Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- "Anlaşılan Şii olmak potansiyel suçlu olmak ile eşdeğerde. Hele İran'a seyahat edecekseniz, artık bir İran casusu olarak damgalanmak işten bile değil. Şiilerin çocukları dahi potansiyel suçlu!...
14 yaşında dahi olsanız pekâlâ casusluk yapabilirmişsiniz, bomba eğitimi alabilirmişsiniz, militan olabilirmişsiniz, hem de 20 gün içinde…
Olay şu:" Iğdır'dan yaşları 14 ile 19 arasında olan 26 çocuk, kafile halinde ziyaret amacıyla İran'a giderler. Orada takriben 20 gün kalıp dönerler. Gidişleri ve dönüşleri tamamen yasal. Pasaportları ile seyahat hürriyetini kullanarak. Dönüşlerinde Doğubeyazıt yakınlarında otobüsleri polis tarafından durdurulur ve ihbar var gerekçesiyle Emniyete götürülürler. Orada teker teker sorgulanırlar ve video kaydı yapılır.
Kanunlara göre bu çocukların sorgulanması için savcılık izni ile almaları gerekirken, istenmesine rağmen o izin bir türlü gösterilmez. Ayrıca çocukların ifadeleri avukat ve çocuk psikologu nezaretinde alınması gerekirken, ortada ne bir avukat vardır, ne de psikolog. Çocuklara "bomba eğitimi almak, Suriye'ye bombalama amaçlı gönderilmek" gibi şeyler içeren sorular sorulur. Ve akabinde de akşam saat 17 sularında serbest bırakılırlar.
Ve 25 Eylül 2013 tarihinde birçok basın organı 28 Şubat günlerini aratmayacak bir dille manşetten bu çocukların "casus" olduğunu ima eden bir haber yapar. Haberin içeriğine bakıldığında suç teşkil eden hiçbir şey yok. Çocuklar Meşhed ziyaretinde bulunmuş, bu arada bazı din alimlerini ziyaret etmiş, onların ilimlerinden faydalanmışlar. Bundan nasıl casusluk, bomba eğitimi, militanlık çıkarıldığı ise hala merak konusu!
"Iğdır'da İranlı casuslar" haberleri ile Şiileri, "Hatay'da Suriyeli casuslar" haberleri ile Alevileri ötekileştiren, potansiyel suçlu haline sokan, diğer vatandaşların gözünde tehlikeli, hain, güvenilmez haline getirenler, 900 km. kevgire dönmüş Suriye sınırından hem de pasaportsuz, elini kolunu sallaya sallaya gelip geçen El Kaide vahşilerini nedense es geçiyorlar.
Mezhepçiliğin en ağır sonuçlarını yaşamış Türkiye'de bunun bizzat birilerinin eliyle beslenmesi garabet bir durum değil mi?
Irak'ta, İran'da, Suriye'de ve Baki Kabristanın da bizlerin saygı duyduğu, önem verdiği Peygamberin Ehlibeyt'inden olanların, Peygamberin seçkin sahabelerinin mezarı bulunuyor. Bu ülkede yaşayanlar kendi ülkelerine bu kutsal mekanları ziyaret için gelenlere hizmet edinmeyi kendilerine vazife saymıştır. Gelen ziyaretçilere yemek ikramında bulunur yatacak yer temin ederler. Ve bunu hiç bir karşılık beklemeden sadece Allah rızası için yaparlar. Bu Şia'da yüz yıllardır süre gelen bir gelenek halini almıştır.
Devletin, halkın emniyet ve güvenliğini sağlaması için görevlendirdiği birimler tarafından gerçekleştirilen bu kanunsuz ve mesnetsiz eyleme bizzat devletin el koyması gerekir. Zira devletin görevi ülkede yaşayan tüm etnik ve inançsal grupların inançlarına saygı duymak, koruma altına almak ve saygı duyulmasını sağlamaktır.
Bu haberi yapan gazeteci benzeri haberler yapmak isterse fazla zahmet çekmesin. Biz yıl boyu otubüsler halinde kafileler gönderiyoruz kutsal mekanlara. Hem de dualar salavatlar eşliğinde, bunu da kimseden saklamıyoruz. İsterlerse kendilerine bu kafilede olanların isim listesini veririz böyle mesnetsiz ve iftira içerikli haber yapmayı vazife edinen gazetecilerde fazla yorulmazlar.
Ayrıca sormak isteriz: Her yıl milyonlarca hacı adayı Suudi Arabistan'a hac farizasını yerine getirmeye gidiyor. Bunlar da Suudi Arabistan ajanı mı?
Veya Türkiye'de düzenlenen Türkçe Olimpiyatları bünyesinde ülkemize gelen yüzlerce çocuk kendi ülkelerine döndüklerinde casuslukla mı suçlanıyor?
Bu haberlerle bir bardak suda fırtına koparanlar ve bir kısım kendi vatandaşının diğerleri ile sorunlu hale getirecek bu tür anlamsız uygulamalara tevessül edenler; bu ötekileştirici, ayrıştırıcı, mezhepçi tutumla ateşle oynadıklarının farkındalar mı acaba?"
Ayrıca programa telefonla bağlanan ve suçlamalara maruz kalan gençlerden birinin velisi olan Ali Kıran bu haberlerin Şia'ları karalamaya yönelik olduğunu ve söz konusu haberi yapan gazete hakkında hukuki işlem başlatacaklarını söyledi.
27 Eylül 2013 - 10:00
News ID: 467156
Medyada çıkan söz konusu iddiaları Ehlader Genel Sekreteri Kadir Akaras ON4 TV'de yanıtladı...