlar gergin. Hatay ve tüm güney illerinde cirit atan El-Nusra militanlarının söylemleri onları tedirgin ediyor. Dünkü Milliyet, 'Suriyeli silahlı muhaliflerin Urfa'da toplanarak tekbir sesleri ile komutan seçtiklerini' yazıyordu. Gaziantep ve Kilis'ten benzer haberler geliyor. İşin içine patlamalar girince işler çok daha karmaşık durum alıyor. Üstelik Suriye'den gelebilecek bir saldırıyı önlemek için Türkiye'ye çağrılan Patriotlar bomba yüklü bir aracı durduramadı.
ONLARDAN SORULUYOR
Bir de bakarsınız Türkiye bu kez CIA, FBI, MI6, BND, DGSE ve benzeri istihbarat örgütlerinin yardımını ister. Onlar da MOSSAD'a başvurursa hiç kimse şaşırmasın. Nasıl olsa bu coğrafyada her şey onlardan soruluyor. Eski dışişleri bakanı Livni bile 'avcı' kod adı ile MOSSAD ajanı olarak çalıştığı yıllarda görev icabı Arap erkeklerle yatağa girmeyi vatanseverlik sayıyordu! MOSSAD ise Mavi Marmara'da öldürdüğü 9 Türk ile Türkiye ve Başbakan Erdoğan'a karşı 'duygularını' kanıtlamıştı! Tıpkı Eylül 2007'de Suriye'nin doğusunda bir binayı bombalayıp Türkiye'nin hava sahasını kullandığında kanıtladığı gibi!
Hüsnü Mahalli