Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Yapılan Basın toplantısında Muallim; kaçırılmaması gereken gerçek bir fırsat olması teşkil etmesi itibarıyla Suriye'nin Cenevre II konferansına büyük bir ciddiyetle katılacağını belirtti.
Muallim Suriye Arap ordusunun kiralık ve tekfirci teröristleri etkisiz hale getirmesiyle Ürdün, Lübnan ve tüm komşu ülkelerini savunduğunu belirtti.
Suriye'nin kardeş Lübnan otoritelerine bir çok kez sınırları sıkı bir kontrole alması gerektiğini belirttiğine dikkat çeken Muallim; bunun iki devletin güvenlik ve selameti açısından önemini vurguladığını ifade etti.
Suriye ordusunun Ksayr Bölgesinde sağladığı zaferlerden sonra Suriye ve halkına yönelik komplo kuranların dengesinin bozulduğunu belirten Muallim; bu zaferin ardından Fransa ve tüm komplocuların teröristlerin daha çok desteklenmesi çağrısında bulunduklarına işaret etti. Muallim; Suriye ve halkının düşmanlarının bu zafere tepkileri ve düştükleri durumun Suriye'nin Kusayr zaferinin önemini daha çok idrak etmesine yol açtığını kaydetti.
Suriye'nin hiç bir zaman kimyasal silahlara sahip olduğunu söylemediğine işaret eden Muallim; ABD başkanı Barack Obama’nın ‘Suriye hükümetinin kimyasal silahlara sahip olduğuna ilişkin’ açıklamalarının kuşku uyandırıcı olduğunu belirtti. Muallim; Obama'nın bu açıklamalarının tek bir yorumu olduğunu bunun da; Amerikan kamuoyunun Obama idaresinin ‘Suriye muhalefetinin’ silahlandırılmasından yana olmamasıyla Obama idaresi kamuoyunun görüşünü değiştirmek ve bu konuda desteğini kazanmak için böyle asılsız iddialara başvurduğundan ibaret olduğunu belirtti.
Muallim; Suriye'nin Halep kırsalının Han el-Asel Bölgesinde kimyasal silahların kullanımına ilişkin Birleşmiş Milletler tarafından soruşturmanın yapılmasına bağlı olduğunu ve bunu temelde zaten kendisinin istediğini ifade etti. Teröristlerin bilfiil sarin gazı kullandıklarının belgelerle kanıtlı olduğuna dikkat çeken Muallim; buna ilişkin belge ve kanıtların BM ve Rus dostlara takdim edildiğini söyledi.
Tüm raporların yurdun bir kısım bölgelerinde ve genel olarak meydanlarda kontrol sahibinin Kaide Örgütünün Suriye kolu olan Nusra Cephesi tarafından sağlandığını gösterdiğine işaret eden Muallim; aynı zamanda ‘Özgür Suriye ordusu’ olaak bilinen oluşumun bir çok grubunun da Nusra’ya katıldığının da bilindiğini ekledi. Muallim dolayısıyla Batı, Körfez ve kimi bölge devletlerinin ‘Suriye muhalefeti’ adı altında terör gruplarına gönderecekleri silahların Nusra Cephesine ulaşacağının açıkça herkes tarafından bilindiğinin altını çizdi.
Lübnan'ın Sayda Bölgesinde yaşananların Doha Konferansında alınan kararların bir neticesi olduğuna dikkat çeken Muallim; bunun daha önceden de belli olduğunu ekledi.
Muallim; komplo ve entrikalarını ne kadar tırmandırırlarsa tırmandırsınlar Suriye'ye karşı zafer sağlayamayacaklarını, çünkü Suriye'ye karşı komplonun bir çok ekseni olduğuna işaret ederken, Suriye'nin tüm bu teröre karşı zafer sağlamada halkının ve ordusunun olanaklarından emin olduğunu belirtti.
Dışarıdan dayatılacak hiç bir çözüm, koşul ve hatta hiç bir dış düşüncenin kesinlikle Suriye tarafından kabul edilemeyeceğinin altını çizen Muallim; ulusal diyalogun tam anlamıyla ve sadece Suriyelilerin bizzat kendi aralarında olacağını belirtti. Muallim; Muallim; Suriye'nin geleceğinin ulusalcı yurtiçi ve yurtdışı muhalif güçler tarafından belirleneceğini bir kez daha vurguladı.
Muallim; Suriye'de teröre son vermenin Suriye halkının talebi olmasının yanı sıra Cenevre II konferansına katılacakların ciddiyetlerinde bir kriter olduğunu belirtti. Bazı tarafların ‘muhalefeti’ silahlandırma kararı almakla aleni olarak Cenevre II konferansının tekerine çomak soktuklarına dikkat çekti. Suriye'nin bir dizi kuşkuları bulunmasına rağmen Cenevre ıı Konferansına fırsat vermeye kararlı olduğunu söyleyen Muallim; dünyada hiç kimsenin Suriye halkı adına Suriye'ye hükmetmesinin kesinlikle mümkün olmadığını belirtti. Muallim; Suriye'ye hükmedecek olanın bu ülkenin halkı olduğunu ifade ederek en kararında en demokratik karar olduğunu ekledi.
Muallim; Suriye'nin on parmağını on mum olarak yaksa yada ağzıyla kuş tutsa bile ABD’nin rızasını alamayacağına işaret ederek, bunun tek nedeninin Suriye'nin İsrail ve batının bölgedeki planlarına karşı olmasından ibaret olduğunun altını çizdi.
Muallim; Suriye'nin krizin başından beri başta komşu devletlere olmak üzere yansımalarının tehlikesine karşı uyardığını söyledi.
Suriye'nin Lübnan'ın içişlerine müdahale etmek istemediğini ve Lübnanlı yöneticilerin durumları değerlendirme gücünde olduğunu belirten Muallim; Lübnan ordusunun zafer elde etmesi temennisini ifade etti.
Muallim; Suriye'nin Ürdün ile güzel komşuluk ilişkileri idealinde olduğunu ifade etti.
Suriye düşmanlarının ‘İslami hilafet devleti’ kurma çabasında olduklarına dikkat çeken Muallim; bu düşmanların Suriye sınırlarında durmayacaklarını, dolayısıyla Suriye'nin bir yandan kendini diğer yandan da Lübnan, Ürdün, Irak ve diğer devletleri de savunmakta olduğunun altını çizdi.
Suriye'nin Cenevre II Konferansını gözetleyen Moskova ve Washington’un uygun bir ortam hazırlama temennisinde olduğunu ifade eden Muallim; sadece konferans düzenlemek için olmasını istemediğini ekledi.
Muallim; Suriye'nin kendi geleceğini yapılandırmak ve halkın ideallerini gerçekleştirmek amacıyla gerçek bir ortaklık kurmak istediğini belirterek, bu ortaklığın bir muhalif grupla olması anlamına gelmediğini ekledi.
Irak’a bulunduğu ziyareti sırasında Başbakan Nuri el-Maliki’nin Irak’ta güvenliği sağlama ve Suriye'de yaşananların oraya taşınmasını önleme amaçlı gerekli tüm icraatları alma azminde olduğunu gördüğünü söyleyen Muallim, Suriye'nin Irak’tan bundan öte bir şey istemediğini belirtti.
Muallim Suriye'nin; İsrail'in teröristlerin Suriye'ye girişlerini kolaylaştırmadaki rolü ve Suriye'deki terör gruplarıyla bağlantılarına ilişkin belge ve kanıtlarla destekli bir mektubu Uluslararası Güvenlik Konseyine takdim ettiğini açıkladı.
Muallim; Suriye'nin, İsrail işgali altındaki Golan topraklarında meydana gelecek herhangi bir ihlale kesinlikle karşılık vereceğini belirtti.
Suriye'de terörü destekleyen devletlerin, bu terör ve şiddetin İsrail'e hizmet ettiği sürece durmasında çıkarları olmadığına dikkat çeken Muallim; hiç kimsenin Suriye'de bulunan yabancı silahlıların kararlarına hükmetmesi yada onları Suriye'den çıkarmasının mümkün olmadığını belirtti. Muallim bu yabancı silahlıları çıkarabilecek güce sahip tek tarafın Suriye ordusu olduğunun altını çizdi.
Muallim; ‘Suriye'deki muhalefetin’ silahlandırılması konusunda tüm Avrupalıların hemfikir olmadıklarını belirterek, aksine Avrupalıların çoğunluğunun bu teröristlerin ülkelerine dönmeleri endişeleriyle silahlandırmaya karşı olduklarını açıkladı.
Bu süreç içinde ‘muhalefetin’ silahlandırılmasına ilişkin artan açıklama ve söylemlere işaret eden Muallim; temelde zaten kimi tarafların hiç bir zaman silahlandırmaya ara vermediğine dikkat çekti.
Mısır devlet başkanı Mursi’nin Suriye ile ilişkileri kesme kararı konusunda ise Muallim; bu kararın sürpriz olduğuna işaret ederek, Mursi’nin yarattığı yaygaranın kendine has nedenleri olduğunu, fakat her şeye rağmen bu kararın Mısır halkına terk edildiğini belirtti.
Muallim; Suriye'de ordu saflarında hiç bir yabancı gücün bulunmadığını belirterek, temelde yabancıların Nusra Cephesinin saflarında olduğunun altını çizdi.
Suriye'nin herhangi bir saldırıya maruz kalması halinde kendini savunmasının doğal ve meşru hakkı olduğunu belirten Muallim; halkın İsrail düşmanlığına karşı direnme ve mücadele etme istemesi halinde Suriye'nin bu halkı menetmeyeceğini belirtti.
Muallim Suriye halkının kesinlikle hiç bir zaman İran’ın kendisini destekleyen tutumlarını unutmayacağını ifade etti.
Cenevre II Konferansında önkoşul koyanlar konusunda ise Muallim; Suriye'nin yönetimi teslim etmek istemesi halinde Cenevre’ye gitmesine gerek olmadığını ve bunu Şam’da yapabileceğini ifade ederek, bunların kabul edilmesi mümkün olmayan evhamlı ve hayali düşünceler ortaya koyduklarını söyledi.
Muallim; Cenevre II düşüncelerinin sadece ve sadece Suriye halkı tarafından belirleneceğini ekledi. Muallim; Suudi Arabistanlı yetkililerin Suriye'deki krizde temel bir taraf olduklarını ifade ederek, Suudililerin perde arkasından Suriye ve halkına karşı komplolar kurduklarını söyledi.