26 Ekim 2014 - 12:12
Ortadoğu ve Önasya'da Değişen Dengeler

Seyyid H.Nasrullah'ın İsrail'in yenilmezlik efsanesini tarihin tozlu raflarına gönderdiği günlerde söylediği bir cümleyi buraya alarak satırlara başlamak istiyorum.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Seyyid;''İslam Ümmeti için yenilgi dönemi kapanmıştır'' cümlesini ifade ettiğinde, esasında bu cümlenin oluşmaya başladığı tarih, İmam Humeyni'nin İslam İnkilabı'nı zaferle taçlandırdığı gün kurulmuştu.

En sarsılmaz diktatör kalelerin, nasıl da bir kaç yıl içinde yerle bir olduğunu Irak ve Libya gibi yerlerde gördük. Saddam ve Kaddafi'nin akibeti ne yazıkki bölgedeki diğer diktatörleri pekte etkilemiş değil.

Saddam iktidarının çöküşünden sonra bölgenin siyasal gücü konumunda olan İran'a karşı umduğunu bulamayan İsrail ve ABD, kaos doktirinine başvurmayı son çare gördü. Batı sömürge güçlerince, bir asır önce dizayn edilen bölgenin sınırları, Yasemin Devrimi yada Arap Baharı adı altında yeniden şekillendireceğini sandı ama olmadı. Unutulmamalı ki Batı, bir asır önce İslam Dünyası'nı kendi sömürü düzenine hizmet edecek şekilde dizayn ettiği zaman, karşısında bugünkü gibi bir İslam İnkılabı ve onun Lübnan'daki sağlam kalesi olan Hizbullahi Direniş yoktu.

ABD ve İsrail'in bölgedeki çıkarlarının sürekliliği, İslam Dünyası'nın sömürüsü üstüne kurulu bir stratejiden oluştuğunu, bölge halkı, belki 79 İslam İnkilabı'nın akabinde yeterli derecede anlama fırsatını yakalayamamıştıysa da Birinci ve İkinci Körfez Savaşı ve akabindeki savaşlardan yeterli dersler çıkarmayı öğrendi. Bundan dolayı İslam İnkilabı'nın neden şer ekseni olanlarca öcü gösterilmek istendiğini de çözmüş oldu.

Bölge güvenliğinin sağlanması adına sahada olan direniş ve siyasi yapıların hizmet ettikleri siyasal ve ideolojik bakışları çok önemlidir. Irak'ta Maliki, Suriye'de Esad, Lübnan'da Nasrullah gibi onurlu duruş sergileyenler, bu açıdan önemli ve elbette oyun dışı bırakılması için ne gerekiyorsa yapılmalıydı!

Kasım Süleymani'nin özellikle Irak ve Güney Kürdistan'daki operasyonları ile verdiği mesajı almakta gecikmeyen emperyal güçler, CİA ve MOSSAD şebekelerince artık bu coğrafyada operasyonlar yaparak iktidarları değiştirme dönemlerinin kapandığına inanmış olmalılar ki bölgenin hassas kartı olan Kürt birlikleri ile son bir hamle yapmak istiyor. 

Bu açıdan Kobane direnişi aynanın karanlık yüzü! Öte yandan IŞİD katliamının yarattığı trajedi ile Kürt halkını birbirine bağlayan önemli bir etken olarak kullanılıyor. Kürt hareketleri ise bugüne kadar bölgenin satranç oyununda piyon olmaktan başka rol üstlenemediler. Bugün ise bölgedeki kaos'tan kendilerine yeni rol üstlenme arayışındalar. Kürt ulusal hareketleri, değişen dünya ve bölge dengelerini sağlıklı analiz yapmaktan uzak duygusal hamlelerle tatmin olmayı tercih etmeleri, anlaşılır gibi değil.

Bölgenin siyasal ve stratejik çözümüne dair, İranlı yetkililer tarafından defalarca deklare edildiği gibi, bölgenin yerli dinamikleri ile mümkün olabileceğinin öncelikli olduğu anlaşılmadıkça, Kürt ulusal hareketleri görece kazanımlar elde etme başarısı sağlasa da ileride bu kazanımların kime daha fazla faydalı olacağını iyi hesaplamalıdır. Nitekim bölgede kaos çıkartarak bunu bir fırsat olarak değerlendiren ABD, Erbil'e askeri üs kurma planını açıklamış oldu.

İsrail ve ABD ikilisi de biliyor ki IŞİD gibi köksüz ve medeniyetsiz bir güç, ancak Moğollar gibi esen geçici bir fırtınadır. Mısır ve Türkiye gibi kendine uydu devletlere biçtiği tarihi misyonun başarısızlığa uğramasından dolayı ABD, elinde tuttuğu son Kürt Devleti kartını, dolayısı ile Kürt halkını oyuna sürmek istiyor.

Şer güçler; IŞİD'i, adeta Şiiler'e alernatif bir Sünni hareketi gibi göstermek isiyor. Oysa Suriye, Irak ve Kürdistan'da katilam bölgelerine baktığımızda, büyük çoğunluk SünniMüslümanlar'dan oluşmakta. Kaldı ki Bahreyn ve Yemen diktatörlerince işlenen cinayetler, ne Batı ne de Batı'nın uydu iktidarlarınca, görülüyor değil.

Kürt halkının siyasi kadroları, burada çok hassas bir evreden geçtiğini bilmeli. Ve yine bilinmeli ki Fırat, Sakarya'ya akmayacaktır. Fırat, dün olduğu gibi yarında körfezine doğru akacaktır!

Ortadoğu ve Önasya'nın Müslüman halklarının, İsrail tehlikesi ve Batı tehdidinden kurtulmasının yolu, İslam İnkılabının bölgeye sunduğu kalıcı çözüm önerilerini uygulamaktan geçtiğini, Batı'ya uydu iktidarların sunmak istediği görece özgürlük ve eşitlik sloganlarının altında, aslında İslam Dünyası'nın bir asır daha sömürü ve köleliğe sürüklenmesi özlemidir. Sözde öncelik; Modern (medeni değil) olmak, çağdaş (ne demekse) olmak, Hümanist ve Demokrat olmak, evrensel değerlere ulaşmak...

Esaret zincirlerini kırmak isteyen, bu ümmetin evlatlarına öncülük edenler(!) Nedense, önceliğini Kerbela evlatlarını yok etmekte görüyor.

Öncelik; Halkların kardeşliği adına, ilkel komünal toplum hayatı ve mülkiyetsiz toplum yaratma sevdası adına, İlahi önderler silsilesinin öğretilerini söndürmek.

Öncelik;...

Biliyor ki tarihin bütün dönemlerinde, zalimler, insanlığın elde etmek istediği özlemleri şiar edinerek, zulmetmişlerdir. 

Bölgedeki Batı'ya uydu (Suud, Katar, Türkiye sair) hükümetlerin; mezhebi, ırki ve diğer faktörlerden faydalanarak, müslüman halklar arasına ayrımcı siyasetler yerleştirmek istemeleri, onların müslüman halklara duyduğu kin ve nefretin dışa yansımasından başka bir şeymi dir? Batı ve Batı'nın bölgedeki uydu hükümetleri, IŞİD gibi cinayet şebekelerine, her türlü Silah ve lojistik desteği verirken, Şia, Sünni, Arap, Kürt ve Türkmen ayrımı yapılmadan işlenen cinayetlerin, aslında İslami Uyanış'ın getirdiği yeni düzen isteğinin, bölgedeki değişen dengelere karşı tahammülsüzlüğün ıspatı olduğunu, müslüman halkların olayları gayet açık bir biçimde görebildiğini, ne yazık ki ellerinde yeterli güç bulunmadığından dolayı öfkelerini sinelerinde biriktirerek, sabır ve tahammüllerinin kalmadığını gösteriyor.

İmam Ali'nin Malik-i Eşter'i, Pardon! İmam Hameneyi'nin Kasım Suleymani'nin, elindeki Zülfikar'ın ışıltısı, Zagroslar'ın ufkundan Mezopotamya'da yansıması, böyle okunmalı!

Ortadoğu ve Önasya'da dengeler değişti, sınırlar da değişecek. Değişen sınırların eski sistemle yönetilmeyeceği bilinmeli. Yemen'den Kürdistan'a, Kürdistan'dan Batı Afrika'ya, Batı Afrika'dan, Güney Akdeniz sahillerine kadar heryerde, Kerbela'da söylenen o ölümsüz söz yankılanıyor. ''Zillet bizden uzaktır''

Muhammed Can

Ekler