Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Böylece aynı zamanda dünya kamuoyuna Suriye'nin kimyasal silahları dünya barışı için büyük bir tehdit olduğu de telkin edildi ve söz konusu kurumun bu büyük cesareti sergilediği için Nobel barış ödülüne layık görüldüğü imajı yaratıldı. Ancak maceraya daha dikkatli bakıldığında, siyonistlerin ve batılı müttefiklerinin neden bu maceradan büyük mutluluk duyduğu ve etrafında bunca propaganda yaptıkları daha iyi anlaşılıyor.
Gerçekte siyonist rejimin kurulduğu şom günden beri yürütülen bir çaba son günlerde büyük ivme kazandı. Bu çabanın amacı ise bölge ülkelerinin savunma ve caydırıcı gücünü zayıf tutmak ve böylece siyonist İsrail'in bölgede askeri üstünlüğünü korumaktı. Amerika'nın Suriye'nin kimyasal silahları etrafında kopardığı yaygarayı da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Suriye yönetim bölgedeki Arap ülkelerinin arasında siyonist rejim karşıtı bir politika izlediği için sürekli Tel aviv elebaşlarını kaygılandırıyordu. Siyonistler türlü entrikalarla bu durumu değiştirmeye çalışıyordu. Bu çaba Suriye'de doğrudan askeri saldırı düzenlemekten Şam yönetimini uzlaşma masasına çekme çabasına karşı uzanan bir süreçti, fakat Tel aviv hiç bir zaman bu yollardan amacına ulaşamadı.
Öte yandan bölgede Arap milletlerinin başlattığı kıyamların ardından Tel Aviv bu süreçten yararlanma planlamaya başladı. Bu çerçevede siyonist rejim her türlü silahla donatılan ve Suriye'ye gönderilen teröristlere umut bağladı. Tel Aviv söz konusu teröristlerin Şam yönetiminin işini bitireceğini zannediyordu. Ancak Suriye'de teröristlerin Şam yönetimini deviremeyeceği kesinlik kazanınca Batı bu kez doğrudan askeri müdahaleyi gündemine aldı. Fakat bu sinsi çaba da başta Rusya, Çin ve İran olmak üzere uluslararası camianın muhalefeti yüzünden sonuca ulaşmadı.
Batı'nın Suriye yönetimini hiç bir yoldan deviremeyeceği anlaşılınca bu kez Suriye'yi silahsızlandırma ve böylece Şam yönetimini savunma ve caydırıcı güç bakımından en pasif seviyeye gerilmesi gündeme alındı. Bu çerçevede korsan İsrail iki yıl önce Suriye'nin nükleer araştırma merkezini vurdu ve daha sonra Suriye'nin kimyasal silahlarını imha etme süreci başlatıldı. Amerika yönetimi hiç beklenmedik bir yerde Suriye'de kimyasal saldırı kırmızı çizgileri olduğunu ve bu durumda Suriye'ye askeri müdahalede bulunacaklarını açıkladı. Amerika yönetimi asılsız iddialar ve belgelere dayanarak Şam yönetimini kimyasal saldırı yapmakla suçlamaya başladı.
Ve en son Ağustos ayında Batı ve Arap medyası Şam'ın Guta Şarkiye bölgesinde bini aşkın insanın ölümü ile sonuçlanan bir kimyasal saldırıdan söz etti. Bu haber şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde medyada yer aldı ve hemen türlü görüntüler yayınlanmaya başladı. Amerikalı yetkililer de olayın vuku bulduğu ileri sürülen ilk saatlerden itibaren henüz hiç bir araştırma yapılmadan Suriye yönetimi bölgeye kimyasal saldırı düzenlemekle suçladı. Amerika yönetimi bu olayla birlikte Şam yönetimi Washington'un kırmızı çizgisini aştığını ve cezayı hak ettiğini ileri sürdü.
Bu iddianın tamamen siyasi ve temelsiz olduğu açıkça bilindiği halde Şam yönetimi batılı güçlerin Suriye'ye çıkarma yapmalarını engellemek için kimyasal silahlarının yok edilmesini kabul etti. Bu arada üzerinde durulması gereken bir kaç nokta dikkat çekiyor. İlkin haber kaynaklarının itiraf ettiği üzere Suriye'de çatışmalar genellikle konvansiyonel silahlarla yaşandı ve bu silahların büyük bölümü de isyancıların yabancı müttefikleri tarafından Suriye sokuldu. Bir başka ifade ile Suriye'nin kimyasal silahlarının yok edilmesi, bu ülkeyi saran krizi yok edemeyecektir.
Suriye krizini kökü Amerika elebaşılığındaki ecnebi müdahalelere uzanıyor. Gerçek şu ki Amerika siyonistlerin baskıları altında Suriye'yi silahsızlandırma planını uyguluyor ve Şam yönetiminin kimyasal silahlarının yok edilmesi de bu planın bir parçası ve korsan İsrail'i korumaya yöneliktir. Burada akla gelen bir başka soru, başta kimyasal silahları yasaklayan kurum olmak üzere batılı güçlerin Suriye'nin kimyasal silahlarını imha ettikleri gibi acaba bu silahlara sahip olan başka rejimlere karşı da aynı tutumu sergileyecek mi? Bağımsız kaynakların belirttiğine göre siyonist İsrail bölgede en büyük kimyasal silah fabrikalarına sahip bulunuyor.
Peki, o zaman neden kimyasal silahları yasaklayan kurum ve diğer ilgili uluslararası kurumlar bu konuya karşı hiç bir tepki göstermiyor? Unutmamak gerekir ki Suriye yönetimi hiç bir ülkeye kimyasal silahları ile saldırmadı, oysa korsan rejim İsrail bu tür ölümcül silahları ile şimdiye kadar çok kez Filistin milleti ve bölge ülkelerine saldırarak binlerce masum insanın canına kaydı. Gerçek şu ki siyonist rejim ve batılı müttefikleri bölge ülkelerini silahsızlandırmayı gündemine almış bulunuyor. Bu yüzden bölge ülkeleri bu tehlikeyi anlayarak onlara karşı kurulan bu komplonun karşısında durmaları gerekiyor. Unutmamak gerekir ki tüm bu komplolar ve barışseverlik iddialarının tek amacı eli kanlı rejim İsrail'i korumak içindir.
26 Ekim 2013 - 07:42
News ID: 475539
Amerika ve müttefikleri tarafından Suriye yönetimine dayatılan kimyasal silahları imha etme meselesi hemen siyonist rejim İsrail ve Batı tarafından büyük ilgi ile karşılandı. Bu sevinç, Suriye'de kimyasal silahları imha etmekle görevlendirilen kimyasal silahları yasaklayan kuruma Nobel barış ödülünü verdirecek kadar fazlaydı.