1 Şubat 2015 - 07:20
Nasrallah'ın konuşmasındaki satır arası mesajlar

Seyyid Hasan Nasrallah'ın dün ikindi vakti, İsrail’in Kunaytra suikastı ve Hizbullah’ın gerçekleştirdiği Şebaa operasyonu hakkında yaptığı konuşmada bir çok mesajlar vardı. Bunlar başlıca manevî, askerî ve siyasî başlıklar altında zikredilebilir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Seyyid Hasan Nasrallah dün ikindi vakti, İsrail'in Kunaytra suikastı ve Hizbullah'ın gerçekleştirdiği Şebaa operasyonu hakkında bir saat on beş dakika süren bir konuşma yaptı. Bu yazıda zikredilen konuşmada öne çıkan hususları aktarmaya çalışacağız. Bunu üç ana başlık altında yapmaya gayret ettik. Çünkü Hasan Nasrallah, konuşmasında her iki operasyonun da askerî, siyasî ve manevî dersler için zengin olduğuna dikkat çekti.

Manevî Mesajlar: İftihar Ettiğimiz Şehitler Yol Göstericimizdir

1.Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasına, “Hiç şüphesiz Allah, müminlerden cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat'ta da İncil'de de Kur'ân'da da üstlendiği gerçek bir vaattir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? O halde yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte büyük kurtuluş budur.” (Tevbe: 111) ayetini tilavet ederek başladı. Şehitlerin isimlerini teker teker zikredip ailelerine taziye ve tebriklerini sundu. Şehitlerin Direniş için yol gösterici ve bereket olduğunu vurgulayan Nasrallah, bu makama gıpta ettiklerini açıkladı.

2.Kunaytra'da gerçekleştirilen hadise dolayısıyla üzüntülü olduklarını belirten Hasan Nasrallah, Hz. Zeyneb (sa)'nın şu sözünden ders alan bir mektebe mensup olduklarını belirtti. “Güzellikten başla bir şey görmedik; bizler ve düşman arasında da dünya ve ahretten başka bir şey yoktur.” Allah'ın her türlü takdirine rıza gösteren bir topluluk nasıl yenilebilir. İsrail'in bunu düşünmesi gerekiyor. Ya şehadet ya zafer… Hizbullah, bölgede bu iki güzellikten birini elde etmek için savaşırken, diğer eksen ise dünya metaı ve ahlakî meziyetleri kaybetmiş bir halde, şu geçici dünya adlı gölgede bin yıl yaşamak istercesine hırslanmaktadır.

3.Seyyid Nasrallah tam da burada dünya sevgisine sahip olan birinin asla şehit olamayacağına şu sözleriyle işaret etti: “Şüphesiz şehitler ve maşukları arasında dünyadan başka bir şey bulunmamaktadır.  Siz ey şehitler! Dünyanın sıkıntısından kurtuldunuz ve ebedi hayatın rahatlığına kavuştunuz.” Dünya metaına saplanmışlık Seyyid'in yine -aşağıda okuyacağınız değerlendirmelerinde göreceğiniz gibi- Müslümanların vahdetini engellemekte, İsrail ve benzeri düşmanlar karşısında zaafa duçar olmalarına neden olmaktadır. Peki, bundan kurtuluş var mıdır?

4.İmam Humeyni (ks) Akıl ve Cehalet Askerleri adıyla bilinen hadisi şerh eden eserinin girişinde, ahlakî öğütlerin reçete değil sadra şifa tedaviler olması gerektiğinin altını ısrarla çizer. Seyyid Nasrallah da dünyevî diyardan şehadet yurduna intikal için şu tedaviyi öneriyor konuşmasında: “Hepimizin İmam Hüseyin (as)'ın şehadet hattında olmamızı temenni ediyorum!”

Siyasî Mesajlar: “Arap Birliği”, Direniş'in Vahdeti ve İsrail'in Bölgedeki Varlığı

1.Seyyid Hasan Nasrallah'ın konuşması dev ekran televizyondan Beyrut'taki katılımcılara naklen aktarıldı. Dinleyicilerin bulunduğu salonda İmam Humeynî, İslam İnkılâbı Rehberi Seyyid Ali Hamaneî ve Seyyid Abbas Musevî'nin posterleri bulunuyordu. Ayrıca Nasrallah'ın arkasında Kunaytra suikastında şehit olan mücahitlerin fotoğrafları konulmuştu. Konuşmada yer alan “Burada şehid olan İran ve Lübnanlılar, yolun, gidişatın ve sorun birliğinin Filistin'den İran'a, Suriye'den Lübnan'a kadar aynı olduğunu göstermiştir. Bu birliğe tam olarak ulaştığımız zaferler dönemine girmiş olacağız” mesajının göstergelerle ortaya konulmasından başka bir şey değildi bu. Nasrallah, konuşmanın şehitlere ayırdığı özel girizgâhın hemen akabinde İsrail'in Lübnan, Suriye, Filistin'e karşı yürüttüğü mücadeleyi tek başlık altında vurgulaması da buna binaendi.

2.Nasrallah, konuşmasında İsrail'in bölgedeki 1948'den beri devam eden “resmî” varlığını kansere benzetti ve bunun sorumlusu olarak da bölgedeki Arap devletlerini gösterdi. Arap Birliği'ni adı var kendi yok bir nominal oluşum olarak tanımladı. Arap halkının İsrail'e karşı direndiğini ama devlet yöneticilerinin ise sadece Müslüman devletlerde meydana gelen iç karışıkları körüklemek için ortaya çıktığının altını çizdi.

3.Seyyid Hasan Nasrallah'ın Kunaytra'da İsrail tarafından yapılan suikastı Seyyid Abbas Musevî suikastına birebir benzetmesi dikkat çekicidir. Buradan hareketle Siyonist güçlerin Kunaytra'da Hizbullah'ın seçkin kadrosunu hedef alma stratejisini özellikle benimsediğini söylemek mümkün görünüyor. Seyyid Hasan Nasrallah'ın “Direniş'in yüksek kadrosundan herhangi biri veya Direniş'in gençlerinden herhangi birine bir suikast gerçekleşirse, İsrail'i bunun sorumlusu bileceğiz ve istediğimiz bir zamanda ve istediğimiz bir mekânda bunun cevabını vereceğiz” tehdidinden de İsrail'in benzer suikastları gerçekleştirmeye hazırlığı içerisinde olduğuna dair Hizbullah'a istihbarat geldiği düşünülebilir.

Askerî Mesajlar: Kuneytra ve Şebaa Operasyonları

1.Seyyid Hasan Nasrallah İsrail ve Hizbullah'ın gerçekleştirdiği operasyonları birçok boyutuyla değerlendirdiği konuşmasında iki operasyon arasında bariz farklılıklara dikkat çekti. İsrail, hain bir suikast gerçekleştirmişken; Hizbullah yüz yüze bir saldırıyla cevap vermiştir. Bunun yanı sıra Kunaytra gibi Şebaa operasyonu da gündüz, araçlara, aynı saatte gerçekleştiğine vurgu yapan Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, zannedersem operasyonu düzenleyen kadronun derin analiz yeteneğini ve Direniş'in istihbarat gücünü İsrail'in anlamasını istedi.

2.Kunaytra suikastının İsrail devlet kademesinin en üst yetkilileri tarafından gerçekleştiğini dile getiren konuşmasında Nasrallah, bu operasyonun alelade bir çarpışma olamadığına işaret etti. İsrail'in bunu bölgedeki sıradan bir hadise gibi lanse etmek istemesi, angajman kurallarını tamamen kendi lehine çevirmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Nasrallah, İsrail'in bu çabasının boşuna olduğuna temas ederek Hizbullah'ın angajman kuralı diye bir çizgisinin olmadığını, bunları yok saydığını belirtti.

3.Hasan Nasrallah, İsrail'in suikastın meşruiyeti için dile getirdiği tüm argümanlara bakıldığında bunların Culan bölgesiyle işkili olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Kunaytra'ya çok yakın olan bu şehir 1967'ye kadar tamamıyla Suriye'nin egemenliği altındaydı. Bu tarihte İsrail, şehrin bir kısmından başlayarak, günümüze kadar süren işgalini başlattı. Dolayısıyla İsrail'in bu niyeti Suriye'de patlak veren olaylarla da birleştirilince, Siyonist rejimin bir türlü deviremediği Esed'ten “ne koparabilirsem” mantığıyla bölgedeki yayılmacı politikasına devam ettiği/edeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle olsa gerektir, Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasında en-Nusra ve İsrail işbirliğine değindi. Yanlarında kişisel silahlarından başka teçhizatı bulunmaya iki arabadaki Hizbullah üyelerini Culan için tehlike addeden İsrail, bu bölgede cirit atan tam teçhizatlı binlerce en-Nusra askerinden neden kaygılanmamakta ve bunun ötesinde niçin her türlü yardımı sağlamaktadır?

Seyyid Hasan Nasrallah'ın tarihe geçecek bu konuşması hakkında çok ama çok önemli bir nükte olduğuna inandığımız bir hususa işaret ederek yazımızı bitirmek istiyoruz. Seyyid Hasan Nasrallah'ın konuşmalarında konu her ne olursa olsun asla yüzünden tebessüm eksik olmaz. Dünkü konuşmada da üç veya dört yerde o tebessümü görünce, bu tebessümler, Allah'ın takdirine olan rızasının tecellisi gibi göründü bizlere. “Biz savaşmak istemiyoruz ama savaştan da korkmuyoruz” cümlesini defaatle kurduğu bir anda bile, o tebessümler, gerek Siyonist rejime ve gerekse müminlere aslında olarak birçok şey anlatmaya yetiyor.

Hasan Hüseyin Güneş