Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Son dakika haberi olarak Suriyeden bütün dengeleri alt üst edecek, Amerikanın (ve tabi Türkiyenin) bütün planlarını bozacak bir rapor yayınlandı. BMnin Suriye için görevlendirdiği komisyon üyelerinden savcı Carla Del Ponte, Suriyede kimyasal gaz kullanan tarafın muhalifler olduğunu, değişik ülkelerdeki hastalarla, doktorlarla ve hastanelerle yapılan birebir görüşmelerle bunun kesin olarak kanıtlandığını açıkladı.
Del Monte, Suriye devletinin sarin gazı kullandığına dair hiçbir delile ulaşamadıklarını da söyledi.
Suriyenin kimyasal gaz kullanması durumunda kırmızı çizgilerin aşılmış olacağını ve bir dış müdahalenin zaruri hale geleceğini söyleyen Amerikan söylemleri böylece çürümüş oldu.
Tabi bütün umudunu bir dış müdahaleye bağlayan Erdoğan ve ekibinin yaşadığı şoku da varın siz düşünün.
Bu durumda Erdoğanın sonuna kadar desteklediği ve kahramanlarım! diye övdüğü isyancılar, bu defa kimyasal gaz kullanan insanlık suçlusu katiller olarak tescillendi.
Erdoğanın dostu ve yareni gazcı katiller, Suriyeli Müslümanların üzerine sarin gazı yağdırıp masum sivilleri katlederken Erdoğan önceki gün yaptığı açıklamada Esada lanet okuyordu!
Gündem saptırmada ve gerçek katilleri kamufle etmede bu kadar büyük bir manevra yeteneği ancak başbakanımızda olur.
Ve bana göre isyancıların gaz kullanmasından daha vahim bir olay var:
Türkiyede medyanın bir bölümü çoğu zaman yaptıkları gibi büyük bir ahlaksızlık, terbiyesizlik ve hatta namussuzluk örneği sergileyerek muhalif grupların kimyasal gaz kullandığı haberini vermedi.
Ben bu gazeteleri ve televizyonları açıklamak istemiyorum zira bu namussuzlar kendilerini çok iyi biliyorlar.
Yani merkez güçlerin Suriyeye karşı yürüttüğü operasyon, çoğu CIA ajanı gibi çalışan bu namussuz gazeteciler tarafından yürütülüyor.
Ama şimdi sıkı durun ve şeytanların daha neler yapacağına dair tarihten örnek verelim.
Amerikanın Iraka girmeden önce de aynı kimyasal gaz oyununu oynadığını, Saddamın kimyasal gaz kullandığını iddia ettiğini biliyoruz.
Hatta dönemin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) Başkanı Hans Bilix Irakın kitle imha silahı ürettiğine, nükleer tesis kurduğuna dair delil olmadığını, Irakın böyle bir çalışma içinde bulunmadığını söylüyordu.
O dönemde UAEAdaki tek Türk bilim adamı olan Prof. Dr Çetin Erteke bu durumu sorduğumda ilginç bilgiler aktardı:
ABDnin 2000li yılların başında sürekli olarak Irakta kitle imha silahı var tezine karşı UAEAdan böyle açıklamalar gelmesi ABDyi rahatsız etti. Kurum çalışanları da Bilixle aynı görüşte idi. Ama birden bire Bilix görevden alındı, yerine Baradey getirildi.
Baradeyin Irakın nükleer kapasitesi konusundaki düşüncesi neydi? diye sordum Ertek Hocaya.
Baradey açıkça Irakta bu tip çalışmaların olduğunu, kitle imha silahı üretildiğini söylüyordu diye cevapladı bu sorumuzu Ertek Hoca ve şöyle devam etti.
Zaten Baradeyin atom enerjisi ajansının başına geçmesiyle Iraka işgal planı devreye girdi. ABD, Irakı işgal etti. Daha sonra Baradeye Nobel Barış Ödülü verdiler. Neden verdilerse... Baradey, aldığı ödülün bir kopyasını da bana gönderdi. Ödülde dünya sulhuna katkılarından dolayı yazıyor! (Bkz. Sondalga Haber, 2 Şubat 2011.)
Yani sevgili okurlar Del Pontenin sarin gazını muhalifler kullanıyor raporuna rağmen şeytani güçler BMdeki ve UAEAdeki dostlarına tam tersi bir rapor hazırlatıp kırmız çizgimiz aşıldı derler yakında.
Ama siz siz olun şeytanın planlarına karşı Allahın planına güvenin.
Muharrem Bayraktar