Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Perşembe günü gerçekleştirilen bu saldırı zaman ve amaç açısından diğer cinayetlerden çok farklıydı. Son derece karmaşık şekilde gerçekleşen bu saldırı Irak’ın IŞİD gibi bir terör belasıyla meşgul olduğu ve tüm dikkatini o yöne çevirdiği bir zamanda gerçekleşti. IŞİD terör örgütünün Irak’ın ulusal bütünlüğünü hedef aldığı ve bu ülkeyi teröristlerin cirit atacağı bir bataklığa dönüştürme planı ile hareket ettiği de herkesçe bilinen bir gerçektir.
Özellikle bu cinayet Basra halkının Irak’ın diğer bölgelerindeki halk gibi ümmetin vahdet ve kardeşliğinin sembolü olan Yüce Peygamberin (s.a.a) mübarek doğum gününü kutlama etkinlikleriyle meşgul oldukları bir zamanda gerçekleşti. Böyle bir zamanda gerçekleştirilen bu saldırı Müslümanların ortak değeri olan Hz. Muhammed’in doğum günü kutlama programını yasa dönüştürdü! Basra halkı arasında mezhep fitnesinin ateşi yakılmak istenmişti. Satılmış Arap kanallarının zehirli propagandaları için de çok güzel bir haber malzemesi ortaya çıkmıştı. Suudi Arabistan ve Katar başta olmak üzere bazı körfez ülkelerinin kanalları haberi son dakika gelişmesi olarak verdi; sonra da verip veriştirdi!
Bir anda “Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır!” ayeti tecelli etti. Kurdukları tuzak Ayetullah Sistani’nin yine ferasetli tutumu ile makus etki oluşturdu. Basra halkını birbirlerine daha da yakınlaştırdı. Ayetullah Sistani hemen olaya müdahil olmuştu. Basra’daki temsilcisi Şeyh Muhammed Felek’i aradı. Merceiyet makamının olaydan duyduğu üzüntüyü ifade etti. Basra halkına ve özellikle de şehitlerin ailelerine başsağlığı diledi. Güvenlik güçlerini derhal harekete geçerek bu feci cinayetle ilgili ipuçları bulmaya ve olayın faillerini tutuklamaya çağırdı. Yine onun hikmetli ve dirayetli tutumu fitne ateşini söndürmüştü.
Ayetullah Sistani’nin fitne karşısındaki bu istikametli ve hikmetli duruşu, düşmanların oyununu bozmuş, özelde Basra halkı ve genelde Irak halkı rahat bir nefes almıştı. Irak halkı artık şundan emin; Ayetullah Sistani yaşadığı sürece bu ülkede mezhep fitnesi asla maya tutmayacaktır. Bu dirayet ve hikmet abidesi rabbani âlim nefes aldığı sürece Irak’ta mezhep fitnesinin çıkması imkânsızdır! Belli ki Yüce Allah onun bereketli vücuduyla Irak halkına bir lütufta bulunmuş; üzerinde binbir türlü oyunlar oynanan Irak halkını en kritik fitne tufanlarında bu büyük şahsiyetin hikmet dolu tedbirleriyle güvenlik sahiline çıkarmaktadır.
Şu bir gerçektir ki bugün Irak milleti Şii’siyle-Sünni’siyle, Kürdüyle- Türküyle, Ezidisiyle-Dürzüsüyle topyekün ve omuz omuza tekfirci teröristlere karşı savaşmaktadır! İşte Irak halkını farklı etnik yapılarına rağmen bir araya toplayan ve onlara “Iraklı olma” şuurunu veren hiç şüphesiz Ayetullah Sistani’nin en başından beri süregelen hikmetli ve ferasetli tutumudur.
Ayetullah Sistani’nin emriyle başbakan ve ilgili bakanlar konuyu ciddiyetle takip ettiler. Özellikle şehit edilen Sünni âlimlerin insanları sevgi ve hoşgörü içinde kardeşçe yaşamaya davet eden şahsiyetler olması olayın kirli bir provokasyon olduğu şüphesini güçlü kılmaktaydı. Haydar İbadi Ehlisünnet mensuplarınca Azemiye’deki Ebu Hanife mescidinde organize edilen Peygamberimizin (s.a.a) milat programına katıldı. Orada yaptığı bir konuşma ile birlik ve kardeşlik mesajı verdi. Basra Emniyet Müdürünü özel olarak bu olayı araştırmakla görevlendirdi.
Ayetullah Sistani’nin tüm Irak halkına, bir babanın evlatlarına baktığı gibi müşfikçe yaklaşımı onun bütün Iraklıların kalplerinde özel bir yer edinmesine vesile olmuştur. Özellikle son 10 yıl içerisinde ülkede Şii-Sünni çatışması çıkarılmak için defalarca harekete geçilmiş. Ancak onun basiretli ve hikmetli tutumu bu fitneleri boşa çıkarmıştır. 2006 yılında Askeriyeyn türbeleri bombalandığında artık herkes ümidini yitirdi. Amansız bir mezhep çatışmasının çıkması an meselesiydi ki Ayetullah Sistani o kritik günlerde şu sözü söyledi: “Ehlisünnet sizin kardeşiniz değil, canınızdır ve özünüzdür.” Onun bu sözü, böylesine büyük bir fitne ateşinin üzerine su döktü ve Iraklıları birbirine kenetledi.
Samih Mazhar