Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla
Tutarlı inanç sahipleri kendilerini ifade ederken asıl dayanak noktaları kendi inançları olur. Başkalarının yanlışlıklarını kendi doğruları olarak gören ve yalnızca o yanlışlıklara dayanmak, aslında inanç sahibi olmamaktır. Hele başkalarını da doğru anlamamışsak bu durum, başlı başına bir yanlışlığı ifade etmektedir.
Suriye meselesini ele alan muhalefet yanlısı kesimler söz birliği etmişçesine olaylar başladığı günden bu tarafa, İslam inkılâbı ve Hizbullah’a saldırmakla meşguller. Suriye’de olaylar başlarken İslam inkılâbı ve Hizbullah aleyhine sloganlarla ortaya çıktılar. Ülkemizde kendilerini islamla ifade eden ve muhalefeti destekleyen kesimlerin Suriye konusundaki yazı ve konuşmalarının neredeyse tamamı Hizbullah ve İslami İran aleyhtarlık ve düşmanlığını ifade etmektedir.
Bu yaklaşımların ortak bir anlamı vardır. Yaklaşım sahipleri bu konuda bir inanç ve düşünceye sahip değiller. Çünkü İran ve Hizbullah’a sataşmayı ellerinden alsanız elleri boş kalmaktadır. Hizbullah ve İran’ı karalamazsanız İslami iddia sahibi olamayacağınızı düşünerek saldırgan davranmanızın İslami ve insani yanı da yoktur. Düşmanlıktan başka sermayesi olmayanlar, bir hiçlik ve anarşi halini yaşamaktadırlar. Bu gidişin şimdiki durumu böyle, bu gidişin sonu tüm İslami iddia ve değerlerden sıyrılmayla neticelenebilir. Başka bir neticede yalnızca düşmanlıkla yatıp kalkanların psikolojik sağlıklarının bozulmasıdır.
Muhalifleri destekleyenler kendilerinin durduğu yeri ortaya koymaları gerekir. Amerika’yla, Katarla, İngiltere… Velhasıl Suriye dostlarıyla nasıl aynı yolun yolcusu olduklarını, Büyük Şeytan’ın neden bu kadar Suriye cihadını desteklediğini, Suud’un ne çıkarının olduğunu izah etmeleri gerekir. Suriye’de cihada karar veren ve sürmesini sağlayan Büyük Şeytanın, şeytani planının olup olmadığını izah etmeniz gerekir. Büyük Şeytanın Suriye’deki cihada neden daha fazla silah vermiyor demenizi sorgulamanız gerekmiyor mu? Suriye’de olası devletin el değiştirmesine kimlerin sevineceğini yazmanız gerekmez mi? Olası değişiklikten sonrasıyla Suriye dostları, Suriye devletiyle ilgilenecek mi yoksa geleceği sizin mücahit dediğiniz kesimlere mi bırakacak? Neden Suriye’de bu mücadeleler verilmektedir de başka Arap ülkesinde değil, diyecek misiniz? Soruların ardı gelmez.
Söz konusu yaklaşımın Suriye meselesini daha doğru anlayabilmeleri için bazı konuları hatırlatmakta umulur ki yarar olsun.
1-) Suriye meselesinin taraflarının Suriye’yle sınırlı olmadığı ortada. Bundan sonrada Suriye meselesinde çok sayıda ülke bu konuyla ilgili olacaktır. Yüz küsur ülke Suriye’nin dostu olarak olayın bir tarafıdır. Başta Amerika vardır. Amerika dünyanın başka yerlerinde olsun özellikle Ortadoğuda aktif belirleyici politika ve düzenlemeleriyle sahnededir. İslam dünyası üzerinde projeleriyle (BOB gibi) her zaman görev başındadır. Amerika, bölgedeki düzenlemelerinde Suriye üzerinden neleri tasarladığını açıkça ifade etmektedir. Rusya ve Çin gibi ülkeler Ortadoğuda yeniden düzenleyici uğraşıların içerisinde olamadıkları gibi buna güçleri de yoktur. Onlar ancak hazırdaki durumun devamından yana istekleri vardır. Rusya başka herhangi bir Arap ülkesinde etkin olmadığı gibi Suriye’de ancak şimdiye kadar olan durumun korunması gibi pasif ve savunma konumdadır. Hal böyleyken bir tarafta Amerika varsa bir tarafta da Rusya vardır demek bölgeyi ve bu ülkeleri tanımamaktır.
2-) Suriye’deki mücadelenin uluslar arası bir mesele olduğu ortada olan bir sorundur. Suriye’deki yönetimin değişip değişmemesi Amerika ve işbirlikçilerini ilgilendirdiği gibi Amerika’ya karşı direnenleri de ilgilendirmektedir. Suriye üzerinden Amerika ve İslami İran’ın hesaplaşması söz konusudur. Burada ya Amerika ve işbirlikçilerinin dediği olacak ya da İslami İran Büyük Şeytan’ı bölgede hezimete uğratacaktır. Böyle uluslar arası bir sorunda sizin mücahit dediğiniz kesimler ancak kullanılan elemanlardır. Bu çapta bir sorunun nasıl olacağını belirleyici güçte değildirler.
3- ) Amerika bölgesel düzenlemeler yaparken büyük plan ve hesaplar içerisindeyken belki sahnede olan birçok gurup ta kendileri ve inançları adına çaplarına uygun hesapların içerisinde olmaktadırlar. Belki kendilerini niyet ve amaçlarıyla temize çıkaranlar olmaktadır. Ama neticede büyük hesapların içerisinde kalmaktadırlar. Büyük hesapların kurbanı olmaktadırlar.
Amerika her yerde hazır ve nazır değildir ve Amerika’ya rağmen de bu dünyada birçok gelişmeler olabileceğine inanmamak ta bir tür amerikancılıktır. Bu gerçeği Amerikan karşıtı olarak söylemek anlam ifade etmektedir. Amerika’yla aynı safta kalarak bunları söylemenin ne karşılığı, ne de değeri vardır. Bunları Amerika’nın karşısında olanların söylemesi anlamlıdır.
4- Neden bölgede İslami İran ve Hizbullah, Amerika ve uşaklarına karşı duruyor demek nasıl bir kafa yapısını yansıtmaktadır? Nasıl oluyor da İslamcılar Amerika’nın karşısında olmaz denmesi gerekmez miydi? Artık bu aşamadan sonra “Amerikancı İslamcılık” tescillenmiş ve iflah olmaz bir hal almıştır. Belki de bu durum bu çevrelerde İslam iddialarının sona ermesine sebep olacaktır. Yol yakınken dönmenin daha kolay olduğunu da ifade etmiş olalım. Biz tarihten şunu biliyoruz ki hürlerin sayısı çok olmayacaktır.
HÜSEYİN TAŞ