Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Son iki genel seçimlerde Iraklı şii Müslümanlar kurdukları ittifaklarla mecliste önemli siyasi ağırlık kazandı ve hükümeti kurma görevini kazandı. Kanun devleti ittifakı Başkanı Nuri Maliki son iki genel seçimlerin ardından şii grupların üzerinde uzlaştığı Başbakan olarak açıklandı ve böylece Maliki son sekiz yılda Irak hükümetini yönetti.
Ancak 30 Nisan’da yapılması beklenen yeni genel seçimlerin önceki iki genel seçimlerle önemli bir farklılığı bulunuyor, o da şimdi Irak’ta yeni siyasi kanatların ve ittifakların oluşması ve geçmiş dönemde Irak meclisinin en büyük siyasi kanadı olan milli birlik koalisyonunun ülkede oluşan siyasi, sosyal ve güvenlik şartlarının etkisi ile bir kaç koalisyona ve kanada bölünmesidir.
Aynı durum Iraklı Sünni ve kürt gruplar içinde de söz konusudur. Kuşkusuz Irak’ta yeni seçimler birçok yeni teşekkülün, düşüncenin ve hatta aynı siyasi, etnik ve dini grup içinde kanatların rekabetine sahne olacaktır. Hali hazırda Başbakan Nuri Maliki liderliğindeki kanun devleti koalisyonu Iraklı şii Müslümanların en güçlü ittifaklarından biri sayılır.
Bu ittifakın en önemli üyelerini ise Haşim Musevi liderliğindeki Dava partisinin Irak kanadı, Hadi Amiri başkanlığındaki Bedir örgütü, Muhammed Said Yahya liderliğindeki Risali Iraki Cedid hareketi, Veys Hamd liderliğinden Vahde partisi, Abbas Beyati liderliğindeki Iraklı Türkmenler İslamî birlik partisi, ve Turhan Mukti liderliğindeki Türkmen cephesi oluşturuyor.
Kanun devleti koalisyonu genelde 12 siyasi grup ve partiden oluşuyor. Maliki liderliğindeki kanun devleti seçim programını milli vahdeti desteklemek, etnikçilik ve terörle mücadele ve aynı zamanda Irak’ta siyasi gelişme zeminini hazırlamak gibi eksenler olarak açıklıyor. Gerçekte bu sloganlar Irak toplumunun son bir kaç yılda şiddetle ihtiyaç duyduğu şeylerdir.
Buna karşın şunu da unutmamak gerekir ki etnikçilik, son zamanlarda bazı siyasi grupların Maliki’yi aynı açıdan eleştirdikleri bir durumdur. Son iki yılda İyad Allavi kanadı etnikçilik meselesini gündeme getirerek Maliki yönetimini en sert biçimde eleştirmiştir. Gerçi Allavi Irak’ta icraatı yüzünden imajı şiddetle zedelendi, ancak Maliki’ye yönelik suçlamaları da başbakanın genel seçimlerde konumunu etkilediği belirtiliyor. Nitekim Maliki’nin ikinci dönem başbakanlığı üzerinden nerdeyse dört yıl geçtiği bir sırada hatta bazı Şii gruplar da Maliki’yi eleştirmeye başladığı gözleniyor.
Kuşkusuz bazı çevrelerin Maliki’nin ikinci dönem başbakanlığı sırasında izlediği bazı politikalarından hoşnutsuzluğu Şiilerin ittifakında bazı çatlakların oluşmasına ve yeni kanatların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Örneğin Hekim ve Sadr hareketleri Maliki’nin kanun devleti koalisyonundan çekildi ve şimdi bağımsız bir şekilde seçimlere katılıyor. Vatandaş anlamına gelen Mevatin koalisyonu, şii Müslümanların ikinci büyük koalisyonudur ve Irak’ta seçim arenalarında her zaman aktif varlık sergilemiştir.
Ammar Hekim liderliğindeki Mevatin koalisyonu şimdi kanun devleti ittifakına karşı güçlü ve önemli bir rakip olarak yer alıyor. Mavatin koalisyonu yaklaşık 20 siyasi parti ve gruptan oluşuyor. Bu koalisyonda ammar Hekim liderliğindeki Ala meclisi, Ahmet Çelebi liderliğindeki milli kongre, Ali Debbağ liderliğindeki bağımsız Irak cemiyeti ve Feryad Ali liderliğindeki Türkmen Vefa hareketi gibi gruplar yer alıyor. Bilindiği üzere Ammar Hekim Irak’ta Hekim hanedanına mensup olduğu için halk arasında sevilen bir politikacıdır ve Irak halkı tarafından saygı gören bir din adamı da sayılır.
Öte yandan Hekim’in son yıllarda ılımlı bir yol izlemesi, hatta sünni ve kürt gruplar tarafından da özel saygı görmesine neden olmuştur ki bu da Mevatin koalisyonu için olumlu bir puan sayılır. Bağdat yönetimine ve Başbakan Maliki’ye karşı her zaman ılımlı bir yaklaşım sergileyen Ammar Hekim’in aksine Sadr hareketinin manevi lideri Muktada Sadr, Maliki’nin ikinci başbakanlığı döneminde sürekli onu eleştiren bir tavır sergiledi. Necm Abdullah Ahmet liderliğindeki Ahrar koalisyonu ise Irak genel seçimlerine bağımsız olarak katılmak isteyen şii müslümanların üçüncü büyük ittifakıdır.
Muktada Sadr siyaset arenasından çekileceğini ve daha çok kültürel ve dini işlerle ilgileneceğini açıklamasının ardından Ahrar koalisyonu ve Sadr hareketinin liderliği Necm Abdullah Ahmet’e devredildi. Ahrar koalisyonunda Talib Deiş liderliğinde İtifada Şabaniye Mübareke hareketi, Sami Al-i Mecnin liderliğindeki Islahı Vatani hareketi gibi siyasi gruplar yer alıyor.
Gerçi Ahrar koalisyonu, kanun devleti ve Mevatin koalisyonuna kıyasla daha küçük bir teşekkül gibi görünüyor, ancak Muktada Sadr ve Ahrar koalisyonunun Irak’ta az gelirli kesimlerin arasında ve özellikle Bağdat ve çevresinde nüfuzuna bakıldığında, koalisyonun kazanacağı oyların büyük şii koalisyonları etkileyebileceği anlaşılıyor, nitekim geçen dönem de Sadr hareketinin milli birlik koalisyonuna katılması başbakanlık koltuğunun Şiilerin eline geçmesine vesile oldu. Sözü edilen üç önemli şii ittifakın yanında İbrahim Caferi liderliğindeki Islahı Vatani koalisyonunu oluşturan yedi siyasi grup da üç büyük koalisyona katılmak yerine bağımsız bir şekilde seçimlere katılmaya karar verdiği anlaşılıyor.
Öte yandan Iraklı ehli sünnet grupları arasında da genel seçimlere katılmak isteyen koalisyonların çok çeşidi dikkat çekiyor. Bu grupların arasında geçen seçimlerde Irak meclisinde 91 sandalyeyi kazanan ve hatta bir süre başbakanlık iddiasında bulunan Iyad Allavi liderliğindeki El Irakiye listesinin bu seçimlere bölünmüş vaziyette girmesidir. Iraklı ehlisünnet grupları arasında Allavi liderliğindeki El Vataniye koalisyonu en belirgin ittifaktır. Allavi geri Şii Müslümanlardandır, ancak sekular çizgisi ve Sünni gruplarla yakınlığı yüzünden başını çektiği koalisyon sürekli Sünni ittifaklardan sayılmıştır.
Allavi’nin başını çektiği El Vataniye koalisyonunda Baha Süleyman liderliğindeki vahdete ve değişim cemiyeti, Vasab Abudu liderliğindeki El hilal ve Vaad Sabu liderliğindeki Takaddum İzidi partisi gibi toplam 15 siyasi grup ve parti yer alıyor. Iyad Allavi son dört yılda Başbakan Maliki ile en çok sürtüşen bir şahsiyet olarak biliniyor, ancak Allavi’nin konumunu zayıflatan ve hatta El Irakiye listesine darbe vuran mesele, listenin önemli üyelerinden Irak’ın eski Cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi’nin Irak ehli sünneti kamuoyunu olumsuz etkilemesi ve yine El Irakiye ile ittifaka giden kürt koalisyonunu olumsuz etkilemesidir.
Tarık Haşimi’nin terör örgütleri ile irtibatı, El Irakiye listesinde yer alan bazı siyasi grup ve partilerin görüşlerini değiştirmesinde önemli rol ifa etti. El Irakiye listesi Tarık Haşimi’nin kaçma macerasından sonra dağıldı ve içinden beyaz El Irakiye listesi ve özgür El Irakiye listeleri çıktı. Irak meclis Başkanı Usame Necifi liderliğindeki Muttahidun koalisyonu da Iraklı ehlisünnetin önemli koalisyonlarından biridir. Bu koalisyon da 12 sünni siyasi grup ve partiden oluşuyor. Koalisyonda Salih Matlak liderliğindeki Arabiye koalisyonu, Habib Haziran liderliğindeki Diyala Huviyetena koalisyonu ve Abdurrahman Manşed Ami liderliğindeki Arap Kerkük koalisyonu gibi Sünni koalisyonlar yeni çizgiler ve yeni programlarla yer alıyor. Bu koalisyonların her biri yeni genel seçimlerden Iyad Allavi koalisyonuna karşı ciddi rakipler sayılıyor, ama yine de Iraklı ehlisünnet gruplar arasında esas çekişme Usame Necifi ve Iyad Allavi arasında geçeceği anlaşılıyor.
Irak’ta parlamento seçimlerine katılan son büyük grup ise Iraklı Kürtlerin koalisyonları ve siyasi gruplarıdır. Mesut Barzani liderliğindeki demokrat parti ve Celal Talabani liderliğindeki IKYB yanında Naçirvan Mustafa liderliğindeki Guran hareketi, Muhammed Ferec liderliğindeki İslami birlik ve Ali Bapir liderliğindeki İslamî cemaat gibi güçlü gruplar ve yine Muhammed Muhsin liderliğindeki Kürdi Muvahhid koalisyonu gibi daha küçük gruplar seçimlere katılıyor. Şirku Muhammed Salih liderliğindeki Selam Kürdistani listesi ve Muhammed Hac Mahmut San Ahmet liderliğindeki Talalif Vatani Kürdistani listesi de önemli kürt listeler sayılır, ancak kuşkusuz bu seçimlerde esas rekabet demokrat parti ile Guran hareketi arasında geçecektir. Naçirvan Mustafa liderliğindeki Guran hareketi Kuzey Irak’ın iki geleneksel partisi DP ve IKYB’yi eleştiren çizgisi ile son dönemde Iraklı Kürtlerin arasında büyük destek gördüğü anlaşılıyor.
Öte yandan IKYB lideri Celal Talabani’nin yokluğunda pasif konuma düştüğü ve DP de Kuzey Irak’ta tekelci tutumu yüzünden ağır eleştirilere maruz kaldığı gözleniyor. Irak’ta yeni parlamento seçimlerinde tüm yeni siyasi saflaşmalar bir yana, asla inkâr edilemeyecek bir durum, seçim rekabetlerinin hatta büyük şii, sünni ve kürt ittifaklar arasında çok zor ve sıkı geçeceği gerçeğidir. Bu rekabetin zorluğu, Irak toplumunun bakışı büyük ölçüde ülkenin içinde bulunduğu siyasi, sosyal ve güvenlik şartlarından etkilenmesinden kaynaklanır. Bugün Irak’ta Saddam’ın devrilmesi üzerinden on yılı aşkın bir süre geçtiği halde ülkede huzur ve istikrar sağlanamamıştır.
Gerçi bu konuda bir çok iç ve dış etkenin etkili olduğu bilinmektedir, ancak Irak toplumunun bakışı perde arkasında yaşananlardan oldukça uzaktır. Bugün Irak’ta savaş, huzursuzluk ve güvensizlikten usanan Irak milleti için en önemli şey, güvenliktir. Öte yandan Iraklı bazı siyasi gruplar için en önemli şey, iktidarı ele geçirmek ve diğer bazıları için milli çıkarları korumaktır. Tüm bu etkenler Irak’ta seçim sürecini etkileyebilecek etkenlerdir. Fakat unutmamak gerekir ki son dört yılda hem Irak halkı ve hem siyasi grupları karşı karşıya geldikleri sorunların ardından görüşleri büyük ölçüde değişmiştir. Yeni siyasi kanatların ve ittifakların ortaya çıkmasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Nitekim son dört yılda eski ittifaklar dağıldı ve yeni bir kimlikle siyaset arenasına döndü ve daha önemlisi eski müttefiklerin bir birini eleştiren rakiplere dönüşmesidir. Her halükarda kesin olan şu ki Iraklı büyük siyasi, dini ve etnik grupların arasında Şii Müslümanlar ülkenin yasama kurumunu ele geçirmek için daha büyük saikleri bulunduğu anlaşılıyor.
Bu saikler bu büyük kesimin Irak’ta iktidar yapısına tarihi bakışından kaynaklanır. Bundan başka Irak’ta iktidar ve hükümetin yapısını belirleyen en önemli ve en büyük etken, parlamentoda en büyük kanadı oluşturmak olduğu için şii gruplar rekabete karşın birlikte hareket etmeyi de ihmal etmiyor. İşte bu yüzden gözlemciler Iraklı şii grupların arasında yaşanan bölünmelere karşın bu grupların zamanı geldiğinde bir birine yakınlaşmayı ve mecliste siyasi ağırlıklarını arttırmayı bildiklerini ifade ediyor. Hatta bazı gözlemciler Şii Müslümanların arasında kurulan ittifakların çokluğunu, dağınık oyları toplama taktiği şeklinde yorumluyor.