10 Mart 2014 - 20:30
İsfahanlı üç şehit annesinden Catherine Ashton’a mektup

Catherine Ashton’un İsfahan’a seyahatini fırsat bilen İsfahanlı şehit annesi Catherine Ashton’a hitaben bir mektup yazdı. Mektupta Amerika ve AB ülkelerinin Müslümanlara yaptıkları zulümler ve sinsi fitnelerine güzel bir şekilde değinildiği için mektubun tercümesini yayınlıyoruz.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-  İslam inkılabı değerlerini yaşatmak ve İmam Humeyni’nin (r.a) emrine lebbeyk demek için üç evladını ve bir de kardeşini feda eden İsfahanlı şehit annesi Sıddike Sadat Bahreyniyan Avrupa Birliği AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’a mektup yazarak yaşanan ağır gerçekleri insan hakları savunucularının gözleri önüne serdi.

Şehit annesinin Catherine Ashton’a yazdığı mektup:

Bayan Ashton!

Selamun Aleykum…

Şehrimizde misafir olduğunuz için Hoş geldiniz dileklerimi sunuyor ve protokolü bir kenara bırakıp asıl konuya girmek istiyorum;

Bayan Catherine Ashton;

Bu mektubumu İslam inkılabı devriminde ve mukaddes savunmada can paresi evlatlarını şehit veren tüm anneler adına yazıyorum. O anneler ki çoğu henüz ciğer parelerinden bir nişane veya bir haber alma yolunu gözlemekteler. 

Bayan Ashton!

Siz öyle bir şehre ayakbastınız ki her sokak ve caddelerinde Irak savaşının hatıraları bulunmaktadır. Siz öyle bir topraklara geldiniz ki, şehitleri ilk günkü gibi halen gökyüzünde parlamaktadır. Keşke yaptığınız gezide bir de İsfahan’ın Şehitler Gülistanını da ziyaret etseydiniz de sizin temsilcisi olarak İran’a geldiğiniz ülkelerin kayıtsız destekçisi olduğu ülkeler, bizim ülkemizin gençleri ve evlatlarının başlarına neler getirdiğini görseydiniz. Keşke oraya giderek kabir taşlarının üzerine baksaydınız onların yaşlarını görürdünüz. Kimisi 13, 14 ve kimisi de 15, 16 yaşındaydı.

Sizin ülkelerinizin Saddam Hüseyin’e silah ve kimyasal silah verdiğinde siz nerede faaliyet göstermekteydiniz bilmiyorum, ama keşke bir de kimyasal silahlar etkisinde kalan (zehirlenen) gazilerimizi de ziyaret ederek Amerika ve Avrupa ülkelerinin eserlerini görseydiniz.

Bayan Ashton!

Bir annenin evladını kaybetmesi ne kadar ağır ve zor olduğunu biliyor musunuz? Ama siz belki kendinize İran’da, Saddam Hüseyin ve destekçisi Amerika ve Avrupa ülkelerinin İran ve İslam inkılabını darbe vurmasını engellemek için üç, dört veya daha fazla evladını Allah yolunda ve İmam Humeyni’nin (r.a) emriyle feda eden annelerin varlığını anlamaya izin vermemiş sinizdir. Ama şunu iyi bilmelisiniz ki, eğer tekrar savaş olursa veya bütün dünya İslam inkılabı karşısında yer alırsa, yine bütün gücümüzle İslam inkılabı rehberi Seyyid Ali Hamaney’in nidasına Lebbeyk der ve Avrupa ve Amerikan istikbarının ağzını kapatırız.    

Bayan Ashton!

İran'da insan hakları konusunu ele aldığınızı ve bazı bayan aktivistlerle görüştüğünüzü duydum. Çok iyi ama hangi insan hakları?!  İnsanlar haklarından maksadınız, sizin algınız olan ve içinde insanların katledildiği, başların kesildiği veya ciğerlerin yenildiği bir insan hakkı anlayışıysa bu sizin olsun. Ama eğer insan hakları hakkındaki maksadınız insani keramet, dostluk ve toplumlar arası barış ve sulh ise, İslam inkılabı bu insan hakları anlayışının üstadı ve tebliğcisidir ve siz kendinizi bu sınıfın öğrencisi olarak bilin. Bizim sizin ve rehberlerinizin insan hakları anlayışınızı bütün kalbimiz ve vücudumuzda hissettik. Ben ve diğer annelerin toprağa verilmiş evlatları sizin insan hakları anlayışınızın en büyük tanığıdır.   

Bayan Ashton!

Kadın aktivistlerle yaptığınız görüşmede konuşma yapmışsınız… Sizin hangi bayan aktivistlerle görüştüğünüzü bilmiyorum ama bu toprakların bayanları İslam inkılabı rehberine Lebbeyk demek için 8 yıl boyunca ciğer paresi evlatlarını savaş meydanlarına gönderenlerdir. Bu toprakların bayanları 30 yıl sonra evlatlarına dair ellerinde sadece bir künye kalan annelerdir; zira evladının boş tabutunu alıp neyim varsa rehberime feda olsun der.

Bayan Ashton !

Sözlerimin sonunda keşke Şehitler gülistanını ziyaret edebilseydiniz sözünü tekrarlıyorum; zira yazdığım bu son sözlerin manasını daha iyi anlayabilirdiniz;

Bizler aynı şekilde rehberimizin yolunda canımızı vermek için hazırız, ne geriye çekildik ve ne de bize yaptığınız düşmanlıkları unuttuk! Bir gün İslam inkılabı rehberinin emri gelirse karşınızda öyle bir dururuz ki tarih Aşurayı tekrar yazar.


Saygılarımla

Sıddike Sadat Bahreyniyan

Şehit annesi ve şehit kardeşi

ABNA.İR