24 Eylül 2013 - 20:30
Suriye Konusunda İran – Rusya İttifakı

Allah’ın adıyla Bu İfade, Rahmetli İmam Humeyni’nin dilinden dökülmüş, İslam toplumunun nerede durması nereye doğru yol alması ve nasıl bir etkileşim ve gelişim içerisinde olmasını işaret eden, İslam İnkılabına ve İslam toplumuna yön veren bu fikir, daha sonraları bir düşünce inkişafı meydana getirmiş, Müslümanlara yol ve yöntem konusunda aydınlatıcı bir projektör mesabesinde olmuştur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Rahmetli İmam Humeyni, bu ifade ile Müslümanların, ne ABD ve Batının maddeci, meteryalist ve kapitaist fikri anlayışının, ne de o zamanlar, SSCB adıyla, Sovyet Rusya’nın temsil ettiği inanç ve maneviyatı reddeden, mülkü, devlet aygıtının kontrolüne bırakan, komünist ve sosyalist anlayışının Müslümanların hayatlarına yön vermesini kabul edilmez bularak reddetmiştir.

Buradaki asıl vurgu, siyasetten sanata, edebiyattan ekonomiye kadar yaşamın tüm alanlarında İslam toplumunun kendi ayaklarının üzerinde durması, kendi değerleri üzerinden inşa ettiği bir yaşamsal alanı oluşturarak her alanda  Batıya ve Doğuya bağımlı olmayan, kendi medeniyet değerleri üzerinde var olan bir İslam toplumu, hedeflenmiştir.

İran İslam İnkılabı’nın bu güne kadar sadık kaldığı ve uyguladığı bu felsefe ve anlayışta, kimi zaman yapmış olduğu siyasi ittifaklar ve ilişkilerde anlaşılamayan ve kavranamayan bazı noktalar kimi zaman eleştirilmektedir. İyi niyetle yapılan eleştirilerin yanında İran siyasetini karalamak ve zan altında bırakma çabaları göze çarpmaktadır. ABD ve  emperyalist devletler ile çatışan ülkeler ile İran’ın geliştirmiş olduğu ilşkiler, İslam İnkılabı’nın, hedefi, değerleri ve varlık sebebi göz ardı edilmeksizin, özellikle dış politikası iyi anlaşılmalı ve analiz edilmelidir.                                                             

SURİYE KONUSUNDA İRAN – RUSYA İTTİFAKI

Bu gün özellikle Suriye meselesi sonrasında, Rusya’nın Suriye’de yaşanan hadiselere karşı ortaya koyduğu tavır, Suriye muhalefetini destekleyen Batı ve ABD karşısında izlediği siyaset ve politika Rusya’yı tekrardan, özellikle Ortadoğu’da “Sovyetler Birliği” dönemindeki gibi etkin bir konuma getirmiştir. Hatta Rusya’nın “Kimyasal silahların teslim edilmesi” önerisinin, Suriye’deki kimyasal saldırıların akabinde gelişen sürece damgasını vurması ve Suriye’ye saldırı hazırlık ve tartışmalarına son vermesi, özellikle bu öneriyi ABD’nin “Can Simidi” olarak kabul etmesi, Rusya’nın dış politikasının etkinliğini gözler önüne sermiştir.

İran,  Suriye sahasında, Rusya ve Çin’le birlikte hareket ederek, Batı ve ABD ve Körfez Arap ülkeleri ile karşı paktta yer almasıyla, kimi zaman, İran’ın Rusya’nın etkisinde kaldığı, Rusya ile çıkar ve menfaat birlikteliğine gittiği şeklinde iddialar ve yorumlar ortaya çıktı.

Elbette tüm ülkeler, özellikle dış politikalarında, tamamen kendi devletlerinin çıkar ve menfaatlerini önceller ve ona göre siyaset geliştirirler. Bundan Rusya’yı, Çin’i, İran’ı, Türkiye ve Fransa ve ABD’yi ayrı düşünemezsiniz.

İran İslam İnkılabı, İlk günlerinden bu güne kadar İslam coğrafyasının kalbinde bir “KANSER TÜMÖRÜ” gibi varlığını sürdüren İsrail’in varlığını tanımamış, ABD’yi “Büyük Şeytan” olarak tanımlamıştır. Tüm dünyada, ABD emperyalizmine direnen halklarla, devletlerle iyi ilişkiler geliştirmiş ve iş birliğine gitmiştir. Küba Devleti ve Castro ile, Bolivya Devleti ve Morales ile, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez ile iyi ilişkiler, dostluklar geliştirmiş ve dünyadaki Batı ve ABD öncülüğündeki sömürge düzenlerine karşı ortak hareket edebilme alanları oluşturmaya çalışmışlardır.

Suriye sahasında İran’ın, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğini ve yayılmacılığını hedef alan ve uygulamaya konulan projesine karşı, Rusya ile ortak görüş ve politikaya sahip olması ve hareket etmesi bu minvalde değerlendirilebilir.

Bugün Suriye rejiminin Baas ve Nusayri olduğu propagandasını dillendirip rejimi yıkmak için savaşan cihatçılar, dün Afganistan’da ve Çeçenistan!da Rusya’nın komünist ve dinsiz olduğu tezini işleyerek Sovyetlerin yıkılmasını ve güçsüzleşmesini sağlamaya çalışan ABD’nin, Afganistan’da kurduğu ve finanse ettiği ve yol verdiği cihatçılardır. ABD hiçbir zaman, Afganistan’ın veya Çeçenistan’ın işgal altında olması, Müslümanların Ruslar tarafından katledilmelerini kendisine dert edip, sorun ve problem olarak görmemiştir. ABD, Rusya’nın yıkılmasını sağlamak en azından zayıf düşürmek için, Rusya’ya karşı savaşını destekleyerek “ Tek Kutuplu Dünya” amacına ulaşmaya çalışmıştır. ABD, Müslümanların topraklarının işgal edilişini veya davalarında olan haklılıklarını göz önünde bulundurmamıştır. Büyük Şeytan, Müslümanların içinde bulunduğu durumu, kendi istediği kanala yönlendirerek desteklemiş ve bundan istifade etmeye çalışmış ve stratejik hesaplara girmiştir.

Bugün Suriye’de Baas’çı ve Nusayri Esad propagandaları ile Suriye’de terör estirenler, aynı ABD’nin geçmişte Rusya’ya karşı oynadığı rolün, bu gün Suriye’deki maşaları ve aktörleridirler.

ABD, dün de Afganistan’da, Çeçenistan’da, Irak’ta Müslümanların özgürleşmesini ve demokratik bir yönetime kavuşmasını istememiş ve bu gün de Suriye’de ki Müslümanlar için istememektedir.

Rusya ise, Sovyetlerden sonra tek kutuplu hale gelen dünya dengelerinde, tekrar eskisi gibi aktif rol almak isteyen Putin ile bir değişim ve dönüşüm yaşayan iç ve dış politikasında, dünya ve Ortadoğu siyaset sahnesinde, ABD’nin sahnenin tek aktörü olma çabasına karşı, ben de varım demektedir.

Öteden beri, Suriye ile ilişkilerini iyi tutmuş ve Suriye ve Suriye üzerinden Ortadoğu pazarında söz sahibi olmuş bir Rusya’nın hangi gerekçe ile ABD ve Batının teşekkülü ve lojistiği ile oluşturulan Suriye muhalefetini desteklemesi beklenilebilir ki ?

Rusya kendi dış politika ve hedefleri itibarı ile tutarlı bir şekilde Suriye’ye dış müdahaleye karşı çıkmış, Akdeniz’e açılan bir kapı olarak gördüğü Suriye’yi, kaybetmek anlamına gelen, olası Batı ve ABD yanlısı bir hükümete karşı çıkmıştır.  Suriye’de silahlı grupların yöntemlerini eleştirmiş ve  yönetimin halkın seçimi ve iradesi ile belirlenmesini istemiştir.

Burada, İran’ı, Rusya’nın etkisinde kalmak ile suçlayanlar, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin Suriye’de izlemiş oldukları politikalar itibarı ile ABD ve Batının etkisinde kalışını, neden aynı hararet ile ortaya koymaya çalışmazlar?

 Suriye konusunda İran ve Rusya’nın dış politika birliği ve ortak söylemi aynı amaç ve hedef uğruna bir araya gelinmiş, yüzde yüzlük bir oran ifade eden birliktelik olması düşünülemez. Rusya kendi çıkar ve menfaatleri için, ABD ve Batı’nın yayılmacı ve sömürgeci,  adaletsiz tek kutuplu dünya politikalarına karşı kendi ülkesinin menfaatlerini korurken, Suriye’de haklı ve doğru argümanları öne çıkararak sürece çözüm önerileri getirmiştir.

İRAN İÇİN SURİYE NE İFADE EDİYOR ???

İran ise, ABD’nin ve Batı’nın İsrail’e güvenli! Bir Ortadoğu inşa etme çabalarının ürünü olan, Suriye’deki rejim değişikliği ve direniş hattının kırılması! projesine karşı koyarak, İsrail yayılmacılığının önüne geçmek ve İsrail’siz bir Ortadoğu hedefi olan direniş hattını, yani Suriye, Hizbullah ve Filistin cihadını korumak gayesi gütmektedir…

İslami İran, Suriye’nin “Direniş Hattı” diye nitelendirilen, İsrail tehlikesine karşı bölge halklarını ve Müslümanları koruyan, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğünü ve İsrail işgalinden kurtulması davasını savunan “Mukavemetin”, yapının önemli bir parçası ve destekçisi olduğu için savunup iş birliğine gittiği gerçeğini defalarca ortaya koymuştur.

 “İran İslam Devrimi” sonrası artık dünya tek kutuplu olamayacaktır. Suriye hadisesinden sonra, bu gün gelinen nokta, ABD’nin özellikle Ortadoğu’da geliştirmiş olacağı tüm politikaların karşısında, askeri ve siyasi bir bölgesel bir aktör olarak İslami İran’ı bulacağı gerçeğini artık başta ABD’nin kendisi olmak kaydıyla tüm dünya kabul etmeye başlamıştır…

Rusya yanında olsun veya olmasın, İran yoluna devam edecektir.

Selam ve Dua İle…

SADIK ÇELİK