7 Kasım 2013 - 20:30
İmam Hamanei: Kufe’de Kanaat Önderlerinin Olumsuz Rolü

Bismillahirrahmanirrahim İmam Hüseyin’e mektup yazıp Kefe’ye davet edenlerin isimlerine baktığınızda hepsinin toplumun ileri gelenleri, elit tabaka ve kanaat önderleri olduğunu görürsünüz. Çok fazla mektup gönderilmişti; yüzlerce sayfa mektup, birkaç heybe veya birkaç çuval dolusu mektup Kufe’den İmam Hüseyin’e gönderilmişti. Mektupların hepsini toplumun ileri gelenleri, toplumda tanınmış, meşhur kimseler ve havass denilen kabile reisleri, özel kişiler yazmışlardı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Mektupların muhtevasına/ içeriğine ve kullanılan dile bakıldığındabu havass ve ileri gelenlerden kimin hakkın taraftarı olduğu, kimin dünyasını dinine feda etmeye hazır olduğunu ve kimin dinini dünyasına kurban edeceğini anlamak mümkündür. Mektuplar iyice incelendiğinde, dinini dünyasına kurban edecek olanların sayısının daha fazla olduğu anlaşılıyor. Sonuçta Kufe’de onsekizbin müslümanın biat ettiği  Muslim bin Akil şehid ediliyor, 20-30 bin kişi İmam Hüseyin ile savaşmak için Kerbela’ya gidiyor; Havass/ ileri gelenler önde gidiyor halkı da arkalarından sürükleyip götürüyorlar.Bilemiyorum, devamlı akıllı insanların yakasını bırakmayan bu hakikatin azametini anlayabilmiş miyiz? Kufe’deki olayı kesin duymuşsunuzdur. İmam Hüseyin’e mektup yazıyorlar, İmam Hüseyin ilk adım olarak kardeşinin oğlu Muslim bin Akil’i Kufe’ye gönderiyor; eğer Muslim ortamın müsait, Kufelilerin samimi olduğu haberini verirse kendisi de Kufe’ye hareket edecek. Muslim Kufe’ye varır varmaz Şiaların evine gider ve İmam Hüseyin’in mektubunu okur. Halk grup grup huzuruna gelip iradetlerini, bağlılıklarını bildirirler. Kufe valisi, mülayim ve zaafı olan  Numan bin Beşir idi.  Muslim’in Kufe’ye gelmesi hakkında şöyle der: “Benimle savaşmayan kimseyle benim asla işim olmaz.”Ortamı sessiz ve sakin gören halk Muslim’e biat ediyorlardı. Batıl cephesinde-Emevilerin taraftarı- bulunan havasstan birkaç tanesi Yezid’e şöyle bir mektup yazarlar: “Kufeyi elinde bulundurmak istiyorsan layık birini vali olarak gönder çünkü Numan bin Beşir, Muslim bin Akil’in karşısında duracak güce sahip değildir.” Yezid de hemen, Basra valisi olan Ubeydullah bin Ziyad’ı sahip olduğu Basra valiliğinin yanısıra Kufe valiliğini de üstlenmesi emrini verir. Ubeydullah’ın Kufe’ye gelmesinde havass denilen kanaat önderlerinin etkisi gözardı edilmemelidir. Ubeydullah Kufe kapılarına vardığında gece idi. Kufe’nin  normal halkı -genellikle olayları tahlil etme gücüne sahip olmayanlar- atlı birinin etrafında kalabalık bir grupla şehre girdiğini görünce gelenin İmam Hüseyin olduğunu sanarak toplanıp “Esselamu aleyke Ya Eba Abdillah” nidaları yükseltirler.Avam halkın özelliği budur; olayları analiz etme kapasitesi olmayan kimse tahkik etmeyi beklemez. Atlı birinin kalabalık bir gruplar şehre girdiğini görünce, onunla konuşmadan, kim olduğunu sormadan, yanlış yargıya vardılar; halktan birisinin, “bu İmam Hüseyin’dir” demesi üzerine herkes bir ağızdan “İmam Hüseyin, İmam Hüseyin” diye feryad edip selam verirler. Hakikatın ortaya çıkmasını beklemeden sevinç gösterilerinde bulunurlar. Ubeydullah hiç itina etmeden “Darul İmare’ye” hükümet binasına doğru gider. Muslim ile mücadeleye buradan başlar. Onun asıl görevi Muslim bin Akil taraftarlarını bastırmak için şiddetli baskı, tehdit ve işkence uygulamaktı. İmam Hüseyin’in vefalı dostlarından Hani bin Urve’yi hükümet binasına getirterek dövmeye başlar. Halktan bir grup onun bu davranışına itiraz olarak hükümet binasını muhasere edince, Ubeydullah  yalan ve hile ile halkıın dağılmasını sağlar. Burda da yine havassın yani kendisini hakkın taraftarı olarak gören  ama dinlerini dünyalarına satan kanaat önderlerinin etkisi görülmektedir.Diğer taraftan Muslim bin Akil’in etrafında da büyük bir kalabalık toplanmıştı. İbni Esir’in tarihinde, 30 bin kişinin Muslim’in etrafında toplandığı yazmaktadır. Bunlardan sadece 4 bin tanesi Muslim bin Akil’in ikamet ettiği yerde ellerinde kılıç Muslime destek olarak bekliyorlardı.Bu olaylar Zilhicce ayının dokuzuncu günü gerçekleşiyordu. İbn-i  Ziyad’ın yaptığı en önemli iş, havass denilen Kufe’nin ileri gelenlerini halkın arasına gönderip halkı korkutmayı başarmasıydı. Bu havass halkın arasında dolaşıp; “kiminle savaşmak istiyorsunuz? Neden savaşıyorsunuz? Emniyette olmak istiyorsanız evlerinize dönün, bunlar Ümeyyeoğullarıdır, para, kılıç güç bunların elindedir”, diyerek halkı öyle korkutmuş ve Muslim’in etrafından dağıtmışlardı ki yatsı namazı vaktinde kimse  Muslim’in yanında kalmamıştı, hiçkimse. Daha sonra İbn-i Ziyad, Kufe camisine gelerek genel hüküm verir; ” Herkes yatsı manazını Kufe camisinde benim arkamda kılacaktır”.Tarih kitapları, Ubeydullah’ın arkasında Yatsı namazını kılmak için Kufe camisinin dolup taştığını yazmaktadır. Neden böyle oldu? Ben hak taraftarı olduğunu söyleyen havassın/ileri gelenlerin suçlu olduğunu görüyorum. Bazıları son derece alçakca davrandılar. Kim gibi? Kadı Şureyh gibi. Kadı Şureyh, Emevilerden değildi, kimin hak olduğunu biliyordu, gerçeklerin ne olduğunu biliyordu. Hani bin Urve’nin kafasını yaralayıp zindana götürdükleri zaman onun kabilesi ve taraftarları Ubeydullah’ın sarayını/ hükümet binasını kuşatmışlardı. Ubeydullah’ı büyük bir korku sarmıştı. Halk diyordu: “Siz Haniyi şehid ettiniz”. İbn-i Ziyad, Kadı Şureyh’e görev verir: “Git bak baklım Hani yaşıyor mu, yaşıyorsa halka yaşadığı haberini ver”. Kadı Şureyh zindana gidip , Hani bin Urvenin yaşadığını ama yaralı olduğunu görür.Hani bin Urve, Şureyh’i görür görmez feryad etmeye başlar: “Ey Müslümanlar! Bu nasıl bir durumdur, benim kabilem nerde, neden gelmiyorlar, neden beni burdan kurtarmak için gelmiyorlar?”Kadı Şureyh: “Urve’nin bu sözlerini hükümet binasını muhasara eden taraftarlarına ulaştırmak istiyordum ama Ubeydullah’ın casusu yanımızdaydı cesaret edemedim.”“Cesaret edemedim”, ne demek?  Yani dini dünyaya satmak. Kadı Şureyh bu işi yapmış olsaydı tarihin seyri değişecekti. Kadı Şureyh halka Hani’nin yaşadığını ve yaralı zindanda olduğunu, Ubeydullah’ın onu öldürmek istediğini söylemiş olsaydı,- Ubeydullah’ın henüz Kufe’de güçlenmediği de gözönünde bulundurulursa- halk saraya saldırıp Hani’yi kurtaracak ve daha güçlü konuma geleceklerdi. Ubeydullah’ı yakalayıp ya öldüreceklerdi veya geri göndereceklerdi. Böylece Kufe İmam Hüseyin’in yarenelerinin kontrolünde kalacak ve Kerbela olayı gerçekleşmemiş olacaktı. Kerbela olayının gerçekleşmemiş olması, İmam Hüseyin’in hükümet kurması demekti, Hüseyni hükümet kurulacaktı, hatta ömrü altı ay olsa  bile İslam ümmeti için büyük bereketleri olacaktı.Bazen zamanında ve yerinde yapılan bir hareket tarihi kurtarır ve bazen de korkudan, zaaftan, dünyaya bağlılıktan ve tamahtan kaynaklanan yersiz bir hareket tarihi delalete sürükler. Ey Kadı Şüreyh, Hani’yi o halde gördüğün halde neden hak üzere şahitlik yapmadın? Havassın dünyayı dinlerine tercih etme hatası işte budur.Kufe şehrine dönelim; Ubeydullah Kufe’nin ileri gelenlerine; “Gidin halkı Muslim’in etrafından dağıtın, aksi takdirde hepinizi mahvederim”, dediği zaman neden onun emrine uydular? Kabile reislerinin hepsi Emevi değillerdi ki. Şam’dan gelmemişlerdi ki. Bunların bazıları İmam Hüseyin’e mektup yazanlardı; İmam Hüseyin’e mektup yazıp Kufe’ye davet edenlerden biri de Şebes bin Rabii idi. Ubeydullah emir verir vermez hemen itaat edip halkı korkutan ve dünya malına tamahlandıranlardan biriydi.Neden böyle yaptılar? Eğer Şebes gibiler böyle hassas bir durumda İbn-i Ziyad’dan korkacağına Allah’tan korksaydı, tarihin seyri değişirdi. Farz edelim ki avam halk Muslim’in etrafından dağıldı, Muslim’ın etrafında bulunan mümin havass neden Muslim’i yanlız bıraktılar? Elbette bunların arasında iyileri de vardı ve Kerbela’da şehid oldular. Ama Kufe’de yanlış yaptılar.Bu havasstan Kerbela’da şehid olanlar günahlarının keffaresini ödediler, onların isimlerini dahi zikr etmiyoruz ama havasstan bazıları Kerbela’ya dahi gelmediler, gelemediler, daha sonraları Tevvabin(tevbe edenler) grubundan olmak zorunda kaldılar ama ne fayda sağladı? İmam Hüseyin şehid olduktan, peygamberin torunu elden gittikten ve Kerbela faciası gerçekleştikten ve tarihin seyri tersine döndükten  sonra ne faydası var? Bundan dolayı Tevabbin’in sayısı Kerbela şehidlerinin kaç katı oldu. Tevvabin’in tarihte bıraktığı etki, Kerbela şehidlerinin bıraktığı etkinin binde biri dahi değildir. Çünkü vaktinde gelmediler, vaktinde uyanmadılar, yapılması gerekeni zamanında yapmadılar, iş işten geçtikten sonra karar verdiler, vazifeyi geç teşhis ettiler.Neden, Muslim bin Akil’in İmam Hüseyin’in elçisi olduğunu bildikleri halde yanlız bıraktılar? Muslim gelmişti ve onunla biat dahi etmişlerdi, kabul etmişlerdi. ( Avam halkla işimiz yok havassı diyorum), neden akşam üzeri Muslim’i yanlız bıraktılar ve Tua’nın evine sığınmasına sebep oldular? Eğer Havass Muslim’i yanlız bırakmasaydı örneğin yüz kişi etrafında toplansa ve birinin evini  karargah olarak karar verip dimdik durup savunsalardı,-Muslim yanlız kalmıştı saatlerce Ubeydullah’ın askerlerine karşı direniyordu, İbn-i Ziyad’ın askerleri her saldırdıklarına geri püskürtüyordu-, bu yüz kişi Muslim’in yanında olsaydı Muslim’i esir alabilirler miydi? Halk tekrar etrafında toplanırdı. Öyleyse havass/elit tabaka bu aşamada büyük hata yaptı, Muslimi yanlız bıraktılar.